Warning: session_start() [function.session-start]: open(/var/cpanel/php/sessions/ea3/sess_b389e7f3355161887e5b0ab96e759da8, O_RDWR) failed: No such file or directory (2) in /home/ogsaowfr/public_html/index.php on line 13

Warning: session_start() [function.session-start]: Cannot send session cookie - headers already sent by (output started at /home/ogsaowfr/public_html/index.php:13) in /home/ogsaowfr/public_html/index.php on line 13

Warning: session_start() [function.session-start]: Cannot send session cache limiter - headers already sent (output started at /home/ogsaowfr/public_html/index.php:13) in /home/ogsaowfr/public_html/index.php on line 13

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/ogsaowfr/public_html/index.php:13) in /home/ogsaowfr/public_html/index.php on line 19
Incek Tartışmalarında ‘Türkiye’nin Suriye politikası’ ele alındı - 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Hoşgeldiniz; Bugün 30 Mart 2017 Perşembe
İş Geliştirme ve Stratejik Yönetim Araştırmaları Merkezi|25 Nisan 2016 Pazartesi

Incek Tartışmalarında ‘Türkiye’nin Suriye politikası’ ele alındı

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından yazıldı.

BAKIŞ, Incek Debates     

‘Suriye politikası nasıl değiştirilmeli?’

‘Incek Debates’, 31 Mart 2016 günü, İslam İşbirliği Teşkilatı eski Genel Sekreteri, İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Prof. Dr. Hasan Ünal (Atılım Üniversitesi) ve Dr. Ali Bilgin Varlık (21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü)’ın konuşmacı olarak katılımlarıyla, ‘Türkiye Suriye’deki krizin çözümüne daha olumlu nasıl katkıda bulunabilir’ sorusunu ele aldı. Tartışmanın başında Bn. Kholoud Mansour (Center for Middle Eastern Studies, Lund University, İsveç) Skype üzerinden, bir Suriyeli kadın araştırmacı olarak konuya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. Tartışma, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Dr. Haldun Solmaztürk tarafından yönetildi. Toplantıya, uzmanlardan oluşan seçkin bir grup ve Ankara’daki diplomatik misyonlardan temsilciler katıldılar. Aşağıdaki ‘Raportör Özetinde’ bu tartışmanın sonuçlarını bulabilirsiniz. Özette yer alan hususlar ve değerlendirmeler, herhangi bir konuşmacı veya katılımcının birebir görüşlerini veya tüm katılımcıların fikirbirliğine ulaştığı görüşleri yansıtıyor şeklinde algılanmamalıdır. Tartışma, ‘Chatham House Kuralı’ çerçevesinde icra edilmiştir.

 

Özet

Hükümet güçleriyle Suriye ‘muhalefeti’ arasında başlayan iç savaş, giderek mezhepsel bir karakter kazanırken sonunda uluslararası bir savaşa dönüştü ve Türkiye’yi ve Türkiye’nin dış ve güvenlik politikalarını derinden etkiledi. Türk hükümeti, Türkiye’nin çok eskiden gelen ‘başkalarının iç işlerine karışmama’ dış politika prensibini terkederek bu savaşa taraf oldu. Türkiye Güneydoğu’da PKK ile uzun ve kanlı bir çatışmaya girerken, yaklaşık 3 milyon Suriye vatandaşı mülteci olarak Türkiye’ye geldi ve Türk hükümeti bu krizde söz söyleme ve etkileme imkanlarını hemen tamamen kaybetti. Bu koşullar altında, yeniden düzenlenmiş kapsamlı bir bölge politikası çerçevesinde, Suriye politikasının gözden geçirilmesi, Türk hükümeti tarafından çok daha önce yapılmış olması gereken bir zorunluluk olarak görünüyor.

Türk hükümeti Esad hükümetinin kısa sürede düşeceğini umdu, fakat bazı gerçekleri gözden kaçırdı: Esad’ın güçlü bir tabanı vardı, Rusya Esad’ın iktidarda kalması için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı, ABD  ve genel olarak Batı doğrudan müdahale konusunda isteksizdi, ‘Kürt kartı’ siyasi olduğu kadar askeri bir nitelik de kazanınca alandaki gerçeklik zaman içinde ciddi bir değişiklik geçirdi, Cihatçıların Türkiye’de kendilerine bir altyapı oluşturması aslında Türkiye’nin benimsediği politikalar sayesinde mümkün oldu, ve Esad’ın yerine gerçekçi bir alternatif üzerinde henüz bir mutabakat sağlanamadı.

Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi Türkiye için öncelikli amaç olmalıydı. Türkiye’nin politikası ‘mantığa’ ve Türkiye’nin ‘milli menfaatlerine’ dayanmalıydı. Müdahale politikası istenmeyen sonuçlar verdi ve hem Irak’ın hem de Suriye’nin bölünmesine katkıda bulundu. Türk dış politikasında ciddi bir ‘liderlik’ sorunu vardır.

Türkiye şimdi tümüyle ‘hasım’ ülke ve gruplarla çevrilidir ve ciddi güçlüklerle karşı karşıyadır; son gelişmeler ışığında yeni bir Suriye politikası belirlemek  zorundadır. Önce İran’la, sonra da Rusya’yla ilişkiler ve işbirliği geliştirilmelidir. Türkiye müttefikleri ve dostları için güvenilir ve öngörülebilir bir partner olmalıdır. ‘Kürt’ ayrılıkçı emelleri ve IŞİD’in radikal dinci altyapısından kaynaklanan tehditlerin üstesinden, ancak milli mutabakata dayalı bir milli seferberlikle gelinebilir. Bu maksatla, Türkiye’nin, yani Türk hükümetinin, yeni bir politik düşünce tarzı ve genel anlamda bölgesel krize yeni bir yaklaşım benimsemeye ihtiyacı vardır. Öncelikle de, Türkiye’nin, ‘milli’ menfaatlerinin en iyi nasıl geliştirilebileceğine ve sonuçta bölgede hangi rolü oynamak istediğine karar vermesi gerekmektedir.

Türkiye, Suriye politikasını niçin yeniden belirlemeli?

Mart 2011’de patlayan ilk demokrasi-taraflısı protestolardan beri, Suriye iç savaşı 250.000’den fazla insanın ölümüne sebep olmuş, 11 milyon Suriyeliyi evlerini terk etmeye zorlamıştır. Önce hükümet güçleriyle ‘muhalefet’ olarak anılan gruplar arasında başlayan savaşa kısa sürede dünyanın her yerinden gelen mücahitler de katılmış, sonra da bir çok ülke doğrudan veya dolaylı olarak bu savaşa müdahil olmuştur. Savaş giderek mezhepsel bir boyut da kazandı ve hemen hemen bütün bölgesel güçlerin bir mezhep hattının iki tarafında sıralanmaları sonucunu verdi; diğer bir deyimle Müslüman Kardeşçilerle Şii/Alevi ‘cephesi’ karşı karşıya geldi. Irak Şam İslam Devletinin (IŞİD) süratli yükselişi ve küresel güçlerin etkin müdahalesiyle—neyseki şimdilik şeklen de olsa aynı taraftalar—savaş tam anlamıyla bir uluslararası çatışmaya dönüştü. Daha önce örneği görülmemiş nitelik ve büyüklükteki mülteci akını zaten son derece karmaşık olan krize yeni ve endişe verici bir boyut daha ekledi ve panik ve çaresizlik içindeki Avrupa Birliği ülkelerini de bu çatışmanın içine çekti. Ve son olarak, Sykes-Picot’dan yüz yıl sonra, bölgedeki sınırlar fiilen yeniden çizilirken, ‘Kürt’ kartı bölgesel ve küresel jeopolitik hesapların içine bir kez daha zorla dahil edildi ve uluslararası hale getirildi. Bütün bu gelişmelerin Türkiye ve Türkiye’nin dış ve güvenlik politikaları üzerinde çok önemli etkileri oldu.

Türkiye’de 2002’den beri iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti, başkalarının iç işlerine karışmama şeklindeki geleneksel dış politika prensibini terk ederek açıkça ‘Sünni’ cephesine katıldı. Bu durum daha 2011’de Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarında belirginleşmişti: “Biz Suriye meselesini bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir.”[1] Bu dış politika tercihi Türk hükümetini sadece Şam’daki Beşar Esad hükümetiyle değil, fakat aynı zamanda onu destekleyenlerle de—İran, Irak, Hizbullah, yani Şii/Alevi cephesiyle—karşı karşıya getirdi.  Bunun yanında, Türk hükümetinin kuzey Irak’taki Kürdistan Bölgesel Hükümetine (KBH) olan gizemli desteğinin aksine, ‘Kürt’ kartı, özellikle de Batı’nın (öncelikle de Amerika Birleşik Devletlerinin) kuzey Suriye’deki Demokratik Birlik Partisine (PYD) olan desteği de Türk hükümetini kızdırdı. Aynı zamanda da, Türkiye’nin kuzey Irak’taki askeri varlığı Arap dünyasının açık husumetini çekti ve Arapların 1973’den beri ilk kez (bu defa Türkiye’ye karşı) Arap egemenliğini korumak için birleşmelerine sebep oldu.[2] Son olarak da Rusya, bir Rus SU-24 savaş uçağı 17 saniyelik bir hava sahası ihlali sırasında Türk F-16’ları tarafından düşürülünce, bu dost olmayan (hatta düşman) ülkeler listesine eklendi ve iki ülke ilişkileri 1946’dan beri en kötü seviyeye düştü.

Suriye büyük insani ve maddi kayıplarla tümüyle tahrip olurken (toplam 11 milyon mülteci ve yerinden edilmiş insandan) 3 milyon kadar Suriyeli Türkiye’ye sığındılar. Türkiye, PKK ile Güneydoğu Anadolu’nun hemen hemen bütün büyük şehir ve kasabalarında uzun ve kanlı bir mücadeleye—ki ancak Meskun Mahallerde Askeri Harekat olarak adlandırılabilir—girerken ve el yapımı patlayıcılar (EYP) ve intihar bombacıları Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere diğer şehirlerde patlarken, Türk hükümeti bölge siyasetinde söz sahibi olma ve Suriye’deki krize etki etme imkanını tümüyle kaybetti….

Raporun tümü 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü üyelerine açıktır.

 


[2] Arap Birliği Türk kuvvetlerinin Irak’tan çekilmesini talep etti: “Arap ülkeleri olarak Irak’ın yanında yer alıyoruz ve Türkiye’ye askeri kuvvetlerini derhal Irak’tan çekmesi ve iki ülke arasındaki uluslararası sınıra saygı göstermesi için çağrıda bulunuyoruz”. Euronews, 24 Aralık 2015. http://www.euronews.com/2015/12/24/arab-league-demands-turkey-withdraw-troops-from-iraq/ 

Bu yazı 1283 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı

Warning: Unknown: open(/var/cpanel/php/sessions/ea3/sess_b389e7f3355161887e5b0ab96e759da8, O_RDWR) failed: No such file or directory (2) in Unknown on line 0

Warning: Unknown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/var/cpanel/php/sessions/ea3) in Unknown on line 0