Hoşgeldiniz; Bugün 25 Şubat 2018 Pazar
Çin Halk Cumhuriyeti|07 Şubat 2012 Salı

Çin, Suriye Tasarısını Neden Veto Etti?

Giray Fidan tarafından yazıldı.

Çin Suriye Sorununun çözümünde Batı’dan faklı düşündüğünü ortaya koymakta, vetosuyla yeni bir uluslararası sistem öngördüğünü göstermektedir.

Suriye'de devam eden şiddet olaylarını sonlandırmak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konsey'ine sunulan tasarı Çin ve Rusya'nın vetosuyla kabul edilemedi. Vetonun yankıları halen devam ederken Suriye'de durum eskisinden de kötü bir noktaya doğru gidiyor. Rusya ve Çin'in vetosu Batılı liderler ve kamuoyu tarafından sert dille eleştirildi ve Suriye'de yaşanacak olumsuz gelişmelerden veto kullanan iki ülkenin sorumlu olacağı yönünde haber ve yorumlar yabancı basında yer almaya başladı.[1] Çin resmi ağızlardan tasarıyı veto etmesinin nedenlerini dünyaya duyuruyor.

 

Halkın Günlüğü Gazetesinde Çıkan Yorumlar:

Çin'in resmi yayın organı Halkın Günlüğü (人民日报) gazetesinde Zhong Sheng (钟声[2]) imzasıyla çıkan yorumda Çin'in tasarıyı veto etme nedenleri anlatılmaktadır. Yazının başlığı "Neden Güvenlik Konseyi Plastik bir Damga Haline Gelmemeli" (为什么不能让安理会成为橡皮图章)'dir.

"Neden Güvenlik Konseyi Plastik bir Damga Haline Gelmemeli

Tunus'ta başlayıp bütün Batı Asya ve Kuzey Afrika'yı içine alan karışıklıklar bir taraftan iç dinamiklerle gerçekleşmiş olsa da diğer taraftan Batı'nın beklentilerini aşan bir hal almıştır. Ancak, kısa bir kararsızlıktan sonra Batı olan bitende çok zor yakalayabileceği stratejik bir şans olduğunu fark etmiş ve olayların kontrolünü kendi eline geçirmek için harekete geçmiştir.

Bu durumu anladıktan sonra, Batı'nın Suriye sorunundaki duruşunu anlamak çok daha kolay hale gelmekte, Batı'nın bir sonraki hamlesinin ne olacağını tahmin etmek de kolaylaşmaktadır. Bu tek başına hareket etme mantığından yola çıkarak Batı'nın bu tavrı görülebilmektedir. Güvenlik Konseyinde tasarının başarısızlığa uğramasının ardından, Batı Ülkelerinin tek taraflı olarak Suriye hükümetine baskıyı artıracakları ve Güvenlik Konseyini atlatarak kendi başlarına hareket edecekleri görülmektedir.

Bazı ülkeler retorik olarak Birleşmiş Milletlere saygı duyduklarını belirtseler de, aslında Birleşmiş Milletleri göz önünde bulundurmamaktadırlar. Güvenlik Konseyinde belli bir söylem devam ettirilmekte, son tahlilde bir defaya mahsus oyunlarını oynamaktadırlar: Bu çerçevede; Hukuku kullanarak; sonuçsuz kalan çabalarının ardından; pis suları başkalarının üzerine atmakta ve sonuç olarak da ne yapmak istiyorlarsa onu yapmaktadırlar.

"Birleşmiş Milletler diye bir şey yoktur, sadece Uluslararası Toplum vardır ve Uluslararası Toplum sadece büyük süper gücün liderliğinde hareket eder; bu büyük süper güç de Amerika'dır". Bu ABD'nin eski Birleşmiş Milletler Daimi Büyükelçisi Bolton'un söylemiş olduğu bir sözdür ve önemli bir şansın kaçırılmasına sebep olmuştur.

Ancak, Birleşmiş Milletlerin değeri başkalarının söyledikleri azalmamakta değişmemektedir. Ayrıca Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun insanlığın karşılaştığı var olma sorunu ve felaketler ile baş etme azmi, dünyanın çok kutupluluğa gittiği bu yeni dönemde Birleşmiş Milletler artık çok daha önemli bir yer tutacak ve işlevi gün geçtikçe artacaktır.

Güvenlik Konseyi, Bileşmiş Milletler Sözleşmesi'ne göre uluslararası sistemde barış ve güvenliğin korunmasında sorumludur, ancak Güvenlik Konseyinin onayladığı kararlar hukuki sayılabilir. Demokratik tartışma ve uzlaşma Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin ruhuna uymaktadır. Birleşmiş Milletlerin tarihsel gelişimine bakıldığında, Birleşmiş Milletlerin yetkileri korunduğunda ancak bir anlam taşıdığı görülebilmektedir. Eğer uzlaşma olmazsa, Birleşmiş Milletlerin yetkilerinden söz etmek anlamsız olacaktır.

Güvenlik Konseyinin bazı ülkelerin kayıtsız şartsız onaylayıcısı (plastik damgası) haline gelmesine izin vermemek, sadece günümüz için uluslararası barış ve güvenliğin devamına karşı bir sorumluluk değil aynı zamanda dünyanın çok kutuplu bir hale geldiği bugünlerde geleceğin adil uluslararası ilişkilerinin kuruluşuna da büyük katkı sağlayacağı açıktır."[3]

Halkın Günlüğü Gazetesinin Yurt Dışı Baskısında da (人民日报海外版) yukarıdakine benzer bir yorum yayınlanmıştır.Bu yorumda da Rusya ve Çin'in vetosunun Suriye konusunda yeni bir çözüm bulunmasına fırsat verdiğinin altı çizilmektedir.

"Çin ve Rusya Suriye Sorununun çözümünde yeni bir fırsat penceresi açtılar

7 Şubatta Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ve Rus Dış İstihbarat Servisi Başkanı Fradkov ile birlikte Şam'a bir ziyaret gerçekleştiriyor ve Devlet Başkanı Beşar Esad ve üst düzey yetkililerle temaslarda bulunuyorlar. Bu ziyaret çok dikkat çekici olarak görülmektedir. Üç gün önce, Rusya ve Çin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Suriye Sorunu ile ilgili tasarıyı reddetmeleri, Çin ve Rusya'nın geçen yıl 10 Nisan'da Fransa, İngiltere gibi AB ülkelerinin Suriye Sorunu ile ilgili tasarılarını reddetmelerinden sonra, ikinci kez veto haklarını kullanmaları, uluslararası camianın dikkatini çekmiştir.

Çin ve Rusya'nın vetosu, aslında dışarıdan gelecek etkilerle yönetimin devrilmesi yöntemine karşı bir vetodur. Bu yöntem ayrıca Birleşmiş Milletler Sözleşmesine, uluslararası ilişkilerin en temel ilkelerine aykırıdır ve Çin bunu kesinlikle kabul edemez.

Suriye sorunu son derece karmaşıktır, sadece ilgili ülkeler ve onların tarihleri değil, mezhepler arasındaki çatışmalar ve hatta bir tarafıyla da İran'ın Nükleer Çabaları sorunu ile de ilgilidir. Bu iç içe geçmiş önemli sorunlar bütün bir yapıyı tehdit etmektedir. Arap Birliğinin tavrı oldukça ilginçtir, kendi iç sorunlarını görmeden sürekli dışarı bakmaktadırlar, açıkça görülebileceği gibi: Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler, Suriye'de yaşanan sorunları kullanarak Esad Ailesinin yönetimine son vermek istemekte, Sünnilerin Suriye'de yönetimi ele geçirmesini istemekte ve Şiilerin lideri durumundaki İran'ın etkisini dengelemek istemektedirler. Irak, Lübnan, Cezayir gibi ülkeler gibi ülkeler buna karşı çıkmakta, Mısır ve bazı ülkeler ise buna karşı tarafsız kalmayı tercih etmektedir.

Uluslararası Toplum bütün tarafların Suriye Sorunu için yaptıkları katkılara saygı duymalıdır. Ancak üst düzey Rus yetkililerin Suriye ziyaret öncesi, Fransa ve bazı diğer Batılı ülkeler Suriye'deki durumun son derece acil olduğunu öne sürerek, acil şekilde Suriye'ye sorunun çözülmesi ile ilgili bir tasarı verdiler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine çok sert bir denetim noktası oluşturmaya çalıştılar. Çin bu aşamada tek başına Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Uluslararası İlkeleri savunma yoluna gitti, ve Güvenlik Konseyinin bir kayıtsız şartsız onaylayıcı olmasını engelledi. Çin'in pozisyonu tarafsız, sorumlu ve herhangi bir tarafın lehine veya aleyhine değildir.

Suriye'de durum gittikçe kötüleşmektedir, Çin ve Rusya'nın veto kararı Suriye sorununda yumuşak bir iniş yapılabilmesi için bir fırsat penceresi açmaktadır, bu fırsat kolayca heba edilmemelidir. Suriye'nin iç durumu göz önüne alındığında, Suriye içinde bulunan bütün tarafların ve Suriye Halkının reform isteği dile getirilmeli ve saygı gösterilmelidir. 10 Ocak'ta Suriye Devlet Başkanı Beşar yaptığı konuşmada, Arap Birliği'nin Suriye Sorununun çözümüne kapıyı tamamen kapatmamış, Suriye'nin geniş katılımlı bir hükümet ile yönetilmesine karşı çıkmamıştı. Uluslararası topluma hitaben, Suriye'de koşulların olgunlaşması ve oluşturulması sonrası, siyasi görüşmelerin başlayacağını, aralarındaki farklılıkları çözmeye yönelik adımların atılacağını, böylece Orta Doğu Bölgesinin barış ve istikrarının korunacağını ve ateşe benzinle yaklaşılmamış olacağını ifade etmiştir. Çin Suriye Sorununun Arap Birliği çerçevesinde çözüme kavuştuğunu görmeyi ümit etmektedir, bu bağlamda Arap Birliğinin ortaya koymuş olduğu siyasi çabaları desteklemeye devam edecektir.

Bugün, gittikçe güçlenmesine paralel olarak, uluslararası sahnenin baş masasına oturmuş olan Çin; spot ışığının altında yeni bir çevrede bulunmaktadır, diğer taraftan Uluslararası Toplumun Çin gibi yeni bir aktöre ihtiyacı olduğu görülmektedir. BU elbette çok karmaşık uluslararası problemlerle karşılaşıldığı zamanlarda, Çin çok daha zor ve karmaşık dengeler ve seçeneklerle karşılaşacaktır ancak Çin bütün bunlara rağmen cesurca kendi fikrini dile getirmeli, adil ve makul yeni bir uluslararası sistemin yaratılmasında aktif olarak rol almalıdır."[4]

Sonuç:

Çin Suriye Sorununda taraflardan herhangi birini tutmadığını dile getirmekte, sorunun başta Arap Birliği olmak üzere Suriye'nin kendi iç dinamikleri yoluyla çözülmesini savunmaktadır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Liu Wei Min (刘伟民) Güvenlik Konseyinde tasarıyı veto etmelerinin nedenini Suriye'de durumun daha içinden çıkılmaz birhal almasını engellemek için olduğunu vurgulamış ve taraflardan herhangi birinin aleyhinde veya lehinde tutum almadıklarını, sorunun diyalog ile çözülmesi gerektiğini aksi takdirde Orta Doğu'nun tamamının güvenlik ve istikrarının tehlikeye girebileceğini belirtmiştir.[5]

Suriye Tasarısının Güvenlik Konseyinde Çin tarafından veto edilmesi; Pekin'in yenidünya düzeni anlayışını aktif olarak öne çıkarmaya başladığı önemli dönüm noktalarından biridir. Çin, resmi ağızlardan Suriye'de herhangi bir tarafı tutmadığını ancak Uluslararası Sistemde geçmiş yöntem ve alışkanlıklara karşı durduğunu göstermektedir. Çin'in önümüzdeki dönemde Birleşmiş Milletlerde ve Uluslararası Sistem'de daha etkin bir yol izleyeceği anlaşılmaktadır. Çin'in 2006'da ortaya attığı ve kadim Çin Tarihinden yola çıkarak inşa ettiği "Ahenkli Dünya" (和谐世界) fikrini uluslararası alanda daha çok savunmaya başladığı görülmektedir. Çin artan gücüne paralel olarak uluslararası sistemde etkili olmak istemektedir.

 


 

[1] Neil MacFarquhar ve Anthony Shadid, The New York Times,(04.02.2012) "Russia and China Block U.N. action on crisis on Syria" (Çin ve Rusya Suriye krizinde Birleşmiş Milletleri Bloke Ettiler), http://www.nytimes.com/2012/02/05/world/middleeast/syria-homs-death-toll-said-to-rise.html?_r=1&ref=todayspaper

[2] Zhong Sheng ismi takma bir isimdir. Çin'i ilgilendiren uluslararası sorunlarda Halkın Günlüğü gazetesinde bu isimle köşe yazıları yayınlanmaktadır. Birçok yabancı yayın organında çeviri hatasından olsa gerek; Zhong Sheng (钟声) yani "çalar saatin sesi " veya "uyandırma/uyarma sesi" Zhong Sheng (中声) "中国之声" yani "Çin'in Sesi "olarak yorumlanmıştır.Bakınız: Guardian, (06.02.2012)"China Defends Syria veto in People's Daily Article" (Çin Suriye Veto'sunu Halkın Günlüğü gazetesindeki makale ile savundu), http://www.guardian.co.uk/world/2012/feb/06/china-syria-veto-peoples-daily

[3]钟声, 人民日报, (07.02.2012) ""Neden Güvenlik Konseyi Plastik bir Damga Haline Gelmemeli""(为什么不能让安理会成为橡皮图章), http://paper.people.com.cn/rmrb/html/2012-02/07/nw.D110000renmrb_20120207_1-03.htm?div=-1#. (Gazetede çıkan yorumun tamamının Türkçe çevirisidir.)

[4]阮宗泽, (07.02.2012), 人民日报海外版(望海楼) (Halkın Günlüğü Gazetesi Yurt Dışı Baskısı), "Çin ve Rusya Suriye Sorununun çözümünde yeni bir fırsat penceresi açtılar" (中俄为解决叙问题提供机会之窗), http://paper.people.com.cn/rmrbhwb/html/2012-02/07/content_1003139.htm(Gazetede çıkan yorumun tamamının Türkçe çevirisidir.)

[5]中华人民共和国外交部 (Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı), 06.02.2012 tarihli basın toplantısı, http://www.fmprc.gov.cn/chn/gxh/tyb/fyrbt/t902154.htm

 

Bu yazı 4546 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı