Hoşgeldiniz; Bugün 24 Haziran 2017 Cumartesi
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi|21 Mayıs 2013 Salı

Kerkük’ü Barzani’ye Vermek Ve Irak’ı Bölmek

Tuğçe Varol tarafından yazıldı.

 

Ağustos 2012’de Kürdistan Yerel Yönetimi (KYY) Washington temsilcisi Kubat Talabani’nin ABD’de yapılan ve aynı oturumda ABD Bağdat Büyükelçisi’nin de bulunduğu Türk-Amerikan Konseyi 31’nci toplantısında “Türkiye ile Kuzey Irak arasında inşa edilecek petrol boru hattı 2013 yılının Ağustos ayında açılacaktır” açıklamasını, “Kürdistan Bizim Paramızla mı Kurulacak” adlı bir makalem de değerlendirmiştim.

          O tarihte Ankara’nın konu ile ilgili hiçbir açıklama yapmamasını  sorgulamakla birlikte ABD basınında boru hattının ayrıntılarının yayınlandığını belirtmiştim. Yaklaşık bir yıl kadar önce 281 km olan hattın 18 km’lik kısmının tamamlandığı, kapasitesinin önce 200 bin daha sonra ise 1 milyon varil (yeni kaynaklar 1,5 milyon varilden söz etmektedir) olacağını da aynı kaynaklardan aktarmıştım.

          Mayıs 2013’de yayınlanan haberlere göre ise Türkiye ExxonMobil ile bir anlaşma imzalamış bunun dışında da petrol ve doğal gaz dâhil üç boru hattının inşa edileceği açıklanmıştır. Bütün bunlar Türkiye’nin Kuzey Irak ile sağladığı enerji anlaşmaları ve işbirliği açısından yeni bir gelişme olmadığı gibi aynı zamanda ABD’nin de sanıldığı gibi itiraz ettiği bir konu değildir. Öyle olsa idi, daha ExxonMobil bölgeye girmeden önce yapımına başlanan petrol boru hattının önü Washington tarafından kesilirdi. Başbakan’ın son ABD ziyaretinde de adeta Ankara-Erbil arasındaki enerji anlaşmaları Washington tarafından eleştiriliyor hatta tepki gösteriliyormuş gibi yansıtılmaya çalışılsa da, gelişmeler aslen Washington’un da desteğini almaktadır.

         Başbakan Erdoğan ve heyetinin ABD ziyaretine çok az bir süre kala TPAO içinden ayrılarak BOTAŞ’a bağlanan TPIC ile dünyanın en büyük enerji şirketlerinden ABD’li ExxonMobil’in Kuzey Irak’ta bulunan 6 sahasında petrol ve doğalgaz arama ve üretimi için işbirliği yaptığı duyurulmuştur. Öncelikle kısa bir süre önce Bağdat’ın tüm uyarılarına rağmen Erbil Yönetimi ile 6 saha konusunda anlaşmaya varan ExxonMobil’in elde ettiği sahaların 3’ü (Bashika, Kara İncır ve Al-Kash) KYY’nın yetki alanını dışındaki “tartışmalı” alandadır. Üstelik bunlardan birisi de Kerkük sahasıdır. Bu durumda bir Türk devlet şirketi Kerkük petrollerini işletmek üzere ABD’li bir şirket ile anlaşmıştır. Bunun diğer anlamı, Kerkük’ün Barzani tarafından ilhakının Ankara tarafından sessiz sedasız bir şekilde kabul edilmesidir.

          Diğer yandan ExxonMobil gibi dev bir şirket neden TPIC gibi kendisi karşısında mukayese edilemeyecek bir şirketi ile ortaklık yoluna gitmiştir sorusu akla gelmektedir. Birincisi sözde Türkiye’nin, Irak’ın geri kalanında TPAO ile çalışmalarına devam ederek, Kuzey Irak bölgesine başka bir şirketle girme stratejisidir. Böylelikle TPAO’nun Irak’ın geri kalanındaki ihalelerden dışlanma ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. İkincisi ise ExxonMobil’in Kuzey Irak’tan gelen hattın, merkezi hükümet ile anlaşma sağlanamadan direk Türkiye içerisine girmesi ve oradan yeni bir boru hattına bağlanması durumunda ise KYY’nin uluslararası pazarlara çıkışı sağlanmış olacaktır. Bundan sonra tartışmalı alanlardaki iddiasını da kazanacak olan Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinin önünde bir engel kalmayacaktır.

           Kuzey Irak’ta Türk şirketleri neler yapıyor diye baktığımızda ise bir rekabet ortamının doğmaya başladığı da görülebilir. 2002 yılından itibaren Kuzey Irak’ta enerji sahalarına giriş yapan ve ürettiği petrolün bir kısmını kamyonlarla Türkiye üzerinden satmaya başlayan Genel Energy şirketinin önemli ortaklarından birisi olan Karamehmet grubu şirketlerinin yaşadığı sıkıntı çok ilginçtir. TMSF, gruba ait Showtv ve BMC’ye protokol kapsamında borçlarını ödeyememekten dolayı el koymuştur. Karamehmet grubunun ortağı olduğu Genel Energy şirketinin milyar dolarlar düzeyinde sadece Kuzey Irak’ta yatırımları bulunurken mali aksaklıklar yaşaması son derece dikkat çekicidir. Akla bu konu ile ilgili birkaç soru gelmektedir; acaba şirket bir Türk şirketi olmadığı için ve İngiltere merkezli olduğu için vergiler nedeniyle Türkiye’ye para aktaramaması durumumu vardır? Ya da acaba TPIC ve ExxonMobil’in Kuzey Irak’ta Genel Energy şirketini kendine rakip görmesinin neticesinde Karamehmet grubu mu cezalandırılmaktadır?

            Sonuç olarak Türkiye, Kuzey Irak ile enerji ilişkisinin ne boyutlara geldiğini zaten Kubat Talabani’nin geçtiğimiz yılki konuşmasından öğrenmiştik. Anlaşmalardan da görülmektedir ki Türkiye, Bağdat’a rağmen, Kerkük’ün Barzani tarafından ilhakını kabul etmiştir ve Kuzey Irak ile sıkı bir işbirliği kurmaya hazırlanmaktadır. Ama bütün bunların neticesi olarak Irak’ın bölünmesi kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik ABD’nin sözde itirazlarına rağmen değil bizzat gizlice desteklemesi dolayısıyla Türkiye-Kuzey Irak enerji ilişkileri hızlanmıştır.

 

Bu yazı 8467 defa okundu.
  • Yorumlar2
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı