Hoşgeldiniz; Bugün 19 Eylül 2018 Çarşamba
Asya Pasifik Araştırmaları Merkezi|20 Haziran 2018 Çarşamba

Kore Yarımadası’nda Barış Görüşmeleri: Yeni Politikalar ve Projeksiyonlar

Gökhan Binzat tarafından yazıldı.

Geçtiğimiz sene Temmuz-Ağustos aylarında Guam Adası’ndaki ABD üslerini vurmak, “ateş ve öfke(fire and fury) ile karşılık vermekle birbirini tehdit eden[i]  ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 12 Haziran’da, Singapur’un Sentosa Adası’nda bir araya geldi ve  bir deklarasyona imza attı.[ii]

Bu duruma nasıl gelindi? Kuzey Kore’nin balistik füze denemeleri ve altıncı nükleer denemesinden sonra Kim Jong-un 9-25 Şubat 2018 tarihleri arasında Güney Kore’de düzenlenen 23. Kış Olimpiyatlarına katılma isteğini yeni yıl konuşmasında ifade etmişti. Bu katılım niyetine Mayıs 2017’de Park Geun-hye (2013-2017)’nin görevden alınmasından sonra devlet başkanı olan Moon Jae-in olumlu yanıt verdi. İki taraf arasında üst seviyede başlayan görüşmeler ile güneyde yapılan olimpiyat oyunlarına Kuzey Kore davet edildi. Açılış seremonisinde iki ülke takımları tek bir bayrak altında yürüdü.  Kuzey ve güneyden karma kadın buz hokey takımı Kore Yarımadasını temsilen müsabakalara katıldı. Sporcuların tek bir bayrak altında yürümesi yeni bir durum değildi aslında. 1991 Dünya Masa Tenisi Şampiyonasında, 2000 Sidney Olimpiyatlarında ve 2006 Turin Kış Olimpiyatları’nda da iki tarafın sporcuları birlikte yürümüşlerdi.

 

Kültür, sanat ve spor etkinlikleri ülkeler arasında kemikleşmiş sorunların çözümlenmesinde ve gerginliklerin yumuşatılmasında etkili araçlar olarak uygulana gelmiştir. Güneydeki Kış Olimpiyat Oyunları yarımadada 65 yıldır hüküm süren ateşkes rejimini kalıcı barışa dönüştürmeyi hedefleyen diplomaside antidot işlevi gördü.

Kuşkusuz iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde Güney Kore’nin yeni başkanı Moon Jae-in önemli katkıları oldu. Ama bu Kuzey Kore liderinin diyalog kurma niyetini açıklamasından sonra karşılık buldu. Daha önce Kuzey ve Güney Kore arasında ilişkilerin normalleştirilmesi amaçlayan Güneş Işığı Politikası (Sun Shine Policy)’nın mimarı olan Güney Kore’nin 8’inci devlet başkanı Kim Dae-jung (1998-2003) yarımadadaki barışa katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü. Şimdiki başkan Moon Jae-in, Nobel Barış Ödüllü devlet başkanının kurmay ekibinde yer almış bir politikacıdır. Bu bakımdan Güneş Işığı Politikasının sorunlu olduğu alanlar ile zayıf olduğu noktaları bilmektedir.

Aslında Güneş Işığı Politikası Almanya Federal Cumhuriyeti’nin Varşova Paktı üyeleri ve SCCB ile ilişkilerini normalleştirmek için uyguladığı “Ostpolitik” örnek alınarak tasarlanmıştı. Güneş Işığı Politikası Kore Yarımadası’na barış getirmeyi amaçlamıştı ama 2002’de George W. Bush’un ABD Başkanı olması ile birlikte Kuzey Kore şer ekseni ülkeler arasında gösterildi. O dönem Bush’un ‘silahlanma kontrolü ve uluslararası güvenlikten sorumlu’ müsteşarı olan John Bolton’un[iii]önerisiyle ABD, Kuzey Kore ile 1994’te Cenevre’de imzalamış olduğu Çerçeve Antlaşmasından çekildi.  Kuzey ve Güney Kore arasındaki ilişkilere yansıyan bu olumsuz gelişme Güneş Işığı politikasının sonu oldu. Kim Dae-jung’tan sonra başkan olan Roh Moo-hyun (2003-2008) da kuzeyle siyasi ilişkileri ve ekonomik işbirliğini tekrar canlandırmak için çaba sarf etmişse de olumlu sayılabilecek bir gelişme yaşanmadı. Kim Jong-un 2011’de Kuzey Kore’nin devlet başkanı olması ile birlikte nükleer silah denemeleri arttı. Kim Jong-il (1994-2011)’in iktidarda bulunduğu dönemde 16 balistik deneme yapılmışken, Kim Jong-un devlet başkanı olduğu 2011’den Kasım 2017’ye kadar 91 test atışı gerçekleştirildi.  

Güney Kore’nin 11. devlet başkanı Park Geun-hye (2013-2017)’nin siyasi iltimaslar karşılığında ülkenin en büyük bazı şirketlerinden rüşvet almak ve görevini kötüye kullanmak suçlarından görevden alınmasının[iv] ardından Moon Jae-in Mayıs 2017’de devlet başkanı seçildi. Kuzeyden göç etmiş bir ailenin üyesi olan Moon Jae-in, seçilmeden önce Kuzey Kore ile ilişkileri geliştirmeyi ve Pyongyang’ı ziyaret etmek isteğini açıklamıştı. Seçilmesinin ardından ilk ziyaretini Washington’a yaptı ve Güney Kore topraklarında Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma Sistemi (Terminal High Altitude Area Defense System-THAAD)’nin kurulmasını kabul eden bir anlaşmayı ABD ile imzaladı. Moon Jae-in nükleer ve balistik denemelerinden dolayı Pyongyang’a en şiddetli yaptırımların uygulanması için uluslararası topluma baskı yapmıştı. Kuzey’in diyaloğa açık bir tutum sergilemesi ile birlikte Moon’un siyasetinde yılbaşından buyana bir değişim yaşandı. Güney Kore’nin şimdiki lideri Moon Jae-in’den ismini alan Ay Işığı Politikası (Moon Shine Policy) ile önemli adımlar atıldı. Seul ile Pyongyang arasında diyalog süreci başladı. İki lider arasında 27 Nisan 2018’de sınırdaki Panmunjom kasabasındaki Barış Evi’nde deklarasyon imzalandı. Bu buluşmanın önemi şuydu: Yürürlükte olan, 27 Temmuz 1953 tarihli ateşkes anlaşmasının taraflarından olan ABD’nin masaya çekilebilmesi için öncesinde Güney Kore’nin Kuzey Kore ile bir araya gelmesi gerekiyordu.

 

Panmunjom Deklarasyonundaki maddelere geçmeden önce geçtiğimiz yılki nükleer ve balistik denemelerinden sonra BM Güvenlik Konseyi’nin Kuzey Kore’nin enerji ihtiyacını karşılamasına ve ana ihraç ürünlerine önemli kısıtlamalar getiren 2371, 2375 ve 2397 sayılı yaptırım kararlarını[v]  Çin’in ciddiyetle uygulamasının Kuzey Kore’nin dizginlenmesinde etkilerinin olduğunu belirtmek gerekiyor.

27 Nisan 2018’de imzalanan Panmunjom Deklarasyonu karşılıklı ilişkiler, askeri tedbirler ve yarımadanın nükleer silahlardan arındırılmasını kapsayan üç kısım 13 maddeden oluşmaktadır. Deklarasyonda tarafların;

- Mevcut tüm anlaşma ve deklarasyonlara bağlı kalması,

- Çeşitli alanlarda diyalog ve müzakereleri üst seviyede sürdürmesi,

- Kaesong Bölgesinde bir irtibat ofisi kurulması,

- İki ülke arasında işbirliği, değişim, ziyaret ve temasların her seviyede daha aktif sürdürülmesi için teşvik edilmesi,

- Kore Kızılhaç’ı liderliğinde birbirinden koparılmış ailelerin 15 Ağustos’ta bir araya getirilmesi,

- İki taraf arasında dengeli ekonomik kalkınmanın ve refahın geliştirilmesini teminen 4 Eylül 2007’de imzalanmış olan deklarasyonda yer alan projelerin hayata geçirilmesi, bu kapsamda Doğu Ulaştırma Koridorunun bir kısmını oluşturan Seul be Sinuiji arasındaki demiryolu ve karayollarının modernize edilmesi,

- Askersizleştirilmiş bölge boyunca hoparlörle propaganda dahil her türlü düşmanca faaliyetin durdurulması,

- Sarı Deniz’de karasularını belirleyen Kuzey Sınırlandırma Hattı (Northern Limiting Line-NLL) için uygulanabilir bir düzenleme yapılması ve bölgenin barış bölgesi haline dönüştürülmesi,

- Askeri heyetler arasında karşılıklı işbirliği, temas, değişim ve ziyaretlerin artırılması, taraflar arasında Savunma Bakanları dahil askeri yetkililerin sıklıkla bir araya gelmesi,   

- Tarafların birbirlerine karşı kuvvet kullanımından uzak durması,

- Kuzey Kore’nin safhalar halinde silahsızlanması,

- Kuzey ve Güney Kore ile ABD’den oluşan üçlü ya da bunlara Çin Halk Cumhuriyeti’nin de katılımıyla gerçekleştirilecek dörtlü görüşmeler ile ateşkesin daimi barışa dönüştürülmesi niyetleri ile

- Kuzey Kore’nin tarafından başlatılacak tedbirlerin Kore Yarımadasının nükleersizleştirilmesi açısından anlamlı ve önemli olduğunu belirtilmektedir.[vi]

Kuzey Kore lideri ile ABD Başkanı Trump’un bir araya gelmesi ve görüşmelerin olumlu sonuçlanması barış için olumlu ikinci adım oldu. ABD başkanlarından Jimmy Carter (1977-1981) Kim Il-sung ile 1994’te, Bill Clinton (1993-2001) Kim Jong-il ile 2009’da bir araya gelmişlerdi.[vii]  Donald Trump, Kim Jong-un görüşmesi ise, görevde olan bir ABD Başkanı’nın ilk görüşmesi olması bakımından önemli görülüyor.

Donald Trump ilk ve en büyük işleri yapmakla, kendisinden önceki ABD başkanlarının yaptığı hataları yapmamakla övünen sıra dışı siyasi bir kişilik. Güney Kore lideri Moon Jae-in yarımadada bir barış anlaşması imzalanması durumunda barışa katkılarından dolayı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilebileceği yönünde açıklamaları ABD Başkanının siyasetinde ne derece etkili oldu bilemiyoruz. Ancak Kim Jong-un’un sadece nükleer silahlanma programı ile rejimi ayakta tutmasının artık mümkün olmadığını anladığını söylemek mümkün. Serbest ticaret ve özel mülkiyetin yasak olduğu ülkede bugün nüfusun %50’den fazlasının ticaretle geçindiği artık herkesin bildiği bir sır. 1420 km uzunluğundaki sınırı ile en büyük ticari ortağı olan Çin ile bağları ve bağımlılıkları artan Kuzey Kore’nin semt pazarlarında satılan ürünlerin %80’den fazlası Çin menşeli. Oluşan yeni sektör ve ticaretin yok edilmesi yeni bir kıtlık ve yıkım demek olduğundan rejim uzun dönemde ayakta kalabilmek için kalkınmayı sağlamak, kapitalizm ve ekonomik reforma izin vermek zorunda. Bu yüzden 2013’ten buyana savunmanın yanı sıra ekonomik gelişmeye de yol vermeye çalışan Kim Jong-un yönetiminin Çin karakterinde bir sosyalist ekonomik model üzerinde mi gelişmeye karar kıldığını önümüzdeki yıllarda daha net göreceğiz.

Singapur buluşmasından sonra Kuzey ve Güney Kore arasındaki diyalog ve işbirliğinin artarak devam etmesi, Pyongyang’ın nükleer silahlarını ve üretim tesislerini tamamen tasfiye etmesi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına taraf olması, güvence denetimlerini tekrar başlatması karşılığında, yaptırımların gevşetilmesi ve yarımadada bulunan ABD askeri varlığının çekilmesi taleplerinin gündeme gelmesi beklenmektedir.

ABD’de Nisan ayındaki atamalar ile Dışişleri Bakanlığına getirilen Mike Pompeo ve ulusal güvenlik danışmanı olarak atanan John Bolton gibi Neocon’ların şahin kanadından milliyetçi, muhafazakar siyasilere CIA Başkanı Gina Haspel de dahil olunca yarımadada rejim değişikliğinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Olur da taraflar olumlu adımlar atar ve yarımadada barış antlaşması imzalanırsa, bunun ilk olarak ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi dokümanına (National Security Strategy)[viii] yansıyacağını göreceğiz. Bu dokümanda Kuzey Kore ve İran haydut devletler olarak gösterilmektedir. Aksi olur da "Ay Işığı Politikası" başarısızlığa uğrarsa, barışçıl çözüme yönelik umutlar iyice tükenecek sorunların yalnızca güç kullanılarak çözülebileceği yönündeki inanç kuvvetlenecektir.

 

 

 


[i] Manson, K.  ve Harris, B., (2017, 9 Ağustos), North Korea threatens Guam after Trump “fire and fury” vow, Financial Times, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2018, https://www.ft.com/content/5564982c-7c6c-11e7-9108-edda0bcbc928

[ii] Bicker, B., (2018, 11 Haziran), Trump Kim summit: North Korea eyes “new relationship” with US, BBC, Erişim Tarihi : 18 Haziran 2018, https://www.bbc.com/news/world-asia-44433954

[iii] Profil: McMaster’ı görevden alan Trump’ın yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton (2018, 23 Mart), BBC, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2018, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43509960

[iv] Eski Güney Kore Cumhurbaşkanı Park Geun-hye’ye rüşvet dahil 16 suçtan 24 yıl hapis, BBC, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2018, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43667407

[v] UN Documents for DPRK (North Korea): Security Counsil Resolutions, United Nations, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2018, http://www.securitycouncilreport.org/un-documents/search.php?IncludeBlogs=10&limit=15&tag=%22Security%20Council%20Resolutions%22+AND+%22DPRK%20(North%20Korea)%22&ctype=DPRK%20(North%20Korea)&rtype=Security%20Council%20Resolutions&cbtype=dprk-north-korea

[vi] Ponmunjom Declaration, Wikipedia, Erişim Tarihi : 18 Haziran 2018, http://www.wiki-zero.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUGFubXVuam9tX0RlY2xhcmF0aW9u

[vii] Keneally, M.,)2018, 9 Mart), Some prominent Americans who have met with North Korean leaders, ABC News, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2018, https://abcnews.go.com/International/prominent-americans-met-north-korean-leaders/story?id=53635089

[viii] National Security Strategy (2017, Aralık), The White House, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2018, https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2017/12/NSS-Final-12-18-2017-0905.pdf

Bu yazı 1501 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı