Hoşgeldiniz; Bugün 27 Mayıs 2018 Pazar
Çin Cumhuriyeti (Tayvan)|19 Şubat 2011 Cumartesi

Çin-Arap Dünyası İlişkileri: Herşey Yolundayken Bu Devrim Nereden Çıktı?

Giray Fidan tarafından yazıldı.

Çin, Arap Dünyasında Yaşanan Gelişmeleri Kaygıyla İzlemektedir.

Çin, Devlet Başkanı Hu Jin Tao'nun göreve başlamasının ardından "Ahenkli Toplum" (和谐社会) kavramını sıkça kullanmaya başlamıştır. Bu Çin'in kendi tarihsel deneyimlerine ve kendi kültürel kodlarına uygun yeni bir politika izleyeceğinin de işareti olarak kabul edilmelidir. Çin Düşünce Sisteminin önemli unsurları olan Dao (道) ve Ru (儒) felsefelerinden yola çıkılarak ortaya atılan kavram temelde istikrar ve düzenin korunmasının sağlanmasının mutluluk, düzen ve refah getireceği düşüncesine dayanmaktadır. Çin Düşüncesinde "Denge", "Adalet" ve "Evrenin Düzeni"nin "Ahenk" ile sağlanabileceği düşünülmektedir.

Son yıllarda Çin, hem iç politikada hem de dış politikada merkezine kendine has özelliklerini koyduğu yeni bir düşünce ve değerler sistemi getirmeye ve bunun teorik altyapısını tesis etmeye çalışmaktadır. Bu düşünce sisteminin pratik anlamda yansıması ise Çin'in diğer büyük güçlerin aksine ilişki kurduğu ve çıkarları bulunan ülke ve toplumların iç işlerine karışmamakta, yöneticileri ya da yönetim biçimleri ile ilgilenmemekte ve sadece istikrarın zarar görmeyeceği ve "Ahenk" içinde ekonomik gelişmenin sağlanabileceği yeni bir model ortaya koymaktadır.[1]

Çin'in Arap Dünyasıyla Gelişen İlişkileri:

Araplar ve Çinliler 8. Yüzyıldan itibaren oldukça sıkı ilişkiler içerisinde bulunmuşlardır. Tang döneminde Arap Orduları ve Çin Ordusu Orta Asya'nın kontrolü mücadelesinde karşı karşıya da gelmişlerdir. Savaşların dışında Çin Tarihi boyunca Araplar özellikle ticaret alanında Çin'de uzun süre faaliyet göstermişler ve Çin'in bazı bölgelerinde Arap Tüccarların daimi olarak kaldığı koloniler oluşmuştur.

Çin'in 1980'lerden itibaren dışa açılması ve Soğuk Savaşın bitmesinin ardından, gelişen Çin ekonomisi özellikle enerji alanında Arap Ülkeleriyle önemli ilişkiler geliştirmeye başlamıştır. Son dönemde Çin ile Arap Ülkeleri arasında sadece ticari ve ekonomik değil ayrıca askeri, teknolojik ve eğitim ilişkileri de çok hızlı şekilde gelişmeye başlamıştır. Özelde Arap Dünyası ve Genelde de Afrika ile ilişkilerin geliştirilmesi için Çin yoğun çaba sarf etmektedir.[2]

Son dönemde ülkemiz medyasında da yer alan Çin'in Mısır'daki olayları ile ilgili haberleri tamamen sansürlediği yolundaki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Haberlerin filtrelenmesi doğrudur ancak tamamen bir haber karartması yapılmamıştır.[3] İnternet blogları ve diğerelektronik iletişim platformları kontrol altında tutulmaktadır. Çin'in yazılı, görsel ve internet medyasında resmi haber ajansına dayanılarak konuyla ilgili haberler yayınlanmıştır. Olayların Çinli Turistlerin en yoğun şekilde Mısır'ı ziyaret ettiği Çin Yeni Yılı'na (Chun Jie) denk gelmesi nedeniyle binlerce Çinli Turist Mısır'da mahzur kalmıştır.

Çin'de Mısır tarzı olayların yaşanması yakın gelecekte çok düşük bir ihtimaldir. Tunus'ta başlayıp bütün bölgeyi etkisi altına alan olayların henüz Çin'i etkileyecek noktaya gelmediği görülmektedir. Ayrıca Çin, her ne kadar anti-demokratik bir tek parti sistemi ile yönetilmekte de olsa söz konusu ülkelerdeki gibi tek bir liderin ülkeyi yıllarca yönetmesi söz konusu değildir. Bu nedenle Çin siyasal sistemi Ortadoğu ülkelerinde anti-demokratik rejimlerden oldukça farklı bir örgütlenme yapısına sahiptir.

Çin, son yıllarda artan enerji ve ham madde ihtiyacını karşılayabilmek için Arap ülkeleri ve Afrika'nın tamamıyla Batılı Güçleri tedirgin edecek şekilde ilişkiler kurmaktadır. Çin izlemekte olduğu "Yarı Süper Güç" (Quasi-Superpower) ve "Yumuşak Emperyalizm" politikası da bölge ülkelerinin yüzlerini Çin'e çevirmelerini sağlamaktadır. Çin, ilişki kurduğu Arap ve Afrika ülkelerinden herhangi bir siyasi reform insan hakları ya da demokrasi talebinde bulunmamakta ve yönetimlerin iç işleriyle ilgilenmemekte bunn yanında sağladığı kredi olanaklarıyla söz konusu ülkelerde liman yapımı, demiryolları, hastane ve eğitim gibi alt yapı yatırımları yapmakta ve ticaretini geliştirmektedir. Bu tür bir yaklaşım ise bölgedeki bütün yönetimlerin Çin'e daha sıcak bakmaklarına neden olmakta ve Çin'in etkinliğini artırmaktadır.

Sonuç

Son dönemde yaşanan olaylarda bölgedeki Çin etkisinin kırılmaya çalışılmasının önemli bir parametre olduğu düşünülmelidir.[4] Mısır olaylarının ardından Çin, resmi açıklamasında Mısır'da düzenin yeniden tesis edilmesinin önemine işaret etmek dışında herhangi bir tarafı tutan açıklama yapmamıştır. Çin'in dış politikası ve çıkarları açısından Mısır'da ya da başka ülkelerde kimin yönetimde olduğunun bir önemi yoktur. Ancak bölgede yaşanan gelişmelerin ardından ortaya çıkacak yeni yönetimlerin Çin ile olan ilişkileri nasıl devam ettirecekleri de henüz bilinmemektedir.

 


 

[1] Xin Hua Haber Ajansı, 建设和谐世界:中国外交思想的新发展 (Ahenkli Dünyayı İnşa Etmek: Çin Dış Politika Düşüncesinin Yeni Gelişimi), http://news.xinhuanet.com/world/2006-08/23/content_4993067.htm, (Erişim 16 Şubat 2011).

[2] Çin Afrika İşbirliği Forumu,http://www.focac.org/chn/, (Erişim 16 Şubat 2011).

[3]2009 yılında yaşanan Urumqi olaylarının ardından Çin Yönetimi, Facebook, Youtube gibi bazı siteleri aylarca tamamen erişilemez hale getirmiş ayrıca olayların yaşandığı Xin Jiang bölgesinin bütün mobil iletişimini uzun süre engellemiştir.

[4] Wikileaks belgeleri olarak adlandırılan ABD'nin resmi yazışmalarında da bu kaygı görülebilmektedir. Birçok Afrika ve Arap ülkesinden gönderilen raporlarda Çin'in bölgede artan etkinliğine dikkat çekilmektedir.

 

 

Bu yazı 3946 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı