Hoşgeldiniz; Bugün 24 Mayıs 2017 Çarşamba
Avrupa Birliği Araştırmaları Merkezi|04 Mayıs 2017 Perşembe

Trump ile Soyutlanma Politikası Girişiminden Askeri Müdahaleciliğe

Doç. Dr. Dilek Yiğit tarafından yazıldı.

Trump’ın seçim kampanyasında “Önce Amerika” söylemi ve küreselleşme karşıtı tutumu Trump döneminde  ABD’nin “soyutlanma politikası” uygulayacağı izlenimi  yarattı.

Aslında “soyutlanma politikası” ABD için yeni bir olgu değil. Birinci Dünya Savaşı sonrasında da Başkan Wilson uluslararası barış ve güvenliğin korunması için ABD’nin küresel liderliği üstlenmesi gerektiğini düşünmüştü; ama Amerika siyaseti ve kamuoyu “başkalarının işlerinden bize ne! Karışmayalım!” görüşünde olunca, ABD soyutlanma politikası uygulamaya başladı. Kısa bir süre sonra da II. Dünya Savaşı çıktı.

Dolayısıyla tarih bize ABD’nin soyutlanma politikasına girişebileceğini, ancak bu politikayı sürdüremeyeceğini gösterdi.

Peki Trump soyutlanma politikasını başlatabilir ve hatta sürdürebilir mi?

Trump soyutlanma politikası sinyalini verdiği an, ABD’de siyasi ve askeri elitin ciddi ölçüde tepkisini çekti; zira soyutlanma politikasının ABD’yi küresel liderlik rolünden edeceği açıktı, ama eleştirilerin asıl nedeni küresel sorunların artmakta olduğu bir dönemde ABD’nin soyutlanma politikası uygulamasının irrasyonelliği idi.

ABD’de siyasi ve askeri elitin, ister gerçekçi olarak nitelendirelim, ister fazlaca karamsar olarak, çizdikleri tablo, Senatör Lugar’ın ifadesiyle, şu şekilde; ABD halkı ve dünyanın bir çok ülkesi daha da fakirleşecek, çatışmalar artacak. İklim değişikliği, aşırı yoksulluk ve açlık, bulaşıcı hastalıklar, nükleer silahların yayılması, siber savaş ve terörizm dahil olmak üzere hepimizi etkileyen tehditler için çözüm üretmek neredeyse imkansız olacak.

Bu koşullarda ABD, neyi bırakıp, nereye çekilebilir?

Aslında bu soru gereksiz; zira ABD hiç de küresel liderliği bırakmak ve köşesine çekilmek niyetinde değil! “Soyutlanma politikası” uygulayacağı izlenimini bizzat yaratan Trump yönetiminde bile.

Bu durumun ilk ve en somut örneği geldi bile!

Trump, Suriye’de kimyasal silah kullanılması üzerine, Nisan ayı içinde Suriye’ye hava saldırıları gerçekleştirilmesi yönünde talimat verdi. Kimilerine göre bu talimat Trump’ın göreve başlamasından beri almış olduğu en büyük karar! Üstelik ABD yönetimi, gerekirse daha ciddi adımlar atmaya hazır olduğu işaretini verdi.

Trump’ın bu kararının göreve geldiğinden beri almış olduğu en büyük karar olmasının nedeni ne? Bu karar ABD’nin “soyutlanma politikası” uygulamayacağının, bilakis müdahaleci bir politika benimseyeceğinin net işareti. Üstelik bu müdahaleci politika, kuvvetle muhtemel “ askeri müdahalecilik” boyutunda gelişecek; bu durum da eleştirilmeye oldukça açık. Zira Trump’ın müdahalecilik anlayışının sadece askeri müdahalecilik olduğu; bir başka deyişle Trump’ın sert gücü yumuşak güce tercih ettiği yönündeki görüş ve yorumlar çoğunlukta.

Peki ABD’de siyasi ve askeri elitin altını çizdiği yoksulluk, açlık, iklim değişikliği gibi sorunlar sert güçle çözülecek sorunlar mı? Elbette hayır.

Sonuçta Trump yönetiminin sert gücü yumuşak güce tercih etme derecesini zaman gösterecek. Ancak net olan ABD soyutlanma politikası uygulayamaz.

Bu yazı 481 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı