Hoşgeldiniz; Bugün 28 Haziran 2017 Çarşamba
Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi|27 Ocak 2015 Salı

SYRIZA Dönemi ve Senaryolar

Gözde Kılıç Yaşın tarafından yazıldı.

SYRIZA ile birlikte Yunanistan için yeni bir dönem başlıyor. SYRIZA lideri Aleksis Tsipras (Çipras), Yunanistan’ın son 150 yılının en genç ve ilk ateist Başbakanı. Din konusunda son derece katı bir yaklaşımı olan Yunanistan’ın Anayasal düzeyde (3.m) kendini Ortodoks dinine bağlı ilan ettiği için yeni Başbakan’ın kendini ateist olarak tanımlaması önemli bir ayrıntı. İlk icraatının gelenekleri yıkarak “dini töreni” reddetmek olması da aynı şekilde kayda değer. Çipras, sadece Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas'ın önünde siyasi yemin etti ve Başpiskopos'un huzuruna çıkmadığı gibi İncil’e de yemin esnasında el basmadı; hükümet göreve başlayacağı zaman kabinenin de sadece siyasi yemin edeceğini ilan etti. Öte yandan yine bir geleneği yıkarak Sintigma Meydanı’ndaki Meçhul Asker Anıtı yerine 1941-1944 işgali sırasında Naziler tarafından idam edilenlerin anısına Kessariani (Kesaryani) Savaş Anıtı’na çiçek koymayı tercih etti.[1] Almanya’nın liderliğindeki bir boyunduruğa son verme vaatleriyle iktidara gelen bir lider için önemli bir sembolik hareketti. Bu arada Balkanların tümünde “II. Dünya Savaşı sırasında kim Nazilerle işbirliği yaptı, kim onlara karşı mücadelede bulundu” kriterinin cepheleşme ve Balkanların görünmez paylaşım sınırlarının belirlenmesinde yeniden etkili olduğu notunu da verelim. Almanya’nın Balkanlarda etkinliğini genişletme ve geliştirme atağı ise malum.

Ancak SYRIZA daha çok Yunanistan’ın ekonomik krizle mücadelesinde yeni bir dönemi başlatıp başlatamayacağı ekseninde konuşulacaktır. O halde derhal güncel verilere göz atmalı: Yunan halkının yüzde 35’i fakirlik seviyesi altında yaşıyor, ülkede işsizlik oranı yüzde 28, ülkenin borcu Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 175’i, aldığı toplam borç 240 Milyar Euro. Böylesi bir tablodan ülkeyi bir şekilde kurtarması durumunda iktidarını perçinleyecek, Avrupa soluna moral ve güç kazandıracaktır. Ancak bu çok güç bir denklemde çok riskli bir takım hamlelerle geçerli olabilecektir. Genel görünüm ise müzakereleri yeniden başlatma “başarısı” ile yetinecek olduğu yönündedir.  

Erken Seçim Süreci ve Yeni Hükümet

Yunanistan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri mecliste tıkanınca zaten zayıf bir koalisyon olan hükümet yasalar gereği düştüve Yunanistan, son üç senedeki üçüncü erken seçim sürecine girdi. 9 milyon 808 bin 76 seçmenin 19 bin 733 sandıkta oy kullandığı seçimlerde, 21 partiden 7’si yüzde 3’lük seçim barajını aştı. Yunanistan’da iktidarın Yeni Demokrasi (ND) ve PASOK arasında sırayla el değiştirdiği iki partili sistem zaten 2009 seçimlerinden itibaren hükmünü yitirmişti. 25 Ocak 2015 seçimlerinin galibi 2004’de yüzde 3,26 bantında dolaşan SYRIZA oldu. 6 Mayıs 2012 erken seçimlerinde yüzde 16,78; 17 Haziran 2012 erken seçimlerinde yüzde 26,89 alan SYRIZA, 2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de yüzde 26,57 almıştı. 2015 seçimlerinde ise oylarını yüzde 36,23’e taşıyarak birinci parti oldu. Milletvekili sayısı 151’e ulaşamayıp 149’da kaldığı için kendisine koalisyon ortağı bulması gerekiyordu. Hızlı hareket eden Çipas, parlamentoya 7. parti olarak giren ve 13 milletvekili kazanan Bağımsız Yunanlılar’la (ANEL)[2]koalisyon kurdu. Dolayısıyla bir tarafta Radikal Sol Koalisyon bir tarafta Putin’in partisi Birleşik Rusya ile işbirliği yapan ancak göçmen karşıtlığı ile de Altın Şafak’ı anımsatan “sağ” tandanslı ANEL, “AB ve IMF’nin kemer sıkma politikalarına karşıtlık” ortaklığında Yunanistan’ın yeni hükümetini oluşturdu. Çipras, seçim öncesi vaatlerini yeni Başbakan olarak da sürdüreceğini “Yunanistan’daki kemer sıkma dönemi, aşağılanma dönemi sona ermiştir. Yunanistan bundan sonra gurur ve umutla yoluna devam edecektir” sözleriyle vurguladı. Çipras’ın hedefi Yunanistan aldığı 240 milyar Euro borç karşılığında Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (Troyka) hazırladığı tasarruf programının yeniden ele alınması.

SYRIZA Gerçekten Radikal mi?

Syriza’nın (Synaspismós Rhizospastikís Aristerá/ Radikal Sol Koalisyonu) programı ve geçmişten bu yana söylemleri dikkate alındığında, başta NATO ve AB üyeliğini tartışmaya açmama eğilimi nedeniyle ülkenin en radikali sayılamaz. Nitekim gerçek anlamda radikal eğilim sergileyen Yunanistan Komünist Partisi KKE, NATO ve AB üyeliğinden çıkmayı savunurken siyasete KKE’de başlayan Çipras, AB içerisinde kalarak ülkenin geleceğini dizayn edeceğini söylüyor. SYRIZA içinde Maocular, Troçkistler, demokratik sosyalistler, ekolojistler gibi farklı eğilimler bulunuyor ancak KKE de SYRIZA için “Kuracağı hükümet, “Αvrupa’dan başka yol yok” diyen, büyük sermaye, tekeller, AB ve NATO için hafifletilmiş koşullar, imtiyazlar ve ödünler anlamına gelen çizgide, halkımız ve memleketimiz için bunun tüm olumsuz sonuçlarını peşine takarak ilerleyecektir.”[3] yorumunda bulunuyor.

Öte yandan SYRIZA’nın seçim sonrasında izleyeceği yol bakımından da gittikçe yumuşayan ifadelerin dile getirildiği görülmektedir. Çipras, borcun yeniden yapılandırılacağı söyleminden önce borcun bir bölümünün silineceği sonra borcun hafifletileceği söylemine geçti. SYRIZA milletvekili Yorgos Stathakis deEylül 2014'te borcun uzun vadeye yayılacağını; Ekim 2014’te borcun yarısının silineceğini; Ocak 2014’te toplam borcun yüzde 5’inin azaltılacağını söyledi. Yine SYRIZA’dan  Panayotis Lafazanis, Temmuz 2013’te borcun tek taraflı iptali yoluna gideceklerini söylerken Ekim 2014’te borcun ezici kısmının silineceğini; Kasım 2014’te borcun büyük bölümünün müzakere yoluyla silineceğini; Ocak 2014’te ise borcun büyük bölümünün silinmesi yönünde müzakere edeceklerini söyledi. Yine SYRIZA’dan Yannis Milyos da 5 senelik moratoryum söyleminden borcun silinmesinin müzakere yoluyla yapılacağı söylemi noktasına geldi.[4] 2012’de NATO’dan çıkışı savunan SYRIZA’nın Eylül 2014’de NATO’dan çıkmanın öncelikleri arasında olmadığını açıklamasında olduğu gibi ülkenin geleceğini ilgilendiren ve dolayısıyla merakla beklenen ekonomi ve dış ilişkiler konusundaki politikalarının bundan sonra şekilleneceği, uygulama aşamasında belli olacağı anlaşılmaktadır. Zira iktidara gelene dek olan açıklamaları birbirini tutmayan nitelik taşımaktadır.

Radikal Sol Koalisyon Partisi Başkanı Çipras’ın 11 Ocak tarihli açıklaması temel alınırsa hükümet olarak alacakları yedi önlem şöyle: Elektriği kesilen evlere ücretsiz elektrik verilmesi, 300.000 kişiye gıda yardımı yapılması, ücretsiz tıbbi bakım hizmeti verilmesi, düşük gelirli kimselere Noel hediyesi verilmesi ve kalorifer yakıtındaki verginin kaldırılması.[5] Çipras'ın15 Eylül 2014'te Selanik'te açıkladığı ekonomi programı ise oldukça detaylı. Bu program Nazi işgalcilerinin Yunanistan Merkez Bankası'ndan zorla aldığı krediler konusunun kendileri için kapanmadığı vurgusu ile gündeme gelmişti. Diğer partilerden farklı olarak seçime detaylı bir ekonomi programıyle girmesi SYRIZA için avantaj oluşturdu. Ancak program detayları, uygulanması için en az üç aylık bir takvime ve sonuçlarına ulaşmak için en az 3 yıllık bir takvime ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Temel açmaz da burada yatıyor. Yunanistan'ın o kadar vakti yok. Mayıs 2015'te serbest bırakılması gereken borç kredisi gelmezse ülke felç olur, kararı verecek olan da Troyka ve Çipras karar verecek olanları kızdırmış görünüyor. 

İzleyeceği politikalarla ilgili değişen açıklamalarını bir yana bırakırsak SYRIZA’nın SOROS tarafından desteklendiği iddiaları[6] da “radikal sol” olmakla bağdaşmayacak türden açıklamalardır. Bu iddiaların Yunanistan’daki merkez sağ partiler tarafından üretildiği düşünülebilir ancak Rusya, Polonya, Almanya, ABD gibi farklı merkezlerde yankı bulduğu da anlaşılmaktadır. Bu çerçevede SOROS’un Almanya üzerinde baskı oluşturmak niyetiyle Almanya karşıtı retorik kullanan SYRIZA’yı desteklediği iddia edilmektedir.

Tüm bunlara ek olarak göçmen karşıtı tutumu iyi bilinen ANEL’le koalisyonu bakımından ve “sol” vurgusunun yanıltıcı yorumlara sebep olması bakımından belirtmek gerekir ki SYRIZA, ulusalcı bir oluşumdur ve Yunanistan’daki tüm parti ve oluşumlar gibi milliyetçi damara sahiptir.

AB Açısından Yeni Yunan Hükümeti

Yunanistan seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte EURO’nun DOLAR karşısında değer kaybetmesi, Euro’nun son 11 yılın en düşük seviyeye ulaşması ve AB liderlerinin birbiri ardına Yunanistan’ın yeni yönetimini uyaran açıklamalar yapması, yeni durumun AB açısından pek de hoş karşılanmadığının göstergesi kabul edilmektedir. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Kurulu Üyesi Ewald NOWOTNY, Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkışının hem Yunanistan hem de bütün Avrupa ülkeleri için son derece tehlikeli bir hareket olacağını açıkladı. Gerçekten de ilk bakışta böyledir. SYRIZA’nın Drahmi’ye dönme ve Euro Bölgesi’nden çıkma kararı alması ihtimaller arasında sayılmaktadır ve bu Euro Bölgesi’nin çökmesine sebep olacak zincirin önemli bir halkası olacaktır. Ancak peki ya AB’nin motor ülkeleri artık Euro Bölgesi’ndeki diğer ülkelerin yükünü çekmek istemiyorsa? İşte bu sebeple genel görüşün tam aksinin de muhtemel senaryo olarak anılması gerekmektedir.

Fransa’daki son saldırının ilk sonucunun Schengen uygulamasının gözden geçirilmesi olduğunu hatırlamak gerekir. Aynı şekilde Bulgaristan ve Romanya gibi Birliğe sonradan dahil olan ülke vatandaşları için yedi yıllık kısıtlamadan sıra serbest bölge uygulaması başlamadan hemen önce İngiltere’nin Birlik içi göçmenler için sıkı önlemler aldığı, Fransa, Hollanda ve Almanya’nın da benzer endişeleri paylaştığı hatırlanmalı.[7] İngiltere zaten Schengen uygulamıyordu, Fransa ise sınır kapılarını hiç kaldırmamıştı. Aynı şekilde İngiltere Euro Bölgesi’nde zaten değil, Fransa’nın da kafelerinde bile Euro/Frank çifte uygulaması ortak para sistemine geçilmesinden bunca yıl sonra da devam ediyordu. Öte yandan iki Dünya Savaşı’nın da Almanya’nın aşırı büyümesinin dizginlenmesi niyetine bağlayan yaklaşımlar, Almanya ekonomisinin bugün yine aşırı büyüyüp tavan noktasına vardığı kanısındalar.

Ayrıca 26 Kasım 2014’te Yunanistan ve Troyka arasındaki Paris müzakereleri sonuçsuz kalmasaydı, bugün SYRIZA’nın iktidara geldiği seçimlere gidilmeyeceği[8]  kanaatine de yer vermek gerekir. Kesin olan ise Yunanistan halkı “Artık aşağılanmaya son!” söylemine yönelirken Yunan basınında Alman gazetelerinin aşağılayıcı yorum, anket çalışmaları yer alıyordu. Yunan halkı seçimlere, Almanların yüzde 81’i Yunanistan’ın kemer sıkmaya devam etmesi için hükümetlerinin baskı yapmasını istiyor; Alman halkının yüzde 61’i tasarruf etme şartlarını ihlal etmesi durumunda Yunanistan’ın Eurogrup’tan ayrılması gerektiğine inanıyor[9] yorumlarıyla seçimlere hazırlandı. Bu nedenle SYRIZA gibi Euro Bölgesi’ni tehdit eden bir partinin Yunanistan’da iktidara gelmesi şaşırtıcı olmadığı gibi kaçınılmaz da bir sonuçtu. Veriler çerçevesinde Schengen kurallarını gözden geçiren AB’nin motor ülkelerinin, Euro Bölgesi konusunda da bir düzenlemeye gitme niyeti göstermesi beklenebilecektir.

SYRIZA, Euro Bölgesi’nden çıkabilir mi?

1924’te Cumhuriyet kuran Yunanistan, 1935’te krallığa dönmüş ve 1974 askeri darbesine dek krallıkla yönetilmişti. Bu çerçevede Yunanistan açısından Euro Bölgesi’nden ayrılmak imkansız bir ihtimal değildir. Ancak bu tamamen dışarı kapanacak, tüm ortaklıklarını ve ittifaklarını kaybedecek, dış yatırım imkanını köreltecek bir Yunanistan anlamına gelecektir. Ekonomik krizin boyunduruğundan bıktığı için SYRIZA’ya yönelen halkın yeni dönemin daha ağır şartlarını kabul etmesi mümkün görünmemektedir. Diğer bir senaryo ise Yunanistan’ın AB’yi çökertecek hamlesini destekleyen diğer bazı güçlerin desteğiyle böyle bir süreci başlatabileceğidir. Bu senaryodaki ihtimaller arasında İsrail de anılmaktadır. Kıbrıs konusunda İngiltere ile çıkarları uygun olmayan İsrail’in AB ile Yunanistan üzerinden çatışmayı göze alıp almayacağı ise ciddi bir sorudur. Ancak pek tabi ki böylesi bir ihtimalde İsrail’in yalnız olmadığı, Euro’nun etkinliğini kaybetmesinden çıkarı olan başka güçlerin de olduğu açıktır. Öte yandan SOROS desteğine dönük iddialarla da İsrail merkezli bir senaryo çatışmamaktadır. Kesin olan ise Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkması durumunda dünya dengelerinin değişeceği ve yeni bir dünya kurulacağıdır.  

SONUÇ

SYRIZA’nın iktidara gelişinin Yunanistan için yeni bir başlangıç ve umut anlamına geldiği, Çipras’ın borcun bir kısmının silinmesi gibi daha minimal bir başarı göstermesinin dahi bilhassa güney Avrupa’daki sol eğilimi güçlendireceği kesindir. Makalede, genel olarak SYRIZA’nın iktidarı ile birlikte ortaya atılan yorumlara katkı sağlamak üzere farklı ihtimalleri de değerlendiren üç farklı senaryoya yer verdik. Bu senaryolar Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkmasını tetikleyecek farklı güç odaklarının bu adımlarının nedenleriyle ilgilidir. Ancak aynı zamanda SYRIZA’nın söylemlerini incelediğimizde Drahmi’ye dönme yönünde adım atacağına ilişkin güçlü emarenin bulunmadığını da belirttik. Esasen Çipras, borçların yeniden müzakeresi üzerinde duruyor ve bu konuda yanıt alması, borç vadesinin yeniden düzenlenmesini sağlaması da uzak bir ihtimal değil. Ancak bu kuşkusuz ki Yunanistan’da yarattığı “umut” ile karşılaştırılabilir bir sonuç olmayacaktır. Bugün kesin olan bu denli sıkıştırılmış bir halkın ya aşırı sağ ya da radikal sola ister istemez kayacağıydı. SYRIZA’nın radikal olup olmadığı söylemlerinden hangisini uygulayacağı belirleyecektir. Ancak başarısızlığı veya başarısına halkı ikna edememesi durumunda Yunanistan’da bu kez aşırı sağın güçleneceği görülmektedir.


[1] New Greek PM Lays Flowers to Kessariani Memorial Instead of Unknown Soldier Tomb, http://greece.greekreporter.com/2015/01/26/new-greek-pm-lays-flowers-to-kessariani-memorial-instead-of-unknown-soldier-tomb/?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

[2] Bağımsız Yunanlar, 2012'de AB ve IMF borçlarına karşı oy verdiği için Yeni Demokrasi'den atılan Panayiotis Kamenos tarafından kuruldu. Kamenos, tüm göçmenlerin sınır dışı edilmesi gerektiğine dair söylemleriyle tanınıyor.

[3] Yunanistan Komünist Partisi: İktidarı devirme perspektifiyle mücadele edeceğiz, http://haber.sol.org.tr/dunya/yunanistan-komunist-partisi-iktidari-devirme-perspektifiyle-mucadele-edecegiz-106144, 26 Ocak 2015

[4] Aytek Soner Alpan, SYRIZA, Yunanistan anomalisi ve 'ertesi gün', http://haber.sol.org.tr/yazarlar/aytek-soner-alpan/syriza-yunanistan-anomalisi-ve-ertesi-gun-104538

[5] Αλ. Τσίπρας: «Το μόνο exit που μας απέμεινε είναι το Σαμαράς-exit», http://www.imerisia.gr/article.asp?catid=26509&subid=2&pubid=113429540, Çev. Halil Danışmaz, 11 Ocak 2015

[6] Greece: George Soros is funding SYRIZA Trots, http://www.gazetawarszawska.com/zamach/94-demo-contents/nwo/892-soros, 11 Ocak 2015; Soros-yza: Billionaire Currency Speculator Funding And Advising Tsipras!, https://xaameriki.wordpress.com/2013/02/27/soros-yza-billionaire-currency-speculator-funding-and-advising-tsipras/, 27 Şubat 2013; GEORGE SOROS FUNDS GREEK OPPOSITION, http://www.pravoslavie.ru/english/59853.htm, 26 Şubat 2013; Wie sich George Soros als Euro-Retter inszeniert, http://www.wiwo.de/politik/europa/portraet-rettungsplaene-fuer-den-euro/7751122-4.html,

[7] İngiltere'den göçmenlere karşı ilginç önlem, http://www.hurriyet.com.tr/planet/22463075.asp, 29 Ocak 2013; http://www.21yyte.org/tr/fikir-tanki/1781/bulgaristan-ve-romanya-icin-ab-kisitlamalari-kalkiyor

[8] Reuters: Πώς οι δανειστές έσυραν την Ελλάδα σε εκλογές,  http://www.imerisia.gr/article.asp?catid=26516&subid=2&pubid=113437737, çev. Halil Danışmaz

[9] Δήλωση - σοκ: «Θα πρέπει να ξεγραφτούν 120 δισ. ευρώ από το χρέος της Ελλάδας!», http://www.imerisia.gr/article.asp?catid=26516&subid=2&pubid=113429047, çev. Halil Danışmaz

Bu yazı 4920 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı