Hoşgeldiniz; Bugün 14 Ağustos 2018 Salı
Çin Cumhuriyeti (Tayvan)|23 Mart 2011 Çarşamba

Libya’ya Müdahale: Gerekirse dünya’yı yakarız ama kaynakları paylaşmayız!

Giray Fidan tarafından yazıldı.

Libya’ya yapılan müdahale Batı’nın dünya kaynaklarını Çin başta olmak üzere başka hiçbir güce kaptırmamaya niyetli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Çin'in Afrika'da Yükşelişi:

Çin, 30 yıllık dışa açılma ve reform politikasının bir sonucu olarak büyük bir ekonomik gelişmişlik seviyesine ulaşmış durumdadır. Çin'in gelişmesinin itici gücünü oluşturan büyük üretim kapasitesi ise öncelikle enerjiye muhtaçtır. Bu nedenle Çin özellikle son 10 yılda Afrika ve Orta Doğu'da bulunan enerji zengini ülkeler ile önemli işbirlikleri gerçekleştirmektedir. Çin ayrıca bu ülkeler ile geliştirdiği ilişkilerinde; ülkelerin iç işlerine karışmamakta ve herhangi bir siyasi talepte de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ülkelerin otoriter yönetimlerince de oldukça sıcak karşılanmaktadır.[1] Libya'ya karşı yapılan son müdahalede Çin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Daimi üyesi olarak çekimser oy kullanmış ve operasyonun başlamasının ardından da operasyona karşı olduklarını bildiren resmi bir açıklama yayınlamıştır. [2]

Çin Genişleyen Deniz Aşırı Çıkarlarını Korumaya Çalışacak:

Çin özellikle son yıllarda deniz aşırı çıkarlarının genişlemesi ve uluslararası alandaki etkinliğini artmasıyla ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle, bu yıl açıklanan yeni savunma bütçesinde geçen yıla oranla % 12.7'lik bir artış göze çarpmaktadır. Çin, genişleyen çıkarlarına paralel olarak silahlı kuvvetlerininin modernizasyonu ve güçlendirilmesi için ciddi çaba sarf etmektedir. 2010 yılı içerisinde deneme uçuşu yapılan Jian-20[3] uzun menzilli Hayalet Uçak projesi ve deniz kuvvetlerinde yapılan yenilikler ve yeni üretilen gemi ve silahlar bunun yanında uzun süreden beri Çin'in sahip olmak istediği uçak gemisi ekonomik ve siyasi olarak etkisini artıran Çin'in uzak bölgelerdeki çıkarlarını korumak için askeri alanda da girişimler yapmaya yönelik tavrını göstermektedir.[4]

 

İçi boşalan Değerler:

Kaddafi ve rejiminin yaptıklarını haklı çıkarmamakla birlikte son gelişmelerde sorulması gereken bazı sorular bulunmaktadır. Aynı tarihlerde Suudi Arabistan ve Bahreyn'de yaşanan olaylar Batı tarafından neden insan hakları ihlali olarak görülmemiştir ve bu rejimlere müdahale edilmemiştir? Çok açık biçimde demokrasi talebiyle ortaya çıkan bu ülkelerin halkları son derece sert ve acımasız yöntemlerle bastırılmış ancak Batı, Libya örneğinde olduğu gibi tepki göstermemiştir. Makul olan her insanın aklına gelen bu soru insanlığın ortak değerlerinin sorgulanmasına sebep olmakta ve artık bu değerlerin bir anlamının kalmamasına neden olmaktadır.

Sonuç:

İnsanlığın ortak değerleri olan Demokrasi, İnsan Hakları, Basın ve İfade Özgürlüğü, Batı'nın her silahlı müdahalesinin ardından daha fazla tartışılmaya ve daha fazla eleştirilmeye başlanmaktadır. Dünya'nın her yerinde sıradan insanlar bile artık Batılı güçlerin her müdahalesinin altında petrol ve doğal zenginliklerin paylaşılmasının olduğunu bilmektedirler. Bu da insanlığın geleceği açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Libya örneğinde olduğu gibi; ne yabancı müdahale ne de var olan yönetim sorunları çözmemektedir. Deyim yerindeyse Libya ve bölge halklarına ölüm gösterilip sıtmaya razı edilmeye çalışılmaktadır. Son dönemde yaşanan gelişmeleri ise Çin'in büyüyen ekonomisi ve artan enerji ihtiyacına paralel olarak Orta Doğu ve Afrika'da geliştirdiği ikili işbirlikleri ve ilişkilerden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Dünyanın karbon temelli enerjiye bağlı ekonomi ve üretim biçimleri devam ettikçe, yeni bir enerji çeşidi de ortaya çıkmadıkça bu mücadelenin devam edeceği ve özellikle Afrika ve Orta Doğu'nun başını çektiği bölgelerde karışıklık, iç savaş ve isyanların devam edeceği görülmektedir. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde söz konusu ülkelerin nüfuslarının büyük bir bölümü çatışma, açlık, hastalık gibi nedenlerle ortadan kalkacaktır. İnsanlığın ortak değerlerinin bu süreçte inandırıcılığını kaybetmesi ve yara alması ise insanlığın en büyük kaybı olarak düşünülebilir. Süregiden mücadele, halihazırda dünyanın kaynakları üzerinde kontrolü elinde bulunduran Batı Bloğunun Çin başta olmak üzere gelişmekte ve yükselmekte olan yeni güçlere verdiği bir tür cevaptır. Cevap çok net gözükmektedir: Dünya'yı paylaşmaktansa onu yakarız!

 


 

[1] Howard French, New York Times, "China in Africa: All Trade and No Political Baggage". http://www.nytimes.com/2004/08/08/international/asia/08china.html (Erişim 20 Mart 2011)

[2] Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yu'nün açıklaması için bakınız: http://www.fmprc.gov.cn/eng/xwfw/s2510/2535/t808094.htm (Erişim 21 Mart 2011)

[3] Bakınız: http://21yyte.org/tr/yazi6055-Cinin_Hayalet_Ucagi_Jian_20.html

[4] Dennis J. Blasko, China Brief, Jamestown Foundation, An Analysis of China's 2011 Defense Budget and Total Military Spending — The Great Unknown, http://www.jamestown.org/programs/chinabrief/single/?tx_ttnews%5Btt_news%5D=37631&tx_ttnews%5BbackPid%5D=25&cHash=962dd98d4000505226b122227911ea48

 

Bu yazı 3103 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı