Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ağustos 2017 Perşembe
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi|28 Ekim 2013 Pazartesi

İsrail’in Enerji Kaynakları Ya Taşınacak Ya Taşınacak

Tuğçe Varol tarafından yazıldı.

Giriş

Doğu Akdeniz sorunu olarak adlandırılan ve öncelikli olarak İsrail ve ardından Güney Kıbrıs’ın petrol ve doğal gazının nasıl taşınacağının bir formülünün bulunması meselesi İsrail, Türkiye ve ABD üçgenindeki derin ilişkileri etkilemekte ve arada kalan Suriye ise son iki yıldır yaşadıkları büyük bir bedel ödemektedir. Bu bağlamda son zamanlarda Suriye’de yaşanan kimyasal silah faciası, MİT Müsteşarı Hakan Fidan aleyhinde Wall Street Journal’da ortaya çıkan yazı, Wall Street Journal’ın sahibi olan Rupert Murdoch’ın enerji şirketi Genie’ye İsrail’in Suriye’ye ait olan Golan Tepelerinde petrol arama izni vermesi ve Uluslararası Kriz Grubu Türkiye/Kıbrıs Projesi Direktörü Hugh Pope’un İsrail’in doğalgazını Türkiye’ye taşıyacak olan boru hattı için Türkiye’nin fazla vaktinin kalmadığına dair yaptığı açıklamaları incelemekte fayda vardır.

 

İsrail-Türkiye Boru Hattı Pazarlıkları

 

Uzun zamandır yapılan arama çalışmaları sonucunda 2009 yılında İsrail’in Hayfa kentinin 50 mil uzağında bulunan Tamar sahasında tahmini olarak 9 trilyon metre küp civarında ve ardından 2010 yılında İsrail karasularında bulunan Leviathan sahasında bulunan yaklaşık 18 trilyon metre küp doğalgaz rezervinin bulunması, İsrail’in Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki pozisyonunu ve stratejilerini aniden değiştirmesine neden olmuştur. [1] enerji ithal eden bir ülke konumunda olan İsrail’in artık enerji ihraç edecek potansiyeli olan bir ülke statüsüne yükselme ihtimali ortaya çıkmıştır. Hüsnü Mübarek döneminde doğalgaz ihtiyacının bir bölümünü Mısır üzerinden karşılayan, Mısır’ın gazını İsrail, Ürdün, Lübnan ve Suriye üzerinden Türkiye’ye taşınması projeleri geliştiren, Samsun’dan Ceyhan’a uzanacak petrol ve doğalgaz boru hatlarının İsrail’e ulaşmasını arzulayan Telaviv yönetimi için bütün bu senaryolar yeni bulunan enerji rezervleri neticesinde tersine çevrilmiştir. İsrail enerji stratejisi artık öncelikli olarak İsrail’in çok kısa süre içerisinde üretmeye başlayacağı petrol ve doğalgaz kaynaklarını pazarlara ulaştırmanın yollarını aramaktadır. Akdeniz’e sahili bulunan İsrail için doğalgaz rezervlerinin en güvenilir yoldan taşınması için ise Türkiye’den başka bir alternatif bulunmamaktadır. Esasen Akdeniz’den Türkiye’ye uzanacak bir doğalgaz boru hattı, İsrail enerji politikası için birinci hedef olarak belirlenmemiştir. Doğalgaz rezervlerinin taşınabilmesi için daha önce çeşitli seçenekler belirlenmiştir.  Doğalgaz rezervlerinin taşınabilmesi için çeşitli seçenekler geliştirilmiştir. Birincisi doğalgazı LNG tesisler aracılığı ile tankerlere yükleyip Akdeniz’den veya Akabe Körfezinden pazarlara ulaştırılması, ikincisi Güney Kıbrıs’a oradan da Yunanistan’a uzanacak bir boru hattı ile doğalgazın Avrupa pazarına ihraç edilmesi ve son olarak da Lübnan ya da Ürdün üzerinden Suriye’ye ve oradan da Türkiye’ye ulaşacak bir boru hattı inşa etmek düşünülmüştür. [2] ancak birinci seçenek olan gazın LNG olarak tankerlerle taşınması ciddi bir güvenlik sorunu taşımaktadır. İsrail şimdiden mevcut sahalardaki çalışmalarını koruyabilmek amacıyla donanmasını genişletebilmek için 700 milyon dolar tutarında bir harcamaya gereksinim duymaktadır.[3] Bu bağlamda İsrail gazını taşıyan bir tankeri Akdeniz’de ya da Akabe Körfezinde hem sigortalanması hem de askeri araçlar ile korunması oldukça maliyetli olacağından bu seçenek de şu an için düşünülmemektedir.  İkinci olarak ise Güney Kıbrıs ve oradan da Yunanistan’a ulaşacak proje pek çok açıdan çıkmaz bir yola girmiştir. Azerbaycan devlet şirketi SOCAR’ın Yunanistan’ın doğalgaz dağıtım şirketini satın alması, İsrail’den gelecek boru hattının Yunanistan ayağını tıkamış ayrıca proje için gerekli finansmanın sağlanması ihtimali de hiçbir zaman yüksek olmamıştır. Son olarak karadan bir boru hattı ile Türkiye’ye ulaştırılması istenen boru hattı projesi ise Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi nedeniyle tamamen gündemden kalkmıştır. Geriye tek seçenek olarak İsrail’den Türkiye’ye Kuzey Kıbrıs karasularından geçecek bir doğalgaz boru hattının inşa edilmesi seçeneği kalmıştır. Böylece İsrail, bölgede güvenilir Müslüman bir müttefik ülke üzerinden doğalgazını Avrupa pazarına gönderebilecek hatta belki de hattın güvenliğini de paylaşarak güvenlik maliyetini de azaltabilecektir.

 

Uluslararası Kriz Grubu Türkiye/Kıbrıs Projesi Direktörü Hugh Pope’un[4] da belirttiği gibi İsrail’in önünde çok kısa bir süre kalmıştır. İsrail, Tamur sahasında bu sene gaz üretimine başlamış olup, Dalit sahasında 2014 ve Leviathan sahasında ise 2018 yılında üretime geçmeyi planlamaktadır.[5] Türkiye ve İsrail arasında ise Mavi Marmara ve “One Minute” krizlerinden sonra İsrail’in ihtiyacı olan bu boru hattı projesi iki ülkenin tekrar ilişkilerini normalleştirmesi için bir vesile olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin, İsrail tarafından gelen talep üzerine boru hattı görüşmelerine başlayabilmek için bazı ön şartlar öne sürmesinin ardından, İsrail, diplomatik yollarla Türkiye ile boru hattı pazarlığına başlamanın bir yolunu bulmuştur. Önce İsrail’de enerji alanında yatırımları bulunan Zorlu grubunun iki ülke arasında müzakerelerde yer aldığı duyulmuş ve son olarak da eski ABD’nin Azerbaycan Büyükelçisi Matthew Bryza’nın yönetim kurulunda bulunduğu Turkaş şirketi 2.5 milyar dolar maliyeti olacak 16 milyar metre küp kapasiteli bir boru hattı inşa etmek için öneride bulunmuştur. [6] Güney Kıbrıs’ın Pophos kentindeki toplantıda Bryza tarafından ilk kez açıklanan plana göre Turkaş, İsrail’in Leviathan sahasından Türkiye’nin Mersin limanına kadar bir boru hattı inşa etmek istemektedir. Bu hattın gerçekleşebilmesi için ise Bryza’nın da altını çizdiği üzere Suriye sularını bypass edebilmek için hattın Kuzey Kıbrıs sularından geçmesi gerekmektedir.[7] Çok yönlü ve çok taraflı problemleri olan bu hattın gerçekleşebilmesi için Kıbrıs sorunun ya çözülmesi ya da sadece bu mesele üzerinden bir anlaşmaya varılması gerekmektedir. Türkiye’nin bu noktada elinde Kıbrıs sorununu boru hattı pazarlığı üzerinden çözme ihtimali olmasına rağmen, Hugh Pope’un belirttiğine göre Başbakan Erdoğan “Irak’ın kuzeyinden gelecek petrol hattının daha çabuk olacağını düşünmekte ve boru hattının zaten tamamlanmak üzere olup çalıştırılması için hükümet tarafından bir fırsat çıkması beklenmektedir.”[8] Türkiye ve Kıbrıs’tan sorumlu Uluslararası Kriz Grubu temsilcisinin Türkiye ve Kuzey Irak arasındaki boru hattının detaylarını takip etmesi bir yana, “İsrail gazının gelmesi Türkiye’nin çıkarına olacaktır” sözlerini sarf etmesi son derece ilginçtir. Pope’un Yunan gazetesi Ekathimerini’de yayınlanan makalesine göre de Kıbrıs sorununu çözmek istediği kadar anlaşılan İsrail enerji politikalarına da çözüm aramaktadır.[9]

 

Kaynak: RAND

http://www.rand.org/pubs/periodicals/rand-review/issues/spring2010/energy2.html

 

Wall Street Journal – Hakan Fidan – Golan Tepeleri

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de de medya sektöründe yatırımları bulunan Rupert Murdoch’un sahibi olduğu ABD’de yayımlanan Wall Street gazetesinde Türk istihbaratının başındaki Hakan Fidan hakkında eleştiri ağırlıklı yazılar yayınlanmış, hemen ardından Fidan’ın İran ‘da ki İsrail ajanlarını ifşa ettiği ve İsrail tarafından istenmeyen adam olduğu tartışmaları başlamıştır. ABD basınında çıkan haberlerde Fidan’ın Suriye politikası oldukça eleştirilmiş ve İsrail’in güvenliğini tehlikeye attığı iddia edilmiştir. Olayın diğer tarafından bakıldığında esasında üst düzey bir Türk bürokrat üzerinden Türk Dış politikasının başındaki iki kişi, Başbakan ve Dışişleri Bakanı eleştirilmektedir. Ne kadar ilginçtir ki İsrail’in Türk dış politikasına Fidan üzerinden yüklendiği bir sırada Rupert Murdoch ve Jacob Rothschild’in[10] sahibi olduğu, danışma kurulunda eski ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney’in de bulunduğu Genie Energy şirketine işgal altında olan Golan Tepelerinde petrol arama izni vermiştir.[11] Murdoch’un gazetesinde çıkan Türkiye hakkındaki eleştirilerle aynı zamanda İsrail’in yine Murdoch’un ortak olduğu bir enerji şirketine Suriye topraklarında ilk kez çalışma izni vermesinin zamanlama olarak aynı günlerde olması dikkat çekicidir. Murdoch’un da dahil olduğu İsrail enerji kaynaklarının taşınması meselesinde henüz bir anlaşmaya varılamayan Türkiye’yi bu konuda sıkıştırmak konunun acaba perde arkasında kalan bir karesi midir? Bu sorunun cevabını tam olarak vermek diplomatik kaynaklardan bilgi almadan söylemek mümkün görünmese de, Türkiye’nin İsrail tarafından boru hattı konusunda bir şekilde baskı altında tutulduğu bir gerçektir.

Türkiye’nin bu konuda karar verme tarihi geciktikçe Ankara’nın, İsrail tarafından masaya oturtulabilmek için daha da fazla baskı altına alınması ihtimali oldukça yüksektir. Çünkü İsrail’in önünde doğalgaz üretim tarihinin yaklaşması nedeniyle çok fazla bir süre kalmamıştır. Diğer yandan Golan Tepelerinde İsrail’in verdiği petrol arama izni konusunda Suriye’ye baktığımızda ise çok fazla bir tepki görülmemektedir.[12] Bunun nedeni ise kısa bir süre önce kimyasal silah felaketine uğrayan Esad hükümetinde, tüm gözlerin üstünde olduğu bir sırada Golan Tepelerine enerji şirketleri tarafından el konulmasına ses çıkartabilecek ve buradaki haklarını savunabilecek durumda değildir. Oysa ki Arap Baharı öncesi İsrail’in Golan Tepelerinde petrol arama çalışmaları başlatabilmesi pek de düşünülebilir bir olay değildi.

 

Sonuç

İsrail’in enerji kaynaklarını güvenilir bir yoldan pazarlara taşıyabilmesi için önünde hem üretim tarihinin yaklaşması nedeniyle çok fazla bir süre kalmamıştır hem de Türkiye’ye ulaşacak bir boru hattını inşa etme seçeneği dışında daha etkili bir projesi bulunmamaktadır. Bu nedenle diplomatik ilişkilerin en alt seviyeye indiği bir dönemde İsrail tarafından Türkiye’ye tekrar iyi niyet mesajları gönderilmiş ve ardından da boru hatları görüşmeleri başlamıştır. Fakat belli ki söz konusu boru hattı konusunda İsrail’in istediği düzeyde bir ilerleme henüz sağlanamamıştır. MİT Müsteşarı hakan Fidan için Wall Street’te çıkan yazılar, İsrail’in enerji politikaları nedeniyle gerçekleşmiştir denilemez ama meselenin bir parçasının da boru hattı projesi olduğu düşünülebilir. Örneğin burada sorulması gereken soru Murdoch’un da ortaklarından olduğu şirket Genia Energy’nin ileride Golan Tepelerinde çıkartacağı petrol veya doğalgazı hangi yollardan ihraç edebilmeyi planlamaktadır? Petrol biraz daha  konusunda daha kolay bir taşımacılık yöntemi olsa da doğalgaz konusunda şirketin eğer gerçekleşirse İsrail’in boru hattı olanaklarını kullanmaktan başka çaresi yoktur. Bu duruma bir de İsrail’in Gazze’ye ait olan sularda üreteceği doğalgazı da katacak olursak, boru hattından aslında Filistin’in olan gaz da taşınacaktır. Bu bağlamda Türkiye’nin önünde İsrail’den gelecek boru hattıyla ilgili sadece Kıbrıs sorunu yoktur ayrıca Gazze problemi de vardır. Son olarak son gelişmeler ışığında İsrail’in vermek istediği mesaj “bu kaynaklar ya taşınacak ya taşınacak” olabilir mi?

 

 


[1]Rom Zipken, “Israel Approves Natural Gas Export”, 24 Haziran 2013, http://www.tabletmag.com/scroll/135955/israel-approves-natural-gas-export

[2]Simon Henderson, “Energy Discoveries in the Eastern Mediterranean: Source or Cooperation For Fuel For Tension? The Case of Israel”, GMF Policy Brief, Haziran 2012, s.5.

[3]James Burgess, “Israel to Invest in navy to Protect Giant Natural Gas Fields”, Oil Price, Oil Price, 1 Nisan 2013, http://oilprice.com/Latest-Energy-News/World-News/Israel-to-Invest-in-Navy-to-Protect-Giant-Natural-Gas-Fields.html

[4]Merve Erdil, “Ada’da Çözüm Olmadan İsrail Gazını Unutun”, Hürriyet, 16 Ekim 2013, http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=24918579

[5]TVS

[6]Amiram Barkat, “Turkish Co Proposes Leviathan Pipeline”, Globes, 12 Eylül 2013, http://www.globes.co.il/serveen/globes/docview.asp?did=1000879065

[7]A.g.e.;

[8]Merve Erdil, ag.e.

[9]Hugh Pope, “Israel’s Plan to Bring Cyprus and Turkey Together”, Ekathimerini, 18 Eylül 2013, http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite3_1_18/09/2013_519229

[10]Kuzey Irak’ta faaliyet gösteren Genel Energy şirketinin ortaklarından Nat Rothschild, Jakob Rothschild’ın oğludur.

[11]Shepard Ambellos, 1Syrian ‘Oil Positions’ – Murdoch&Rothschild Posses Christal Ball”, Intellihub, 30 Ağustos 2013, http://intellihub.com/2013/08/30/syrian-oil-positions-murdoch-rothschild-possess-crystal-ball/

[12]Craig Murray, “Israel Has Granted Oil Exploration Rights Inside Syria, in the Occupied Golan Heights”, Global Research, 26 Ağustos 2013, http://www.globalresearch.ca/israel-has-granted-oil-exploration-rights-inside-syria-in-the-occupied-golan-heights/5346959

Bu yazı 7483 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı