Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ağustos 2017 Perşembe
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi|02 Ağustos 2013 Cuma

İran-Irak-Suriye Doğalgaz Boru Hattı Dengeleri Değiştirir mi?

Tuğçe Varol tarafından yazıldı.

Geçtiğimiz hafta İran ve Irak arasındaki tarihi öneme sahip olan bir boru hattının gerçekleşmek üzere olduğu İranlı haber ajansları tarafından duyuruldu. İran’ın Körfez’de bulunan dev Güney Pars doğalgaz rezervini Suriye’nin Akdeniz limanına taşıyacak olan boru hattının böylece ilk fazının iki ay sonra tamamlanacağı ve Irak’ın doğalgaz dönüşüm santrallerinde elektrik üretimine başlayacağı da ilan edilmiştir. Türkiye’nin yanı başında gerçekleşen bu boru hattı iki ülke arasında sadece ticari bir gelişme olarak değil aynı zamanda jeopolitik bir meydan okuma olarak görülmeli ve Ankara tarafından da çok iyi okunmalıdır.

Günümüzden yaklaşık iki yıl önce, 2011 yılının Haziran ayında tam da Arap Baharı olaylarının Suriye’ye sıçramaya başladığı tarihte, İran’ın sorunlu nükleer santrali ile ünlü Busehr kentinde İran, Irak ve Suriye arasında tarihi bir doğalgaz boru hattı projesi antlaşmasına varılmıştır. Antlaşma uyarınca üç yıl içerisinde tamamlanması planlanan hattın İran-Irak hattının tamamlanması ile Avrupa’da pek çok boru hatları tarihleri ve iyi niyet anlaşmalarının törenlerle imzalanmasına karşılık jeopolitik açıdan İran’ın yarışın bir adım öne geçmesine sebep olmuştur. İran’ın Körfez kenarındaki şehri Asaluyeh’ten başlayan 40 bcm kapasiteli ve toplam uzunluğu 1500 km’yi bulacak olan boru hattının Irak’ın Diyala bölgesinden geçtikten sonra Suriye’nin Akdeniz’deki bir limanından (muhtemelen Tartus) Avrupa pazarına ulaşması hedeflenmektedir. Hattın esas hedefi ise Irak’ın ihtiyacı olan 25-30 bcm gazı, Suriye’nin ihtiyacı olan 2-25 bcm gazı ve hatta 2020’ye kadar 5-7 bcm gaza ihtiyacı olan Lübnan’ın enerji talebini karşılamaktır.[1]

İran-Irak-Suriye doğalgaz boru hattı neden ve kimler tarafından istenmiyor? Bu boru hattını en başta istemeyen ülke sıvı doğalgaz ihracatından başka hiçbir geliri olmayan küçük körfez ülkesi Katar; Katar’ın gazını kendi taşımak isteyen ve mezhep meselesi yüzünden İran’dan hiç haz etmeyen Suudi Arabistan; kendi doğalgaz üretimi için ihracat yolları arayan ve İran’ı en büyük tehdit olarak algılayan İsrail; Suriye ve Kuzey Irak politikaları nedeniyle boru hattı projesinin dışında kalan Türkiye ve bu projenin Orta Doğu’daki planlarını bozduğunu düşünen ABD. Bu nedenledir ki Suriye de ki sivil savaş, kargaşa, demokrasi arayışı vb. bütün kavramlar tek bir yola çıkmaktadır. Suriye’nin mevcut rejimi ve Akdeniz’de keşfedilen yeni enerji rezervleri ile bir güç olarak ortaya çıkmasının önüne geçmek, son iki yıldır yaşananların belki de tek sebebi değildir ama önemli bir faktörüdür.

Türkiye ise gerek Suriye politikası gerekse Kuzey Irak politikası nedeniyle bu jeopolitik oyunun tam bir kaybedeni durumundadır. Kendi ülkesinde doğal gaz var iken (Kuzey Irak doğalgazını Türkiye’ye satmaya çalışmaktadır) İran’dan almak zorunda kalan Maliki yönetimi böylece İran ile tarihi bir bağımlılık politikası gerçekleştirmiş oluyor. Türkiye ise İran’ın petrol ve doğalgazına Irak’ın ise petrolüne enerji güvenliği açısından artan oranda bağımlı durumdadır. Bu durumda bu iki ülkenin yakınlaşması ve Suriye’nin hamiliğini beraber yapar hale gelmesi Türkiye’nin Suriye konusunda elindeki kartları iyice azaltmaktadır.

Henüz resmi olarak adı açıklanmayan boru hattı üç isimle anılmaktadır: (Friendship) Dostluk, (Islamic) İslami[2] ve batılıların kabul ettiği ismiyle Şii boru hattı. Başından beri üç ülkenin kendi aralarında gerçekleştirmek istedikleri bu boru hattı ABD tarafından da defalarca hafife alınmıştır. Bu bağlamda ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland 2012 yılının Kasım ayında kendisine yöneltilen soru üzerine daha önce böyle 10-15 proje duyduklarını ama hiçbirinin gerçekleşemediğini belirtmiştir.[3] Diğer yandan ise ABD’nin Suriye konusunda atadığı Büyükelçi Frederick Hoff ise aynı zamanda Doğu Akdeniz enerji meselelerinde arabulucu masalarında yer almaktadır.[4] Bu da göstermektedir ki ABD açısından Suriye krizi enerji meseleleri ile iç içedir. Buna ilave olarak henüz resmi olarak açıklanmayan ama Katar’dan başlayarak Suudi Arabistan’dan ve ardından Ürdün’den geçen ve çıkışı için yol aranan ABD destekli bir doğalgaz boru hattı projesi de bulunmaktadır.[5]

İran-Irak-Suriye doğalgaz boru hattının tamamen gerçekleşmesi durumunda Orta Doğu jeopolitik oyununda dengeleri veya batı kaynaklı projeksiyonları yerinden oynatacaktır. Henüz birkaç gün önce ABD Kongresi’nde İran’ın petrol gelirlerini sıfırlama yönünde yeni adımlar atmayı planlayan Washington İran’ın doğalgaz gelirlerinin önüne henüz geçememektedir. Suriye krizinde meselenin enerji politikaları ile çok yakından ilgisinin olduğunu görmek için boru hattı projeleri dışında Humus’ta iki yıl önce bulunan doğal gaz rezervlerine ki bugün Suriye’deki çarpışmaların olduğu şehirlerden birisidir, bakmak yeterli olacaktır.[6] Başka bir önemli mesele de İran-Irak arasındaki doğalgaz boru hattının Irak tarafındaki inşaatın Diyala’da gerçekleşen patlamalar nedeniyle iki ay gecikmesidir. Korkarım ki önümüzdeki iki ay Bağdat açısından son derece kritik bir dönem olacaktır. Bu boru hattının gerçekleşmemesini isteyen pek çok güç Diyala bölgesinin karışmasına katkı sağlamaya çalışacaktır. Oysa ki Irak’ın ihtiyacı olan elektrik gücü 14bin MW olup üretimi sadece 8.800 MW’dır. Bu nedenle ülkede elektrik günün belli saatlerinde kesintiyle verilebilmektedir.[7]

Tüm bunların arasında ise Türkiye Orta Doğu’da iki aktör ile boru hattı görüşmeleri geçekleştirmektedir. Birincisi Irak’ta ki Kürdistan Özerk Bölgesi ve ikincisi ise İsrail’dir.

 


[1]Dmitry Minin, “The Geopolitics of Gas and the Syrian Crisis: Syrian ‘Opposition’ Armed to Thwart Construction of Iran-Iraq-Syria Gas Pipeline”, Global Research, 31 Mayıs 2013, http://www.globalresearch.ca/the-geopolitics-of-gas-and-the-syrian-crisis-syrian-opposition-armed-to-thwart-construction-of-iran-iraq-syria-gas-pipeline/5337452

[2]Olgu Okumuş, “Some Reasons to Materialize Iran, Iraq, and Syria’s Gas Pipeline”, Naturalgas Europe, 11 Şubat 2013, http://www.naturalgaseurope.com/iran-iraq-and-syria-gas-pipeline

[3]UPI, “US Brushes Off Iran-Iraq-Syria Gas Line”, 20 Kasım 2012, http://www.upi.com/Business_News/Energy-Resources/2012/11/20/US-brushes-off-Iran-Iraq-Syria-gas-line/UPI-36621353414380/

[4]MEES, “Cyprus-Lebanon, Cyprus-Israel Offshore Delimitation”, 1 Ekim 2012, http://www.mees.com/en/articles/6015-cyprus-lebanon-cyprus-israel-ofshore-delimitation

[5]Dmitry Minin, a.g.e.

[6]The Daily Star Lebanon, “Syria Announces Discovery of New Gas Field Near Homs”, 17 Ağustos 2011, http://www.dailystar.com.lb/Business/Middle-East/2011/Aug-17/Syria-announces-discovery-of-new-gas-field-near-Homs.ashx#axzz2aWohw1Qd

[7]PennEnergy, “Iran-Iraq Seal Natural Gas Import Deal For Power Generation”, 22 Temmuz 2013, http://www.pennenergy.com/articles/pennenergy/2013/07/iran-iraq-seal-import-deal-for-natural-gas-power.html

Bu yazı 9339 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı