Hoşgeldiniz; Bugün 21 Eylül 2018 Cuma
Amerika Araştırmaları Merkezi|26 Nisan 2018 Perşembe

Miguel Díaz-Canel ve Küba’da Yeni Dönem

Kubilayhan ERMAN tarafından yazıldı.

Fidel Castro’nun başkanlık görevleri konusunda yetkilendirmesi (2006) ve 2008 yılında yönetim görevlerinden çekilmesinden bu yana Küba devlet başkanlığını yürüten Raúl Castro 19 Nisan 2018’den geçerli olmak üzere bu görevi Miguel Díaz-Canel (Miguel Mario Díaz-Canel Bermúdez)’e bıraktı. Böylelikle 2003 yılından itibaren Küba Komünist Partisi Politbüro üyesi olan, 2009-2013 yılları arasında Yüksek Öğretim Bakanlığı, 2013 yılından beri ise Devlet Konseyi birinci başkan yardımcılığı görevini sürdüren Díaz-Canel Küba’nın 19. devlet başkanı oldu. Ne Raúl Castro’nun görevinden ayrılması ne de Díaz-Canel’in Ulusal Meclis tarafından devlet başkanlığına seçilmesi sürpriz değildi zira Raúl Castro 2013 yılında başkanlığı bırakma düşüncesini açıkladığında gündeme gelen ve bu makama hazırlanan bir isimdi Miguel Díaz-Canel. Ancak uluslararası çevreler ve basın bu gelişmenin daha çok medyatik ancak sembolik yönü üzerinde durmayı tercih etmiş görünüyor. İleri sürülen ve muhtemelen daha çok bir beklentiyi ima eden argüman “Küba’yı artık bir Castro’nun yönetmeyecek olması” üzerinde yoğunlaşıyor.

Oysa Küba devlet başkanlığındaki değişikliğin Küba’nın iç ve dış işleri konusunda minimal bir etkiye bile sahip olacağı şüphelidir. Öncelikle Raúl Castro’nun 2021 yılına kadar Küba Komünist Partisi Genel Sekreterliğini sürdürecek olması yönetimde kontrolü bir süre daha elinde tutacağı anlamına geliyor. Öte yandan Devlet Konseyi’nin çekirdeğini oluşturan politikacıların yeni başkan döneminde görevlerini sürdürecek olmaları Castro dönemi yönetim sisteminin Küba’da geçerliğini koruyacağına işaret etmektedir. Bu bağlamda görev değişimi esnasında Raúl Castro’nun “Yoldaş Diaz-Canel ne deneyimsiz ne de hazırlıksız değildir” sözleri ile güvenini ifade ettiği yeni devlet başkanı, José Martí’den alıntılar yaptığı göreve başlama konuşmasında “Fidel Castro’nun mirasına, Raúl Castro’nun model, değer ve öğretilerine sadakatle bağlı kalacaklarına, Küba Devrimi’nin hala canlı olduğuna” vurgu yapmıştır.

Küba Devrimi’nden bir yıl sonra (1960) Villa Clara’da dünyaya gelen Miguel Díaz-Canel 1982 yılında elektronik mühendisi olmuş, 1985 yılına kadar Küba Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmıştır. 1985-1987 yıllarında Universidad Central de Las Villas’da öğretim üyesi olarak, 1987-1989 döneminde ise Silahlı Kuvvetler radyosunda uzman sıfatıyla çalışmıştır. Politik yaşamına üniversite görevi esnasında Küba “Genç Komünistler Birliği” bünyesinde başlayan Diaz-Canel, Nikaragua’da ABD’nin desteklediği Somoza ile mücadele eden Sandinist yönetime destek maksadıyla oluşturulan bir Küba heyetine başkanlık etmiştir. Küba’ya dönüşünde politik yükselişini sürdürmüş, 1991 yılında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’ne girmiş, 1994-2003 yılları arasında partinin Villa Clara eyalet sekreterliğini yürütmüştür. 2003 yılında Küba Komünist Partisi Politbürosu’na giren Diaz-Canel’in politik formasyonuna bakıldığında Raúl’un ifade ettiği gibi “ne deneyimsiz ne de hazırlıksız olmadığı” aşikardır.

Diaz-Canel Devlet başkanlığı görevini bir bayrak yarışı olarak görmektedir. Mevcut politik konjonktürde radikal adımlar atacağı ya da başta ABD olmak üzere kimi ülkeler yararına mucizelere neden olacağı beklenmemelidir. Diaz-Canel, Fidel ve Raúl Castro ile Küba Devrimi’nden sonra ülkede kurumsallaşan sistemin iyi bir öğrencisidir ve adımlarını bu çerçevede atacaktır. Bu bağlamda Raúl Castro döneminde başlanan bir dizi reformların sonuca ulaştırılmasına gayret edecektir. İlk etapta Anayasada yapılacak değişiklikler ile mali yapının güçlendirilmesi yeni Küba devlet başkanını bekleyen önemli projelerdir.

 

Bu yazı 1554 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı