Hoşgeldiniz; Bugün 20 Ağustos 2017 Pazar
Anayasal Düzen-Hukuk-Adalet Araştırmaları Merkezi|31 Ocak 2017 Salı

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Referanduma Sunulan Anayasa Maddeleri Analizi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından yazıldı.

1- Anayasa değişiklik teklifinin 1.maddesiyle Anayasanın 9.maddesindeki “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” ibaresi, “…bağımsız ve tarafsız mahkemelerce…” kullanılır şeklinde değiştirilecektir.

Değişikliklerle birlikte savcı ve yargıçlar topluluğu kendi üyelerini seçemez hale geleceklerdir. Bunun yerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda çalışmaya talip olanlar maksatlarını yürütme organına ileteceklerdir. Üye olmak istediğini belirtenler arasından bir takım kimse Yürütme erkini kullananlar tarafından Kurul’a atanacaktır. Hal böyle iken Anayasa’ya eklenen “tarafsız” ibaresinin yargıyı eskisinden daha tarafsız yapması beklenmemelidir.

2- Anayasa değişiklik teklifinin 2. Maddesiyle, Anayasanın 75.maddesi değişecek ve TBMM sandalye sayısı 550’den 600’e çıkacaktır.

Getirilen değişiklikler Meclisin hükümet üzerindeki denetleyici yetkilerini neredeyse bütünüyle ortadan kaldırmaktadır. Madde, yetkisi azalan Meclisin nüfusunu artırmaktadır.

3- Anayasa değişiklik teklifinin 3.maddesiyle, Anayasanın 76.maddesi değiştirilerek seçilme yaşı 25’ten 18’e indirilmekte ve “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar” şeklinde değiştirilmektedir.

4- Anayasa değişiklik teklifinin 4.maddesiyle, Anayasanın 77.maddesi değiştirilerek, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin beş yılda bir ve “aynı günde” yapılması öngörülmüştür.

“Partili” “Cumhurbaşkanı”nın hem yürütmenin, hem de Meclis çoğunluğun başı olması istenmiştir. “Cumhurbaşkanı” makamında gerçekleşen fiili bir güçler birliği söz konusudur. Değişikliklerin amacı, güçler birliği prensibini hayata geçirmek ise bunun yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalıdır.

5- Anayasa değişiklik teklifinin 5.maddesiyle Anayasanın 87.maddesinin değiştirilerek, “...Bakanlar Kurulu ve Bakanları denetlemek...” ve “Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek...” görev ve yetkisinin, TBMM’nin görev ve yetkileri arasından çıkarılması öngörülmektedir.

Bu maddenin getirdiği değişiklik Hükümet sistemindeki dönüşümün doğal sonucudur. Bakanlar Kurulu ortadan kalkmıştır. Kanun hükmünde kararnameler ve tüzükler gibi Bakanlar Kurulu’na ait düzenleme araçları ortadan kalkmıştır. Yasama Organı’nın Yürütme üzerinde Anayasal araçlarla siyasal denetim gerçekleştirme kapasitesi düşmektedir.

6- Anayasa değişiklik teklifinin 6.maddesiyle, Anayasanın 98.maddesinde yapılacak değişiklik kapsamında; “Türkiye Büyük Millet Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır...” ibaresi; “… Meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır…” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle hükümet ve bakanların denetleme yolu, “gensoru”, “meclis soruşturması”, “sözlü soru” gibi önemli demokratik kurumlar buharlaşmış; buna bağlı olarak Meclisin hükümet üzerindeki denetleyici yetkileri neredeyse bütünüyle ortadan kalkmıştır.

7- Anayasa değişiklik teklifinin 7.maddesiyle Anayasanın 101.maddesinde yapılacak değişiklikle “Cumhurbaşkanı”nın 40 yaşını doldurmuş yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından doğrudan ve en fazla iki kez seçilebileceği belirtilmektedir. Seçim Meclis seçimleriyle paralel yürütülecek, ilk turda geçerli oyların salt çoğunluğu aranacaktır. İkinci tura kalınır ise, seçim geçerli oyların çoğunluğunu alma kriterine dayanacaktır. Ancak ikinci turda tek aday kalır ise, rakipsiz kalan aday için seçim referandum şeklinde yapılacak, bu kimse geçerli oyların salt çoğunluğunu alamaz ise sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi yenilenecektir. Seçimin hangi süre içerisinde, hangi koşullarla, nereden itibaren yenileneceği madde metninden anlaşılmamaktadır. Önceki “Cumhurbaşkanı”nın görevi, seçimin tamamlanmasına kadar sürdüğü için bu maddedeki belirsizlik önemli egemenlik boşluklarına yol açabilecek, “Cumhurbaşkanı”nın görev süresinin anayasanın öngördüğünden çok daha uzun sürmesi ile neticelenebilecektir.

8- Anayasa değişiklik teklifinin 8.maddesi yürütme yetkisini “Cumhurbaşkanı”na vermektedir. Buna göre artık bir başbakan ya da bakanlar kurulu olmayacak, kurulların birleşik iradesini “Cumhurbaşkanı”nın iradesi ikame edecektir. Milletvekillerinin yürütme ile ilgili soruları cevapsız, halktan bakanlıklara iletilir umuduyla çeşitli bölge vekillerine yönelen talepler sahipsiz kalacaktır.

Teklifin 8. Maddesine göre “Cumhurbaşkanı”, yürütme yetkisi ile beraber kararnameler çıkarabilecektir. Bu kararnameler Meclis denetimine muhatap olmayacaktır. Olağan zamanlarda yasa ile çelişemeyecek olsalar bile yasanın doğrudan düzenlemediği alanlarda kanun hükmüne sahip olacaklardır. Çok kolay bir şekilde ilan edilebilecek olan olağanüstü dönemlerde ise yasaları değiştirebilecekler, bir ay içerisinde Meclise sunulmasalar bile yok hükmüne düşmeyecekler, sürekli yenilenmek suretiyle etkinliklerini sürdüreceklerdir. Böylelikle yürütme yetkisi yanı sıra yasama yetkisi de “Cumhurbaşkanı”na geçecektir. Yasal boşluklar kararnameler ile doldurulabilecek, kanunların uygulanmasını göstermek için de yönetmelikler çıkarabilecektir.

“Cumhurbaşkanı” üst kademe kamu yöneticilerini atayıp, görevlerine son verebilecek bir yetkiyle mücehhezdir. Devlet bürokrasisinin üst kademelerinin ne olduğu, bu kademelerin kimler tarafından doldurulacağı hususları “Cumhurbaşkanı” tarafından belirlenecektir. Söz konusu düzenleme kamu görevini milli menfaate uygun olarak yerine getirmek için gerekli hukuksal koruma ve otonominin esaslı bir şekilde zayıflaması ile neticelenebilecektir. Son olarak belirtilmelidir ki madde hükmüne göre, “Cumhurbaşkanı” savaşla sonuçlanabilecek eylemleri gerçekleştirme konusunda aşırı yetkilendirilmiştir.

9- Teklifin 9. Maddesinde parlamenter sistemlerde sorumsuz olması normal olan ancak başkanlık sistemi bağlamında sorumluluğu mutlaka gereken başkanın/“Cumhurbaşkanı”nın cezai sorumluluğunu düzenlemektedir. Sorumluluğun oluşması için gerekli görülen imza sayısı cezai sorumluluk meselesini fiili olarak imkânsız hale getirmektedir.

Buna göre sorumluluğun oluştuğunu iddia edebilmek için bile 301 milletvekilinin imzası gerekecektir. Meclis’te önerge verecek, Meclis önergeyi bir ay içinde görüşmezse soruşturma açılmayacak. Bir ay içinde görüşürse de en az 360 milletvekilinin gizli oyu ile soruşturma açılmasına karar verilecektir. Yani Meclis’te çoğunluk olan parti istemedikçe, soruşturma açılmayacaktır. Soruşturma açıldığı takdirde ise, bir Komisyon kurulacak, Meclis’teki siyasi parti üyelerinden Komisyon oluşturulacaktır. Ancak Komisyon’da, partiler güçleri oranında yer alacaktır. Yine çoğunluk olan partinin Komisyon’da söz hakkı daha çok olacaktır. Komisyon’un raporundan sonra “Cumhurbaşkanı” Yüce Divan’a sevk edilemeyecek, rapor yine Meclis’te görüşülecek ve en az 400 milletvekilinin oyu ile Yüce Divan’a gidecektir.

10- Teklifin 10. Maddesine göre “Cumhurbaşkanı”, kendisine istediği kadar yardımcı atayabilecektir, bununla ilgili bir üst sınır bulunmamaktadır. Söz konusu maddeye göre bakanlar doğrudan kendisine karşı sorumludur. Meclise karşı bir kurul olarak sorumlu bakan fikri yerini bir kişiye karşı sorumlu yürütücü tasarımına bırakmıştır. Bu yardımcılar sadece “Cumhurbaşkanı”’na karşı sorumlu olacaklardır. Yardımcıların ve Bakanların cezai sorumluluğu da -tıpkı “Cumhurbaşkanı”nın sorumluluğunda olduğu gibi- imkânsıza yakın gerçekleşme koşullarına bağlanmıştır.

11-2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 116. maddesinde değişikler öngören anayasa teklifinin 11. maddesiyle, TBMM’ye Meclis seçimlerinin yenilenmesi için üye tamsayısının beşte üçü çoğunluğu sağlaması koşulu getirilirken, “Cumhurbaşkanı”na hiçbir gerekçe göstermeksizin Meclis seçimlerini yenileyebilme yetkisi tanınmıştır.

Meclis seçimlerinin yenilenmesiyle “Cumhurbaşkanı” seçimlerinin de yenileneceği hükmü yasamanın yürütmenin güdümünde olacağı şüphelerini güçlendirmektedir; nitekim bu durum başkanlık rejimindeki karşılıklı bağımsızlık ilkesine de ters düşmekte, Meclisin “Cumhurbaşkanı”nı denetleme imkanını ortadan kaldırmaktadır.

Partili “Cumhurbaşkanı”, Mecliste beşte üç çoğunluğu yönlendirebildiği takdirde Meclis seçimlerinin yenilenmesini sağlayarak 5+5 olan görev süresini 3 döneme kadar uzatabilecektir. Bu husus “Cumhurbaşkanı” seçiminin gerçekleşmemesi durumunda önceki “Cumhurbaşkanı”nın görev süresinin dolmayacağı hususuyla birlikte düşünüldüğünde daha da önem kazanmaktadır. Bu da “Cumhurbaşkanı”nın iktidarını kalıcı kılabilecektir.

12- Teklifin 12. maddesi, hükmü gereği Anayasa’nın 119. maddesinde yapılan değişiklikle, 2709 Sayılı Anayasa’nın 119. ve 120. maddelerinde düzenlenen olağanüstü hal koşulları, birleştirilerek tek bir maddeye toplanmış ve olağanüstü hali gerekli kılacak koşullar Anayasa’nın 122. maddesinde hüküm altına alınan sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halini kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilanına karar verilirken aranan cumhurbaşkanının Milli Güvenlik Kurulu’nun görüşünü alma şartı kaldırılmış olmakla olağanüstü hale karar verme yetkisi tek kişi tarafından kullanılabilecek bir yetki halini almıştır.

Savaş hallerinde TBMM’nin olağanüstü hali uzatma yetkisinde her defasında en fazla 4 ay olan süre sınırı kaldırılmıştır.

Değişiklik metninin 8. Maddesinin 17. Fıkrasıyla cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemeye konu edilemeyecek olan temel haklar, kişi hak ve ödevleri ile siyasi haklar, olağanüstü halde kararname ile düzenlenebilecektir.

13-Teklifin 13. maddesi hükmüne göre Anayasa’nın 142. maddesine eklenen fıkrayla savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamayacağı hükme bağlanmıştır. Böylelikle askeri mahkemelerin sivil kişiler üzerindeki ve asker kişilerin askeri suçları dışındaki suçlarında yargılama yetkisi de kalkmış bulunmaktadır.

14- Teklifin 14. Maddesinde yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti açısından çok kritik olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu düzenlenmektedir. Yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti için bu kurulun yasama ve yürütmenin etkisi altında olmaması gerekir. Bunun için ideal olan, kurul üyelerinin yargı mensupları arasından yargı mensupları tarafından seçilmesidir. Ancak değişiklikle, kurul üyelerinin 6’sı başvuranlar arasından doğrudan doğruya “Cumhurbaşkanı” tarafından atanacaktır. Kalan 7’si ise “Cumhurbaşkanı”nın, çoğunluk partisi başkanı olarak kontrol ettiği Meclis tarafından atanacaktır. Kararın temyizi de yine HYK tarafından seçilen Yargıtay hâkimleri tarafından gerçekleştirilecektir.

15- Kanunsuz vergi olmaz ve kanunsuz harcama olmaz ilkeleri, halktan toplanan vergilerin ve bu vergilerle yapılan harcamaların yürütme organı tarafından keyfi biçimde yapılamaması için öngörülen güvencelerdir. Bütçe kanunları yıllık yapılır ve o yıl için toplanacak vergileri ve yapılacak harcamaları gösterir. Meclis toplanmasını istemediği vergileri veya yapılmasını istemediği harcamaları veto edebilir. Ancak söz konusu değişiklik ile -bütçe kanunu zamanında yürürlüğe konamaz ise- “Cumhurbaşkanı”nın eski bütçe kanununu uyarlayarak devam ettirmesi hükmü getirilmektedir. Böylece “Cumhurbaşkanı”nın meclise ihtiyaç duymaksızın vergi toplama ve harcama yapmaya karar verme yetkisi olacaktır.

16- Anayasalar torba kanun usulünde değiştirilmezler. Anayasa Teklifinin 16, 17 ve 18. Maddeleri mevcut Anayasanın pek çok maddesini maddenin mecliste ve kamuoyunda bütünsel olarak tartışılmasını ve görüşülmesini engelleyecek şekilde ifade edilmiştir. Okuyanların, bu maddelerde bahsi geçen hükümlere ulaşamamaları durumunda metni anlamaları mümkün değildir. Nasıl değiştirildiğini, neleri değiştirdiğini uzman olmayan gözlerden kaçıran bir anayasa metni söz konusudur.

Teklifin 16. Maddesi diğer pek çokları arasında kamuoyunun doğrudan ilgilendiği iki hususta değişiklikler getirmektedir.

Bunlardan ilki devletin üniter yapısını koruyan 123. Maddedir. Buna göre kamu tüzelkişiliği kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak kurulur. Bir başka deyişle kamu tüzel kişiliği tesis etmek yasamaya ait bir yetkidir ve dolayısıyla Meclisin uhdesindedir. Üniter devletin çatısını oluşturan temel normlardan birisi olan maddenin üçüncü fıkrası değişiklik teklifi ile “Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulur” şeklinde değiştirilmiştir, yasama yetkisinin önemli bir kalemi “cumhurbaşkanlığı”na devredilmiştir.

Gözden kaçırılabilecek şekilde ifade edilen ikinci husus şudur: Mevcut anayasada 89. Maddede yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır” ifadesi, cumhurbaşkanının veto yetkisi olmadığını ancak yasama faaliyetinin –gerekçesiyle- tekrar gözden geçirilmesini isteyebileceğini ifade eder. Teklifin 16. Maddesiyle getirilen “üye tamsayısının salt çoğunluğu ile” eklentisi bundan böyle “Cumhurbaşkanı”nın Meclisin yasama aritmetiğine müdahale imkanına kavuştuğunu göstermektedir. Meclis aritmetiği üzerindeki yeni iktidarı “Cumhurbaşkanı”nın yetkisini veto yetkisine yaklaştırmıştır.

17- Teklifin 17. Maddesi yeni düzeneğe geçişi kolaylaştıracak hükümlere odaklanmış gibi durmaktadır. Bununla birlikte maddenin ilk fıkrasındaki “Meclisin seçim kararı alması halinde 27. Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır ifadesi” bir belirsizliğe sebep olacak gibi durmaktadır. Metinde erken seçim ibaresi yer almamakla birlikte, ifade, erken olarak yapılacak bir seçimi kapsamaktaymış gibi durmaktadır. Mevcut Anayasanın değiştirilmeyen 67. Maddesinin son fıkrasına göre seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz. Maddedeki belirsizlik, Anayasada değişiklik teklifinin olası kabulünü takiben ilk seçimde sorun yaratabilecek; Anayasanın 67. Maddesini gerilimin merkezine yerleştirecek gibi görünmektedir.

18- Anayasa değişiklik teklifinin 18.maddesi yapılan değişikliklerin yürürlüğe girme tarihleriyle ilgilidir. Söz konusu maddelerde yapılan değişiklikler:

* Bakanlar Kurulunu düzenleyen 109-115. maddeler arası yürürlükten kaldırılmıştır ve Bakanlar Kurulu’na verilmiş tüm yetkiler “Cumhurbaşkanı”na verilmiştir. Tüm Anayasa metnindeki Bakanlar Kurulu ibaresi (8-88-93/2-155/2-73/4-117/2-118 ve diğerleri) “Cumhurbaşkanı” olarak değiştirilmiştir.

* 120, 121, 122 maddeler yürürlükten kaldırılarak; “Olağanüstü Yönetim Usulleri” arasından “Sıkıyönetim” çıkarılmıştır. Bu düzenlemeyle olağanüstü yönetim yalnızca 119. madde ile yeniden düzenlenen OHAL’den ibarettir. OHAL çerçevesinde tüm yetki “Cumhurbaşkanı”nındır. Bu kapsamda 15, 17, ve 19. maddelerden “sıkıyönetim” ibaresi çıkarılmıştır.

* 82. maddenin ikinci fıkrasında geçen ikinci cümlesinde geçen: “Bir üyenin belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir görevi kabul etmesi, Meclisin kararına bağlıdır” ifadesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu ifadenin kaldırılması ile milletvekillerine verilecek geçici görevler Meclis yetkisinden çıkartılmıştır, dolayısıyla “Cumhurbaşkanı”nın alanına girmektedir.

* 89. maddenin üçüncü fıkrasında “geri gönderilen kanunu” ibaresinden sonra gelen “aynen kabul ederse” hükmü kaldırılarak “üye tam sayısının salt çoğunluğu ile” ibaresi eklenmiştir. Bu değişiklikle, TBMM kendi iradesinde ısrar edebilmek için, kanunların kabulü için öngörülen olağan yeter sayısını aşmak zorundadır. Cumhurbaşkanlığı makamında toplanan olağanüstü Yürütme yetkilerine ek böyle bir yasama denetimi, son derece büyük bir dengesizliğe yol açmaktadır.

* 123. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile” şeklinde değiştirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile artık, eyalete ya da başka hususlara yol açabilecek şekilde kamu tüzel kişiliği yaratılabilecektir.

* 125. maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak…” ve altıncı fıkrasında yer alan “sıkıyönetim” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.

125/1’de “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” ibaresinin istisnası, 125/2’de düzenlenen “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır” ibaresidir.

* 161. madde ile yapılan düzenleme ile hükümetin yerini “Cumhurbaşkanı” almıştır. Bütçe ve kesin hesapla ilgili ayrıntıları düzenleyen 162, 163 ve 164. maddeler yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durum Meclisin yürütmeyi bütçe yolu ile denetleme imkanını kaldırmaktadır.

Bu yazı 14218 defa okundu.
  • Yorumlar2
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı