Hoşgeldiniz; Bugün 14 Ağustos 2018 Salı
Asya Pasifik Araştırmaları Merkezi|12 Kasım 2010 Cuma

Obama’nın Hindistan Ziyareti ve Çin’e Muhtemel Yansımaları

Giray Fidan tarafından yazıldı.

ABD, bölgesinde giderek daha fazla tedirginlik yaratan Çin'e karşı bölgesel ittifaklarını güçlendiriyor. Hindistan bu stratejinin en önemli ayağı olabilir.

ABD Başkanı Barack Obama'nın Hindistan ziyareti ABD tarihinde bir başkanın yabancı bir ülkeye yaptığı en büyük ölçekli ziyaret olmuştur[1] Bütün bunların bir nedeni bulunmakta ve sembolik olarak ABD'nin Hindistan'a verdiği önemi göstermektedir. Hindistan ABD için Asya'da en önemli müttefiklerden biri haline gelme potansiyelini taşımaktadır. Çin'in hızlı yükselişinden sadece ABD, Japonya, AB değil, Çin'in tarihin en eski dönemlerinden beri komşusu olan Hindistan da rahatsızdır. Bu nedenle Çin'e karşı oluşmaya başladığı gözlenebilen yeni bir ittifakın belki de en önemli parçası Hindistan olacaktır. Bilindiği gibi Hindistan ve Çin özellikle Çin'in Tibet Özerk Bölge'sinin güneyi ve batısında bulunan topraklar nedeniyle 1960'larda bir savaşa girişmişler ve savaşı Çin kazanmıştır. Sınır ihtilafları halen devam etmektedir.

Geçen aylarda iki ülke ilişkileri bu bölge nedeniyle gerilmiş, iki taraf sınır birliklerini takviye etmiş, Pakistan'da meydana gelen büyük sel felaketinin ardından Çin birlikleri Pakistan kontrolündeki Keşmir Bölgesi'ne girmiş ve Hindistan buna çok sert tepki göstermiştir. Bu sırada halen Çin tarafından kontrol edilen ihtilaflı bölgenin geleceği de belirsizliğe bırakılmış gibidir. Son aylarda tırmanan gerilimde iki taraf da ellerindeki kozları korumaya ve azami ölçüde faydalanmaya çalışmaktadırlar. Çin'in kontrolünde bulunan bölgelerin karşılığında Hindistan da Dalai Lama ve sürgündeki Tibetlileri Çin'in Tibet Özerk Bölgesindeki etkinliği için daha etkin şekilde kullanmaya başlayabilir.

Geçen yıllarda gelişen ikili işbirliği yerini yavaş yavaş 21. yüzyılın en büyük mücadelelerinden birine bırakmak üzeredir. İlk bakışta sınır anlaşmazlıkları gibi görünen ihtilafların arkasında ise aslında son derece karmaşık ve stratejik üstünlük sağlamayı amaçlayan bir mücadele olduğu görülebilmektedir. Çin dünyanın en büyük ikinci enerji tüketicisi olarak dışa bağımlı bir durumdadır ve enerjisinin neredeyse tamamını doğu bölgelerinde bulunan limanlar vasıtasıyla temin etmektedir. Ancak bu bölgelerden enerji ithali Tayvan ve Japonya nedeniyle ve ABD'nin askeri varlığı nedeniyle tam manasıyla güven altında sayılamaz. Herhangi bir gerginlik durumunda bu bölgelerin istikrarsızlaşması stratejik petrol rezervi henüz bulunmayan Çin'in enerjiden yoksun kalması ve durması anlamına gelecektir. Bu durumda Çin tamamen savunmasız kalabilir. Bu nedenlerle Çin Doğu bölgesine alternatif olarak Hint okyanusu ve Basra Körfezine ulaşabileceği alternatif bir enerji temin yolu için Pakistan ile işbirliğine girmiştir. Çin ve Pakistanı birleştiren bu demiryolu tamamlanmak üzeredir. Ancak Pekin'in Hint okyanusu ve Basra körfezine ulaşması da Hindistan'ı tehdit etmektedir. Hindistan ve Pakistan arasında da artık kronik hale gelmiş çözümü zor sorunlar bulunmaktadır. Bu nedenle Pakistan Hindistan'a karşı Çin'in en büyük müttefiki durumundadır. Bu noktada ABD ve Hindistan'ın çıkarları örtüşmektedir. Çin ile askeri olarak doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyen bir ABD, hem askeri hem ekonomik hem de siyasi anlamda Hindistan'ı destekleyerek Çin'i dengelemek istemektedir. Ayrıca ABD 2030'lardan itibaren nüfusu Çin'i geride bırakacak olan Hindistan'ı geleceğin önemli güçlerinden biri olarak görmektedir. Bu nedenle Obama'nın ziyareti sırasında Çin'e karşı ABD ile işbirliği yapma potansiyeli yüksek olan Hindistan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne daimi üye olmasını ABD'nin destekleyeceği açıklanmıştır.[2]

Sonuç

Son aylarda Çin'in bölgesindeki bazı komşuları ile bazı anlaşmazlıkları yaşaması bir tesadüf olmayabilir. Bölge ülkeleri, ABD ve Rusya Pekin'in gücünü tartmaya ve Çin'in tahammülünün sınırlarının ölçmeye çalışmaktadır. Bölgede Çin'i hedef alan tatbikat ve işbirliği anlaşmaları artmaktadır. Asya'da birçok ülke Çin'in bu hızla gelişmesi ve güçlenmesinden tedirgindir. Hindistan ise hem ABD'nin hem de Rusya'nın desteğini almaktadır. Önümüzdeki yıllarda, sanılanın tersine Rusya ve ABD'nin çok iyi ortaklar haline gelmeleri ve Hindistan üzerinden Çin'i durdurmaya ve sınırlandırmaya çalışmaları şaşırtıcı olmaz. Son aylar içerisinde inanılmaz bir hızla gelişen Türk – Çin ilişkileri bu çerçevede de düşünülebilir. Kuşatılmaya ve çevrelenmeye başlanan Çin'in gelecekte en önemli çıkış noktalarından biri Türkiye olabilir.

 


 

[1] Haberlere göre Obama'nın heyeti 40 uçak ve 6 zırhlı araç kullanılarak gerçekleştirilmiştir. "Forty planes and six armoured cars: Obama visit to India the 'biggest ever by a US President'", Daily Mail, 31 Ekim 2010. 3000 kişiden oluşan heyetin günlük harcaması da 200 milyon doları bulmuştur.

[2] http://www.mcclatchydc.com/2010/11/08/103339/obama-defends-fed-india-trip-as.html

 

 

 

Bu yazı 3160 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı