Hoşgeldiniz; Bugün 24 Eylül 2017 Pazar
Amerika Araştırmaları Merkezi|05 Eylül 2013 Perşembe

Ortadoğu’ya Latin Amerika’dan Bakmak

Kubilayhan ERMAN tarafından yazıldı.

Ortadoğu’da Sıcak Bahar ve Suriye

Önce Tunus’ta başlayan ve kısa sürede birçok Arap ülkesinde ortaya çıkan toplumsal olaylar tüm dünyanın dikkatini Ortadoğu’da yoğunlaştırmıştır. Öyle ki, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de gerçekleştirilen terörist saldırıların ardından dünya gündemini neredeyse sürekli olarak işgal eden Afganistan ve bu ülke ile bağlantılı olaylar ikinci planda kalmış ya da büyük ölçüde gündemden düşmüştür. Ancak Suriye’de 2011 yılında başlayan rejim karşıtı olayların iç savaşa dönüşmesi, Ortadoğu’nun iyice ısınmasına ve dünyanın uluslararası politikada etkili olan devletlerinin soruna yönelik güncel tutum belirlemelerine neden olmuştur. 

Bugün Suriye’deki savaş da artık sadece Suriye’nin meselesi olmaktan çıkmış, 1980’li yıllarda yaşanan Afganistan savaşında olduğu gibi ülke içinde ve dışında çok aktörlü hale gelmiştir. Rusya ve İran, Suriye rejimi ile muhalifler arasındaki çatışmaların başlangıcından beri Suriye lehine politikalar yürütürken, Lübnan’da konuşlu Hizbullah da Esad rejimine destek olmaya devam etmektedir. ABD, İsrail, Avrupa ülkeleri, Arap ülkeleri ve Türkiye ise Esad karşıtı kampta yer almışlardır. Rusya, ABD ile görüşme kanallarını açık tutmakla birlikte Suriye’deki Esad rejimi lehine uluslararası alanda bir denge unsuru durumundadır.

Son yıllarda önemli bir küresel aktör haline gelen Çin ise Batı’nın Suriye’de öngördüğü askeri çözümlere sıcak bakmamaktadır. Çin yönetimi Suriye’deki sorunun politik süreçler çerçevesinde çözümünden yana bir tutum benimsemiştir.[1] Öte yandan 21 Ağustos 2013 tarihinde Suriye’nin başkenti yakınlarında kimyasal silah kullanılması, başta ABD olmak üzere İngiltere ve Fransa gibi batılı ülkelerde “Suriye’yi cezalandırma” fikrinin ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu ülkeye yapılacak bir askeri müdahale konusunda uluslararası alanda farklı değerlendirmelere yol açmıştır. Bu süreçte Rusya ve İran’ın önceki söylemlerinin aksine görece çekimser bir politika izledikleri dikkat çekmiştir.

Ortadoğu, Suriye Meselesi ve Latin Amerika

Uluslararası alanda siyasi ekollere liderlik eden ülkelerin yanı sıra yakın geçmişte Ortadoğu’da ortaya çıkan “Arap Baharı” olgusundan ve özellikle Mısır’da yaşanan olaylardan kendileri için dersler çıkaran Latin Amerika ülkelerinin de bu bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettikleri görülmektedir.[2] Ancak, Ortadoğu ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirme amacında olan Latin Amerika’nın önde gelen ülkeleri, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin aksine Suriye’ye bir askeri müdahale yapılmasına karşı çıkmışlardır.

Bu çerçevede “Suriye’nin cezalandırılması” meselesi gündeme geldiğinde Latin Amerika ülkelerinden de tepkiler gelmeye başlamıştır. Ancak bunlar Ortadoğu’da yaşananlara yönelik ABD ve Batı ülkelerinin aldığı tutuma karşı ilk tepkiler değildir. Daha 2011 yılı Eylül ayında Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez “ALBA” ülkeleri adına bir açıklama yapmıştır. Chavez o dönemde Libya’ya yapılan askeri müdahaleyi kınarken Suriye’de benzer bir arayış içerisine girmelerinden dolayı ABD ve onun Avrupalı müttefiklerini de suçlamıştır.[3]

Suriye’de kimyasal silah kullanılmasının ardından bu ülkeye askeri müdahalede bulunulması konusunda Latin Amerika ülkelerinden ilk açıklamalar Ağustos ayının son günlerinde Küba, Venezuela ve Bolivya makamları tarafından yapılmıştır. Küba Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Suriye’de kimyasal silah kullanılması kınanmış ve bu ülkeye yapılacak askeri müdahalenin hâlihazırda kargaşa yaşanan Ortadoğu’da “ciddi sonuçlara yol açacağı” dile getirilmiştir.[4] Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ise Suriye’ye yapılacak bir müdahalenin “feci bir savaşı” tetikleyeceğini söylemiştir.[5] Ayrıca Venezuela Enerji ve Petrol Bakanı Rafael Ramirez, “Suriye’ye yapılacak bir askeri müdahalenin felaket olacağı ve bu nedenle uluslararası petrol fiyatlarının etkileneceği” uyarısında bulunmuştur.[6] Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales ise Suriye konusunda ABD’yi suçlayan sert bir açıklama yapmış ve Suriye’ye yapılması muhtemel askeri müdahaleye karşı bir duruş sergilemiştir. Ayrıca Morales, ertesi gün yapılacak UNASUR zirvesinde ABD’nin Suriye’ye müdahalesini reddeden bir belge yayımlamayı umduğunu sözlerine eklemiştir.[7] Nitekim Surinam’da yedincisi yapılan UNASUR zirvesinde on iki ülkenin oybirliği ile kabul edilen bildirgede, Suriye meselelerine yabancı ülke müdahalesinin olmaması, bu ülkedeki sorunun barışçı yollardan çözülmesi konularına ve uluslararası hukukun temel ilkelerine vurgu yapılmıştır.[8]  

Bu ülkelerden gelen açıklamaların ardından Brezilya Dışişleri Bakanı Luiz Alberto Figuero da “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin tam desteği olmadan Suriye’ye yapılacak bir askeri müdahaleye karşı olduklarını” duyurmuştur.[9] Arjantin adına Başbakanlıktan yapılan açıklamada ise Suriye’ye yapılacak bir askeri müdahaleye karşı oldukları bildirilmiştir. Bu vesile ile Arjantin tarafından Suriye’de kimyasal silah kullanılması kınanmış, ülkedeki mevcut rejimden ya da muhaliflerden, kimyasal silahları kim kullanmış olursa olsun tüm suçluların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerektiği vurgulanmıştır. Açıklamada kullanılan “Arjantin’in tüm Latin Amerika ile birlikte ‘askeri müdahalede bulunulmaması’ ilkesinin savunulması konusunda ısrarcı olduğu” sözleri bir anlamda, Suriye’ye askeri müdahale yapılmasına karşı tüm Latin Amerika kıtasının ortak kararının ifadesi olmuştur.[10] Öte yandan Peru, sorunun çözümüne yönelik Birleşmiş Milletlerin sergilediği çabaları desteklediğini ve devletlerin her hangi bir şekilde güç kullanmamaları zorunluluğu altında olduklarına yönelik bir açıklama yapmıştır.[11]

Latin Amerika’nın Ortadoğu Politikalarının Arka Planı

Latin Amerika kıtasının neredeyse tümüne yayılan bu politik tutumun arka planında birden çok nedenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarih perspektifinden bakıldığında, Latin Amerika’nın özgürleşmesinin simgesi olan Simon Bolivar döneminden itibaren siyasi, ekonomik ve toplumsal meselelerde Avrupa medeniyetini bir referans olarak almakla birlikte, kendi kıtalarında başarı vadeden eklektik politikalar sürdüren[12] Latin Amerika ülkelerinin, dünyanın bugünkü mevcut konjonktürü içerisinde ABD ve Avrupa ülkelerinden farklı politikalar benimsemesi şaşırtıcı değildir. 

Öte yandan, Latin Amerika ülkelerinin Ortadoğu meselelerine bakışını etkileyen güncel mülahazalar da vardır. Bu bağlamda Latin Amerika ve Ortadoğu arasındaki ilişkilerin 2005 yılından itibaren ivme kazandığı görülmektedir. Brezilya’nın önderliğinde ilki 2005 yılında yapılan Güney Amerika ve Arap ülkeleri Zirvesi’nin ikincisi 2009 yılında Katar’da, üçüncüsü ise 2012 yılında Peru’da gerçekleştirilmiştir. Brezilya’da yapılan ilk zirveye on bir Latin Amerika ve yirmi iki Arap ülkesi katılmıştır. İki gün süren görüşmelerin ardından Latin Amerika ve Arap ülkeleri arasında ekonomi, eğitim, bilim, kültür, teknoloji, çevre koruması ve turizm gibi başlıca alanlarda işbirliği yapılması, bu bağlamda politik eşgüdümünün gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır.[13] Latin Amerika ülkelerinin, uluslararası siyasi ve ekonomik ilişkilerinde çok etkin buldukları için sıkça başvurdukları “Zirveler Diplomasisi”[14] Ortadoğu ile ilişkiler bağlamında da meyvelerini vermiş, geçmişte münferit olarak sürdürülmeye çalışılan ilişkiler böylelikle daha istikrarlı hale gelmiş ve kurumsal bir yapıya kavuşmuştur.

Ekonomik ve politik nedenlerin yanı sıra günümüzde yaklaşık 20 milyon Arap kökenli Latin Amerikalının ve önemli bir Yahudi toplumunun bu kıtada yaşıyor olması gerçeği[15] de Latin Amerika’nın Ortadoğu’ya yönelik politikalarının ve ilgisinin özel nedenini izah etmektedir. Kıtaya entegre olmuş bahse konu Arap kökenli Latin Amerikalılar konusunda Türk kamuoyu daha çok Shakira ve Salma Hayek gibi popüler yüzlere aşinadır. Ancak “El Turco” Carlos Menem gibi bu kıtadaki ülkelerde devlet başkanı olarak hizmet etmiş Arap kökenli diğer Latin Amerikalıların olduğunu da not etmek gerekir.  

Latin Amerika ülkelerinin Suriye’ye bir askeri müdahale yapılmasına yönelik belirledikleri söz konusu tutumun diğer bir nedeninin de “jeopolitik empati”den kaynaklandığı dikkat çekmektedir. Zira Ortadoğu’ya benzer şekilde Latin Amerika’nın da petrol ve doğal gaz gibi stratejik kaynaklar barındırması nedeniyle gelecekte ortaya çıkması muhtemel sorunlara dair kıta ülkelerinde bazı endişeler oluştuğu anlaşılmaktadır.[16] Bu çerçevede, Venezuela Devlet Başkanı Maduro Suriye’ye yapılması gündemde olan askeri müdahaleye daha öznel bir tutumla yaklaşarak güncel olayla ülkesi Venezuela’nın istikrarsızlaştırılması amacına yönelik muhtemel dış girişimler arasında bir bağ kurmuştur.[17] Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales de ülkesi ve Latin Amerika için Maduro’nun yorumuna benzer değerlendirmeler yapmıştır.[18]

Bütün bunların yanında, günümüzde uluslararası politikalara etki edebilen Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerle başta Suriye’ye müdahale konusu olmak üzere Ortadoğu meselelerinde benzer görüşleri paylaşıyor olmaları, Latin Amerika ülkelerine politik anlamda bir güç takviyesi yapmaktadır. Bu bağlamda Rusya, Çin ve İran’ın Ortadoğu’da sürdürdükleri ABD ve Batı ülkeleri ile uyuşmayan politikaları, Latin Amerika’nın Ortadoğu’ya yönelik tutumunu destekleyici bir etki yapmaktadır.

Sonuç

Özellikle son on yılda Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerin yoğunlaşması ve çeşitli alanlarda işbirliği faaliyetlerinin artması Latin Amerika ülkelerine siyasi ve ekonomik kazançlar sağlamaktadır. Dolayısıyla Latin Amerika ülkeleri bu sistemin devam ettirilmesi eğiliminde olacaklardır. Bu bağlamda, kıtaya has siyasi, ekonomik ve sosyal mülahazalar ile uluslararası siyasi konjonktür çerçevesinde, Latin Amerika kıtasının Ortadoğu meselelerine bakışındaki özgün tutumunu ve bu doğrultudaki politikalarını sürdüreceği anlaşılmaktadır.

 


[1]“China Backs ‘transition’ in Syria, Opposes Intervention” www.reuters.com/article/2012/09/05/us-syria-crisis-china-idUSBRE88409R20120905, Erişim Tarihi: 03.09.2013

[3]“Líderes de izquierda de América Latina alertan sobre intervención de la OTAN en Siria” http://www.americaeconomia.com/politica-sociedad/politica/lideres-de-izquierda-de-america-latina-alertan-sobre-intervencion-de-la-o, Erişim Tarihi: 29.08.2013, ALBA: 2004 yılında Venezuela ve Küba’nın girişimleri ile kurulan “Bizim Amerika Halklarının Bolivarcı İttifakı” (Alianza  Bolivariana Para Los Pueblos de Nuestra America) 

[4]“Declaración del ministerio de Exteriores de Cuba sobre amenazas contra Siria”, http://www.voltairenet.org/article179952.html, Erişim Tarihi: 29.08.2013

[5]Maduro dice que ataque a Siria sería inicio de una "guerra desastrosa", http://www.el-nacional.com/mundo/Maduro-Siria-inicio-guerra-desastrosa_0_253174914.html, Erişim Tarihi: 30.08.2013

[7]“Bolivia, Venezuela to propose against intervention in Syria at UNASUR summit”, http://www.globaltimes.cn/content/807557.shtml#.UiNIftJ7LE0, Erişim Tarihi: 01.09.2013; UNASUR: Union de Naciones Suramericanas (Güney Amerika Uluslar Birliği), Üye Devletler: Arjantin, Bolivya, Brezilya, Ekvador, Guyana, Kolombiya, Paraguay, Peru, Surinam, Şili, Uruguay, Venezuela, Bkz. www.unasursg.org.

[8]“La cumbre de la Unasur, marcada por el regreso de Paraguay y la crisis en Siria”, http://www.telam.com.ar/notas/201308/30788-la-cumbre-de-la-unasur-marcada-por-el-regreso-de-paraguay-y-la-crisis-en-siria.html, Erişim Tarihi: 01.09.2013

[9]“Brazil Opposes Military Intervention in Syria without UN Backing”,  http://www.globaltimes.cn/content/807276.shtml#UiZAttj7LEO, Erişim Tarihi: 03.09.2013

[10]“Argentina rechaza una intervención militar en Siria”, http://www.clarin.com/mundo/Argentina-rechaza-intervencion-militar-Siria_0_983301940.html, Erişim Tarihi: 29.08.2013

[11]“Perú expresa su preocupación por la situación en Siria”, http://www.larepublica.pe/30-08-2013/peru-expresa-su-preocupacion-por-la-situacion-en-siria, Erişim Tarihi: 01.09.2013

[12]David Lynch, Simon Bolivar, İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 201., s. 35, 36

[13]Mario Osava, South America: Fomenting Greater Understanding at Summit with Arab Countries”,

http://www.ipsnews.net/2005/05/south-america-fomenting-greater-understanding-at-summit-with-arab-countries/; “Finaliza cumbre de países árabes y suramericanos”, http://www.elespectador.com/noticias/elmundo/articulo-378957-finaliza-cumbre-de-paises-arabes-y-suramericanos, Erişim Tarihi: 01.09.2013

[14]Carlos M. Jarque, Maria Salvadora Ortiz, Carlos Quenan (Editores), America Latina y La Diplomacia de Cumbres, Secretaría General Iberoamericana, Herprymber, 2009, s. 9.

[15]Luis Estaban G. Manrique, “América Latina reconstruye sus puentes con el mundo árabe”,http://www.infolatam.com/2012/10/18/america-latina-reconstruye-sus-puentes-con-el-mundo-arabe/, Erişim Tarihi: 23.08.2013; Carlos Menem’in yanı sıra Latin Amerika ülkelerinde Devlet Başkanlığı yapmış Arap kökenliler: Julio César TurbayAyala (Turco) , AbdalaBucaram, Jamil Mahuad, Carlos Flores Facusse veAntonio Saca.

[16]Raul Zibechi, “Será América Latina el nuevo Medio Oriente?” http://www.jornada.unam.mx/2012/05/04/opinion/022a1pol, Erişim Tarihi: 29.08.2013

[17]“Maduro dice que planeaban asesinarlo simultáneamente al ataque a Siria”, http://www.elobservador.com.uy/noticia/258649/maduro-dice-que-planeaban-asesinarlo-simultaneamente-al-ataque-a-siria/, Erişim Tarihi: 30.08.2013

[18]“Bolivia, Venezuela to propose against intervention in Syria at UNASUR summit”, http://www.globaltimes.cn/content/807557.shtml#.UiNIftJ7LE0, Erişim Tarihi: 01.09.2013

 

Bu yazı 3921 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı