Hoşgeldiniz; Bugün 23 Haziran 2017 Cuma
Ekonomik Araştırmaları Merkezi|08 Mayıs 2017 Pazartesi

Ekonominin Çöküşü

Nevzat Bor tarafından yazıldı.

AKP hükümetinin ekonomi politikasını yönetenler,  son dönemlerde çöküşü gizlemek için, ekonominin tüm göstergelerini makyajlama yöntemini seçmiş bulunuyor. AKP Hükümeti, milli gelir ve kalkınma hesaplarını farklı yöntemler ile hesaplayarak, yaşanmakta olan ekonomik krizi saklayabileceklerini,  ya da en azından psikolojik olarak finans piyasasındaki aktörlerden bazılarını –görünüşte- ikna edip, iç ve dış borçları çevirebilmeyi, ilave dış kaynak akışını sürdürmeyi ummaktadır.

İktidarın sanki Türkiye zenginleşiyormuş havası verdiği Merkez Bankası rezervleri, büyük ölçüde zorunlu karşılıkların döviz olarak yatırılmasıyla yükselmiştir. Yani bankalar dışarıdan aldıkları döviz kredilerini MB'ye karşılık olarak yatırıp, TL'yi serbest kullandılar. Bu da rezervleri artırdı. İktidarın çok övündüğü görece olarak yükselmiş gibi görünen bu rezervlerden zorunlu karşılıklar, altın vb. değerlerin miktarı düşülünce yeteri kadar rezervin olmadığı anlaşılacaktır.

Ödemeler dengesindeki sorunlar (cari açık), bir “sihirli el”marifeti ile çözülmüş gibi görülmektedir.

Merkez Bankası bütçesinin net hata ve noksan kalemi konusunda sorunlar vardır. Teknik olarak döviz girişindeki ödemeler dengesi hesaplamalarında kur hataları, geciken transferler vb. gibi nedenleri açıklayan bu kalem, devasa rakamlara ulaşmıştır. Bu durum, ekonomiye sürekli olarak kaynağı belirsiz bir dış kaynak girişi anlamına gelmektedir. Merkez Bankası son iki yılda 11 milyar dolarlar seviyesine çıkan net hata noksan kaleminin detaylarını açıklamalıdır.Bir kaç milyar doları açıklamak mümkünse de on milyarlarca doları açıklamak o kadar kolay değildir.

Devlet adına ödemelerden Hazine sorumludur. Hazine'nin Merkez Bankası nezdinde TL ve döviz hesabı vardır. Ödemeleri buradan yapar. Hazine, dışarıdan borçlanma yaptığında parasını TCMB'de tutar. Ödemelerini bu döviz hesabından yapar, eğer bu hesapta parası yoksa TL hesabından yapar. TCMB bu ödemelerdeki dövizi, döviz mevcutlarından, rezervler dahil yapar.

 Kamu kesimi adına dış borçlanmayı Hazine yapar. KİT'ler ve belediyeler kendi başına borçlanma yapabilir. Bu borçlanmalar da sermaye hesabında yer alır. Kamu kesimi iç ve dış alımlarını ihale ya da pazarlık usulüyle yapar. Ancak kamunun kefil olduğu iç ya da dış borçlar buralarda görülmez.

Yap-işlet-devret ya da kamu özel ortaklığı modelleriyle alınan dış ya da iç borçlar ile bu projeler için Hazinenin kefalet ve taahhütleri devasa miktarlara ulaşmıştır. Yapımcı ve işletmeci Yerli/Yabancı firmalara kar garantisi verildiği için, bu tip projeler hem yapım anlamındadır. Hem de işletme anlamında çok pahalı projeler olarak kamuya çok büyük bir risk getirecek potansiyele sahiptir.

Uzunca bir süredir sosyal yardım ve harcamalarda bir patlama yaşanmaktadır. belediyelere yapılan transferlerinde detayları mali tablolarda gösterilmemektedir.

Son dönemde bütçe disiplini kaybolmuş açık yüzde iki civarına kadar ulaşmıştır.  TL'nin hızlı değer kaybını altında yatan temel neden tasarruf açığının giderek artmış olması ve bu nedenle dış finansmana duyulan ihtiyaçtaki artıştır.

2017 yılında vadesi gelen dış borç miktarı 185 milyar dolar civarındadır. Buna 30-40 Milyar dolarlık cari açığı da eklerseniz dış finansman ihtiyacı 215 - 225 milyar dolara çıkmaktadır. Ayrıca reel kesimin açık pozisyonunun 200 milyar doların üzerinde olduğunu biliyoruz. Bu durum 2017 yılı ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye'nin finansman zorluğu çekeceğini göstermektedir. 

Bunu gören yabancılar ülkemize kalıcı fiziki yatırım için gelmiyor. Gelmiş olanların da bir bölümü gidiyor. Sonuçta döviz kıtlaşıyor ve kıtlaşan her şey gibi dövizin fiyatı artıyor, nitekim Ocak-Şubat döneminde döviz kurları tavan yapmıştır.

Sonra birden kaynağı belirsiz fiziki bir döviz girişi olmuştur,  muhtemelen net hata noksan kalemi çerçevesinde bir döviz girişi söz konusu oldu, döviz kuru baskılandı. Borsa görece olarak yükseldi.

Varlık Fonunun devreye sokulduğu iddiaları ortaya atıldı. Buradaki varlıkların bir kısmı kısa vadeli ve yüksek maliyetli dış borç için kullanıldığı söylenmektedir.

“Herif”kod adlı biri Borsadan çok yüksek miktarlarda alım yaparak endeksi yükseltmiştir. Eğer Varlık Fonu vasıtası ile elde edilen kaynak ile ekonomiyi dengeye getirmeye çalışıyorlar ise vay halimize. Çözüm yolu artık eskisi kadar kolay değildir.

Kirli Referandum sonrası siyasette yaratılan kaos, yargıya müdahale, OHAL, Medyaya baskı vb. herkesin bildiği, gözlediği konulardır; ama özellikle tek adam rejimi yaratacak anayasa değişikliğini düşündüğümüzde siz yabancı yatırımcı olsanız bu kadar “kaosun”olduğu, hukuktan bu kadar uzaklaşmış bir ülkeye gözü kapalı paranızı gönderir misiniz? Ya da uzun vadeli yatırım planlarınıza Türkiye’yi dahil eder misiniz? Onlar da göndermiyor. Bir ülkede riskin arttığı CDS[1]primlerinden anlaşılır.

22 Mayıs 2013'te 118 olan CDS primi bugünlerde 238’ler civarındadır. Bu bize yabancı yatırımcının buraya bakışını yansıtan en net göstergedir. "Cari açık finanse edildiği sürece sorun oluşturmaz" tezi 2013 sonu, 2014 başı itibariyle çökmüş durumdadır. Bu nedenle tüm ekonomik göstergeler saklanmakta ya da çarpıtılmakta, yetmedi varlık fonu gibi araçlar devreye sokulmaktadır.

Cari açık 2016’da yükselirken enflasyon ve kur artmış, büyüme düşmüş, milli gelir azalmıştır. 2017’de de aynı şekilde olacaktır.

Asıl olan ülkenin tasarruflarını artırmaktır. Tasarruflar artmadığı sürece cari açık hep sorun olacaktır. Üstelik cari açık sorunu bütçe açığından daha kötüdür. Çünkü bütçe açığını TL ile finanse edebilirsiniz ve o yetki sizdedir. Yani enflasyonu artırma pahasına basarsınız parayı kapatırsınız açığı. Cari açıkta böyle bir şansınız yoktur. ABD ne kadar dolar basarsa siz ona uymak zorundasınız.

Ayrıca merkezi bütçe ve özelleştirme kapsamına giren kalemleri, yani milli varlıkları Özel fonlara (varlık fonuna) aktardığınızda geçmişte olduğu gibi “Müstemleke”durumuna düşersiniz.


[1] CDS, Credit Default Swap deyiminin kısaltmasıdır. CDS, bir kişi ya da kuruluşun, kredi sahibinin karşılaşabileceği alacağın ödenmemesi riskini belirli bir bedel karşılığında üstlenmeyi kabul etmesinin bedelidir.  

Bu yazı 5165 defa okundu.
  • Yorumlar3
  • Onay Bekleyenler3

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı