Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ağustos 2017 Perşembe
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi|01 Temmuz 2013 Pazartesi

Şah Deniz Neden Trans-Adriyatik Boru Hattını Seçti?

Tuğçe Varol tarafından yazıldı.

2011 yılı sonunda Türkiye ve Azerbaycan arasında imzalanan bir anlaşma ile dünyaya duyurulan TANAP doğal gaz bor hattı projesi Hazar’dan Avrupa’ya kadar olan bölgede boru hattı politikalarında değişikliğe yol açmıştır. Neredeyse on yıldır gündemde olan Nabucco projesi ihtiyacı olan doğal gaz arzını bir türlü sağlayamadığı için Azerbaycan’ın yakın zamanda üretmeye başlayacağı doğal gazı için kendi yolunu kendisinin çizmesinden başka bir seçeneği kalmamıştır. TANAP’ın ilanının hemen ardından ise TANAP boru hattını iki Avrupa sınırında karşılamak üzere iki rakip proje ortaya çıkmıştır; Bulgaristan sınırından başlayarak doğu ve orta Avrupa doğal gaz pazarını hedefleyen Nabucco West ile Yunanistan sınırından başlayarak Adriyatik denizinin altından inşa edilecek bir boru hattı ile güney Avrupa doğal gaz pazarını hedefleyen Trans-Adriyatik boru hattı (TAP).

TANAP boru hattının ortaya çıkması Avrupa gaz pazarındaki hâkimiyetini korumak zorunda olan Rusya’yı da tedirgin etmiş, ister istemez TANAP’ın Rus Güney Akım projesinin karşısında rakip olarak doğduğunu gözlemlemiştir. Her ne kadar iki projenin başlangıçtan itibaren birbirlerine rakip olmalarına rağmen gerek Azerbaycan, gerek Rusya gerekse Türkiye birbirleri arasındaki enerji bağımlılığı nedeniyle rekabet cümleleri kurmaktan kaçınmışlardır. Fakat rekabetin ne kadar ciddi olduğunu anlatmak açısından iki önemli örnekten bahsetmekte fayda vardır: Birincisi, Rusya, TANAP projesinin Avrupa ile birleşmesini sağlayabilmek adına öncelikle Bulgaristan ile uzun dönemli doğal gaz anlaşması sağlamış ve ne yapıp yapıp Bulgaristan’ı Güney Akım projesi içinde tutmuştur. Bir önceki ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Bulgaristan’ın Rusya ile doğal gaz ilişkisini engelleyebilmek için Sofya’ya özel bir ziyaret de dahi bulunmuştur. İkici olarak ise Rus Gazprom şirketi Yunan doğal gaz dağıtım şirketi DEPA’nın özelleştirilme ihalesine katılmıştır. Hemen ardından ise ülkenin iç boru hatlarından sorumlu olan DESFA şirketinin özelleştirilmesi ihalesine de Azeri SOCAR şirketi katılmıştır. Hemen ardından ise ülkenin iç boru hatlarından sorumlu olan DESFA şirketinin özelleştirilmesi ihalesine de Azeri SOCAR şirketi katılmıştır.

Rus ve Azeri şirketlerinin kendi şirketleri için rekabetlerini çok iyi değerlendiren Yunanistan, öncelikle muhtemelen TAP şirketlerinin de desteği ile SOCAR şirketinin önüne bu özelleştirmenin gerçekleştirilebilmesi için Şah Deniz II konsorsiyumunun TAP projesini seçmesi gerektiğini belirtmiştir. Şunu da belirtmek gerekir ki TAP ve Nabucco West arasında tercih yapacak olan Şah Deni II konsorsiyumunda %25.2 patı bulunan Norveçli Statoil şirketinin TAP projesinde de İsviçreli Axpo ile eşit olarak %42.5 hissesi bulunmaktadır. (Kalan %15 hisse ise Alman E.ON şirketi aittir.) Bu nedenle elini güçlendiren Yunanistan Başbakan’ı Samaras’ın geçtiğimiz 19 Mayıs’ta Bakü’yü ziyaret etmesinin hemen ardından da Gazprom CEO’su Alexei Miller da 21 Mayıs’ta Atina’ya gelmiştir. 28 Mayıs’ta Şah Deniz’in TAP projesini seçmesinden çok kısa bir süre önce ise Gazprom, Yunan DEPA şirketinin özelleştirilmesinden çekildiğini ilan etmiştir. Böylelikle Gazprom, hem DESFA’nın Azeri şirketi SOCAR’ın eline geçmesinin önünü açmış hem de Şah Deniz II’nin TAP projesini seçmesini manipüle etmiştir. Rusya açısından sonuç olarak Gazprom’un Bulgaristan ve Yunanistan manevraları ile kendi projesi olan Güney Akım önündeki engeller kalkmış ve Nabucco adındaki ikinci bir proje de tarihe karışmıştır. AB Komisyonu ile zaten monopol politikaları ve gaz fiyatları nedeniyle sorunlar yaşayan ve sorunların daha da büyümesini istemeyen Rusya, böylelikle bir imaj çalışması da gerçekleştirmiştir. Türkiye açısından ise Nabucco West’in kaybetmesi ve TAP’ın kazanması arasında hiçbir kayıp olmadığı gibi tam tersi Türkiye’nin enerji güvenliği adına olumlu bir gelişme yaşanmıştır. Çünkü Türkiye’nin yakın gelecekte TANAP’ın taşıyacağı gaza mutlak surette ihtiyacı bulunmaktadır. Dolayısıyla TAP projesi hem Güney Akım’ın hem de TANAP’ın önünü açmış gözükmektedir.

Sonuç olarak TAP projesinin gerçekleşecek olması Azerbaycan doğal gazının ilk defa direkt olarak bir boru hattı aracılığı ile Avrupa’ya ulaşmasını sağlayacaktır. Üstelik bu proje ile TANAP ve Güney Akım’ın rotaları birbirleri ile çakışmadan gerçekleşme imkânı bulunmuştur. Burada gözden kaçmaması gereken bir başka önemli nokta da SOCAR’ın bir Yunan enerji şirketinin çoğunluk hissesini almayı başarmasıdır. Türkiye ile Yunanistan arasındaki çok sayıdaki ikili ve uluslararası sorunlardan dolayı aralarının en iyi olduğu zamanlarda dahi Yunan şirketleri Türkiye pazarında şirket satın alabilirken, bir Türk bankası Yunanistan’da şube dahi açmakta zorlanmıştır. Hatta Yunan ekonomik krizinin en kötü günlerinde ‘Türkler acaba Yunan adalarını mı satın alacak’ paranoyası Yunan basının da sıkça yer almıştır. Oysa şimdi bir Azeri şirketi rahatlıkla Yunan şirketini satın alabildiği görülmektedir. Türkiye ve Azeri SOCAR stratejik ortaklığı düşünüldüğünde bu da Türkiye açısından önemli bir gelişmedir. 

Bu yazı 7407 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı