Hoşgeldiniz; Bugün 24 Nisan 2018 Salı
Ekonomik Araştırmaları Merkezi|17 Aralık 2017 Pazar

Doların Dünya Hakimiyeti ve Türkiye

Bekir Kavruk tarafından yazıldı.

Amerikan İmparatorluğu ile sembolleşen Amerikan yüzyılı iki dünya savaşı sonrası doların yanında ABD’nin dünya petrol hakimiyetini de eline geçirmesiyle başlamış bulunmaktadır. 1945'te başkan Truman döneminde dünyada yürürlüğe sokulan Bretton Woods anlaşması sonrası dünya dövizlerinin ABD dolarına, doların ise altın karşılığına endekslenmesi öngörülmüştür.

Ancak Aralık 1971 tarihinde Başkan Nixon döneminde Bretton Woods anlaşması iptal edilmiştir. Bu şekilde 70'li yıllarda ABD'de uygulamaya geçirilecek Milton Friedman ve Friedrich Hayek'in başını çektiği neo – liberal / borç – tüketim serbest ekonomisinin bütün dünyada " güç ve kaynak ihtiyacını " büyük ölçüde karşılayacak karşılıksız dolar basımının yolu açılmış bulunmaktadır. 1973'de ortaya çıkan petrol krizi sonrası Arap petrolünün dolara yönlendirilmesi neticesi dolara talebin istikrarı sağlanarak petro- dolar kavramı ortaya çıkmış, Amerikan yüzyılı daha sonra BOP’u da kapsamına alan “yeni dünya düzeni”adı altında yeniden tanımlanmıştır.

Dolayısıyla dünyada en yaygın olarak kullanılan döviz para birimi olan dolar, ABD’nin dünyayı kontrol altında tutmanın en önemli araçlarından birisi olarak görülmektedir. Kimilerine göre ABD’nin dünya ekonomisinde dolaşımdaki kanı olan dolara kast etmek cana kasıt olarak algılanmakta, örnekleri yakın tarihte görüleceği üzeresavaş nedeni sayılmaktadır.

Karşılıksız da olsa dolar basma yetkisi FED’te olup, bilinenin aksine FED ve dolayısıyla dolar devlet mülkiyetinde değil Wall-Street’in ünlü şişman kedilerinin mülkiyetindedir. Doların mevcut statüsüne karşı girişimler Başkan A.Lincoln ve çok sonrası J.F.Kennedy dönemlerine rastlamış olup, başkanların muğlak akıbetleri bugüne kadar dahi gizemlerini korumuş bulunmaktadır.

Bugün teorik olarakdünyada bitcoin furyası ve Forex’i de bünyesinde barındıran 900 Trilyon dolarlık Sanal Ekonominin 70 trilyon dolarlık Reel karşılığı vardır ve bilanço 830 Trilyon dolarlık dolarlık "Sanal Batak" vermektedir. Yine teorik olarak 900 Trilyon dolarlık Online işlem hacmini kapsayan " Sanal Paranın " %1 'i dahi nakte çevrilmek istense ortaya 9 Trilyon dolarlık karşılanması neredeyse imkansız likit para ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Global sistemde buzdağının görünmeyen yüzünü temsil eden, yasal ve akademik olarak henüz formatlanamayan bu sanal piyasalar ya kontrol altına alınamamış ya da alınmak istenmemiş ama sonuçta tüm dünya tabiri caiz ise " Kumarhaneye"  dönmüş bulunmaktadır.

Üstelik ABD 'den Japonya'ya, İtalya'dan İrlanda ve İspanya’ya kadar tüm ülkelerin (GOP ülkeleri hariç)  sadece kamu borçlarının GSMH'ya oranları %100 ve üzerinde batağa saplanmışken  " Bilanço Gereği " alacaklıların kim olduğu hususunda kamuoyunda hiçbir makul açıklama ortaya çıkmaması gerçekten çok ilginç bir durum arz etmektedir.

2008 mega krizi sonrası QE adı altında karşılıksız basılıp piyasalara sürülen trilyonlarca doların neredeyse yarısının global piyasalarda artık hakimiyeti eline geçiren Wall-Street merkezli finans tekellerinin kasalarına aktığı tespit edilmiştir. 1972 yılında Nixon döneminde iptal edilen Bretton Woods'tan bu yana piyasalara karşılıksız sürülen ve kağıt maliyeti 6 cent olan doların dünya dolaşımındaki kümülatif miktarı ise ne tuhaftır ki kamuoyunda tam olarak bilinmemektedir.

Dünya parası konumuna gelmiş olan ABD doları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış ticaretlerinde kullanmakta oldukları para birimidir. Türkiye iç piyasasında TL bazında üretmiş olduğu değeri dış ticaretinde cari açığı dahil dolar olarak karşılamak zorunda olup, USD/TL paritesi yani kuru enflasyonundan faiz oranlarına kadar ülkenin ekonomik hayatını tam anlamıyla belirleyici bir konumdadır.  

Türkiye açısından hayati öneme sahip dolar (döviz) girişlerini 4 ana kalemde özetlemek mümkündür:  

• Yabancılara mal / hizmet karşılığı elde edilen dövizler: İhracat, turizm, sigorta, taşımacılıktır.

• Cari Transferler yoluyla gelen dövizler: hibeler, işçi havaleleri.

• Yabancıların doğrudan yatırım yolu ile gelen dövizler: ( istihdam yarattığı için en makbul kalıcı döviz kabul edilir), mal üreten: fabrika, işletmeler; hizmet üreten: banka, sigorta, taşımacılık, marketler, enerji vs…’dir.

Sıcak Para- Yabancıların Türkiye’ye finansal kısa yatırım amacıyla getirdikleri dövizler : (Portföy; BİST, DİBS, mevduatlar, yurt dışından alınan krediler)… 

Net hata noksanlar kaynağı belli olmayan döviz girişlerini içerir. 

 

SONUÇ:

Türkiye’dedolar ile karşılanması zorunlu kısa vadeli borçların tutarı -bunun 40 milyar doları cari açık olmak üzere- yaklaşık 210 milyar dolar’dır. İhraç kaleminin dahi % 60’ının hammadde, yarı mamul, yakıt ve enerji gibi ithal girdiler olduğu göz önüne alındığında, açık pozisyonu ise 450 milyar dolar civarındadır.

Ana döviz girdi kalemlerinden olanturizm; Rus uçağının düşürülmesi, AB ve özellikle Almanya ile ilişkilerin bozulmasından bu yana sorunlu durumdadır. Batı turistleri, Antalya ve Bodrum bölgesi gibi güneş ve denizi seven turistler olup, Turizm tesisleri bu turist tipine göre şekillenmiş durumdadır. Batı turistlerine alternatif olarak gösterilen Çin ya da Japon turistleri ise güneş,deniz değil Kapadokya bölgesi gibi kültür, tabiat seven turist tipi olup Batı turislerini telafi edemez konumdadır.

Doğrudan yatırımcılarınana gövdesini oluşturan AB dolayısıyla Avrupalı yatırımcılar ile güven sorunu yaşandığı göz önüne alınırsa bu kalem şu aşamada iç açıcı durumda değildir. AB’nin hibelerini sınırlaması sembolik de olsa Avrupalı yatırımcıların gözünde prestij açısından olumsuz bir gidişat olarak algılanmaktadır. Net hata noksan kalemi ise Türkiye’nin başına son zamanlarda da yaşadığımız üzere ciddi sorunlar çıkarmaktadır.          

Bu aşamadageriye kalanen etkili alternatif olarak sıcak para girişi kalmakta ve bu girişinistikrarlı olarak sağlanması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Sıcak para girişi, doların kontrolü ya da düşürülmesi için TCMB elinde politika faizi dışında daha etkili silah bulunmamaktadır. Faiz lobisi ya da dış mihrak bahane ya da refleksi temeli kapitalizme dayanan global ekonominin gerçeklerinden uzak duygusal tepkilerden öteye gidemediği gibi reel para politikasına da zarar verdiğini dikkate almakta yarar vardır.

Bu yazı 1807 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı