Hoşgeldiniz; Bugün 19 Şubat 2017 Pazar
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi|13 Ağustos 2013 Salı

Doğu Akdeniz’deki Dengeyi Türkiye Değil, Azerbaycan Değiştirdi

Tuğçe Varol tarafından yazıldı.

Uzun süredir Güney Kıbrıs ve İsrail’in üreteceği doğalgaz için bir çıkış yolunu aramanın başlığı olan “Doğu Akdeniz Enerji Oyunu” Azerbaycan’ın oyuna dâhil olması ile birlikte farklı bir niteliğe bürünmüştür. Bu nedenle geçtiğimiz hafta İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan enerji bakanları arasında imzalanan “Enerji İşbirliği” protokolü üç ülkenin “enerji tedariki güvenliğini, sürdürülebilir kalkınmayı ve bölgesel işbirliğini” içermesinin yanında üç ülkeyi deniz altından birbirine bağlayacak olan elektrik kablosu projesini de içermektedir. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa’daki bilim adamlarının pek çok raporda önerdikleri Güney Kıbrıs – Yunanistan arasındaki doğal gaz boru hattı gitgide gündemdekini yitirmektedir. İşte bu durumun önemli bir etkileyici aktörü de ister istemez Azerbaycan’dır.

Yunanistan’ın ulusal petrol ve doğalgaz şirketi ve yine Yunanistan’ın doğalgaz dağıtım operatörü olan DESFA’nın %66’lık hissesinin 400 milyon avro karşılığı Azerbaycan’ın SOCAR şirketine devri şirket tarafından kabul edilmiştir. söz konusu hisselerin SOCAR’a devir tarihi ise 2 Eylül tarihinde Ortaklar Genel Kurulunun toplantısında karara bağlanacaktır. Böylece Azerbaycan şirketi Yunanistan sınırlarından ve LNG terminalinden aldığı gazı içerideki dağıtımda en büyük hisse sahibi olarak söz sahibi olacaktır. Hatırlanacak olursa geçtiğimiz aylarda Şahdeniz Konsorsiyumunun Yunanistan’dan geçecek olan TAP (Trans-Adriyatik Boru Hattı) hattı ile SOCAR’ın DESFA’yı satın alması aynı tarihlere denk gelmişti. Ve yine aynı hafta Rus Gazprom da DESFA’nın üstündeki ana şirket olan DEPA’nın özelleştirilmesinden çekilmişti. Dolayısıyla Azeri gazını taşıyacak olan TANAP’ın yolu Yunanistan üzerinden Avrupa’ya açılmıştı. Bu durum Azerbaycan’ın sadece Avrupa enerji sektörüne giriş yapmasını değil aynı zamanda Doğu Akdeniz enerji hatlarının geçiş yollarlında aktif rol alacağı anlamına gelmektedir.

Güney Kıbrıs ve İsrail’in üreteceği doğalgazı nasıl taşıyacakları konusu ise günden güne önem kazanmaktadır çünkü üretim tarihleri hızla yaklaşmaktadır. Bu nedenle taşımacılık projesi ile üretim projelerinin aynı tarihlerde bitirilecekmiş gibi planlanmaları gerekmektedir. Bu yılın başından beri bilmekteyiz ki İsrail, Türkiye ile bir doğalgaz boru hattı pazarlığı yapmaktadır. İsrail’in içinde bulunduğu konjonktür güvenilir bir enerji hattı sağlayabilmek adına karşısına Türkiye’den başka alternatif bırakmamaktadır. Güney Kıbrıs’ın ise Türkiye gibi bir seçeneği olmaması, Avrupa kıtasının doğalgaz boru hattı için çok uzakta bulunması nedeniyle seçeneklerini daha da kısıtlamaktadır. Şimdi bir de buna Azerbaycan şirketinin Yunanistan’ın doğal gaz dağıtım şirketini satın alması ve kontrol etmeye başlaması eklenebilir.

SOCAR’ın satın aldığı DESFA şirketi Yunanistan’ın Bulgaristan ve Türkiye sınırların ve ayrıca Revthoussa LNG terminalinden aldığı doğalgazı ülke içinde dağıtmakla sorumludur. Resimde söz konusu boru hatları ayrıntısıyla görülebilir. Azerbaycan ve Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel ilişkileri bir yana bırakıp ikisinin birbirine tamamen mesafeli ülkeler olduğunu varsayalım. Yine de her durumda TANAP’ın en önemli bölümünün Türkiye topraklarından geçip Yunanistan sınırına gelmesi Azerbaycan için vazgeçilmez jeostratejik bir meseledir. SOCAR şirketinin Güney Kıbrıs’ın doğalgazını boru hattıyla ya da LNG ile satın alması olasılıkları Kıbrıs sorunu çözülene ya da bir mucize yaşanana kadar mümkün görünmemektedir. Bu nedenle Güney Kıbrıs’ın elinde kalan son alternatif çıkarttığı gazı kendi ülkesinde elektriğe dönüştürmek ve sualtı kabloları vasıtasıyla Avrupa’ya Yunanistan üzerinden ulaştırabilmektir. Bu proje bile başlı başına maliyetli ve risklidir çünkü Avrupa’nın Doğu Akdeniz’den gelecek maliyetli elektriğe ne kadar ihtiyaç duyacağı beli değildir.

Sonuç olarak Azerbaycan’ın SOCAR şirketinin DESFA’yı satın alması sadece şirketin Yunanistan içerisindeki faaliyetlerinden elde edeceği ticari kar değil, kendi enerji ihracat yollarının da açık olmasını sağlamaya hizmet edecektir. Türkiye’ye rağmen Azerbaycan’ın Güney Kıbrıs’tan gaz alması pek olası gözükmemekle birlikte aynı zamanda Azerbaycan’ın TANAP projesine de rakip olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nokta da açıkça Azerbaycan’ın aynı zamanda bir Doğu Akdeniz oyuncusu olduğu anlamına gelmektedir. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkiler göz önüne alındığında Türkiye’nin önemli bir müttefikinin Yunanistan’a yerleştiği düşünülebilir. 

Bu yazı 7716 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı