Hoşgeldiniz; Bugün 20 Mayıs 2018 Pazar
Almanya|19 Ağustos 2014 Salı

Üçüncü İmparatorluk veya 4. Reich

Hasan Köni tarafından yazıldı.

            1991’de Sovyetlerin yıkılmasıyla süper imparatorluk olarak ortaya çıkan ABD’nin günümüzde yeni rakipleri var. Bunlardan birincisi bir zamanlar Anglo-saksonların afyonlayarak ekonomisini ele geçirdiği Çin, diğeri ise ekonomiyi bir savaş olarak gören Alman şansölyesi Otto Von Bismark’ın ellerinde büyüyen Almanya. Almanya’nın Zollverein denilen, Alman prenslikleri arasındaki gümrük birliği daha o zamanlar bölgede bir serbest dolaşım ağı yaratmıştır. Bu ekonomik yapı Prusya etrafında Alman birliğinin oluşmasını sağlamıştır. Zollverein daha sonra Ortak Pazar’ın temelini oluşturacaktır. 1887’den itibaren İngiliz endüstrileri Alman mallarının İngiliz pazarlarını kapsamalarından korkmuşlardır. 1900’lerin başında ‘made in Germany’ kaliteli mamullerin markası olmuştur. II Reich dünyanın endüstriyel lideri olmuştur. Almanya yatırımlarını kendi işletmelerine yaparak büyümüştür. 1907’de İngiliz istihbarat raporlarında İngiltere’nin elindeki pazarların Almanya’nın eline geçtiği belirtilmiş; İngiltere savaşa daha o yıllardan itibaren hazırlanan ülke olmuştur. Liberal olarak adlandırılan İngiliz ekonomik sisteminin genel olarak emperyalizme dönüştüğü siyaset biliminde en iyi incelenmiş konudur. İngilizler yalnız Çin’i değil Hindistan’ı da işgal etmişlerdir. Bu sömürgeleştirme döneminde kullandıkları söylem: Liberal ekonomiden bütün dünyanın faydalanması ve medenileştirme görevinin yerine getirilmesi olmuştur. Ancak sömürgelere el konulması yalnızca İngiltere için hüsnü kabul görmüştür. I. Dünya Savaşı Almanya kadar Osmanlı imparatorluğunun da yıkılmasında önemli bir faktör olmuştur. I. Dünya Savaşı’ndan sonra kızgın müttefiklerin Almanya’ya bindirdikleri savaş tazminatları, arada ABD’nin desteğiyle durumu düzeltmelerine karşın, 1929 Wall Street Bunalımı’yla birlikte, Alman halkının çok zor durumda kalmasına yol açmıştır. Ekonomik kriz nedeniyle Almanya’da sermaye kaçışı başlamış, işsizlik hızla yükselmiş, fabrikalar kapanmış ve Almanya devleti büyük bankaları devletleştirmek zorunda kalmıştır. Alman şehirlerinde Naziler ile komünistler arasında çatışmalar yaşanmaya başlamıştır. Bu kargaşadan kurtulmak isteyen büyük endüstriler; Krupp, Thyssen, IG Farben, Siemens, AEG ve Ekonomi Bakanı Schacht, Hitler’in yanında yer almışlardır. Alman endüstriciler silah siparişi almak için devleti finanse etmişlerdir. Nazilik Almanya’yı 19. yüzyılda güçlü ve büyük yapan her şeyden bir kopma oluşturmuştur. 1939’da savaşa giren Almanya her şeyini savaş sonunda kaybederek çıkmıştır. ABD Başkanı Roosevelt ve Hazine Bakanı Henry Morgenthau Almanya’nın endüstriyel tabanını yok etmek ve ülkeyi kırsal ekonomiye geri göndermek için çalışmışlardır. Bu davranışın arkasında, bulunan Musevi esir kamları için bir cezalandırma olduğu kadar Anglo-saksonlarda ticari ve endüstriyel bir rakibi yok etme düşüncesi de vardır. Ruslar, Alman fabrikalarını ve araçlarını, bilim adamlarını kendi ülkelerine taşımışlardır. Amerikalılar da Alman bilim adamlarının çoğunu kendi ülkelerine taşımışlar ve Rusya içindeki Alman istihbarat örgütünü yeni kurulan OSS içine almışlardır. Almanya’nın 1915-1924 yılları arasında doğmuş olan neslinin üçte biri ölmüş veya kaybolmuştur. Onbir milyon Alman esir alınmış ve on dört milyon Alman orta Avrupa’dan kovularak batıya göç etmiştir.

A-Soğuk Savaş ve Almanya

            Stalin’in uzlaşmaz tutumu Almanya için bir şans olmuştur. Amerikalılar, Sovyetlere karşı Almanya’yı diriltmeye karar vermişlerdir. Morgenthau’nun yerinde artık George Marshall vardır. Batılılar Batı Alman Federal Devleti’ni 1949’da kudurmuşlardır. Ludwig Erhard, Amerikalıların yardımıyla ekonomiden sorumlu bakan olarak temel bir para reformuna girişmiştir. Erhard devlet tarafından denetlenen bir liberal ekonomi taraftarı olmuştur. Kendisi serbest piyasa ekonomisi taraftarı olan Friboug’lu tanınmış ekonomist arkadaşı Wilhem Röpke’nin liberal ekonomi fikirlerinin etkisinde kalmıştır. Erhard. Bismark’ın temelini attığı toplumsal Pazar ekonomisini sisteme sokmuştur. Fribourg Okulu, Kant ahlakını yansıtan bir okul olarak insanın yalnız kendine hizmet eden biri olma dışında topluma da hizmet eden bir kişiliğe sahip olmasını öngörmektedir. Toplama hizmet edebilmek için siyasi otoritelerin dokunamayacağı dengeli bir para sistemi yaratma gerekmektedir. Böylece ilerde bütün Avrupa’da etkili olacak Alman Merkez Bankası kurulmuştur (bundesbank, Buba). Uyuşmazlıkları çözmek ve icatların önünü açmak için ise Bundeskartellamt. Özel mülkiyet ekonomik dinamizmin temeli olarak kabul edilmiştir. Ancak, özel mülk sahipleri güçlerini, toplumun gelişmesine katkı sağlamak kaydıyla koruyacaklardır. Yani ücretlilere ve profesyonel formasyona katkı sağlanacaktır. ABD’de gizlice basılan ‘Deutsche Mark’ Atlantiği aşıp sonra trenle taşınıp, Alman merkez bankasına yatacak ve 20 Haziran 1949’da varlığı radyodan Alman halkına ilan edilecektir.

B-Savaş Tamiratı

               ABD, Almanya için Birinci Dünya Savaşı’ndaki gibi hatalara düşülmesini önlemek için savaş tazminatı istenmemesini talep etmiştir. Bu durumun tek istisnası Musevi topluluğuna yapılan tamirat ödemeleri olmuştur. Konrad Adenauer 27 Eylül 1951’de yaptığı bir konuşma ile bu husustaki pazarlıkları açmıştır. Pazarlıklar, Almanya, İsrail ve Musevi diasporasını temsil eden ve David ben Gourıan’a bağlı Almanya’ya karşı Musevi Talepleri Konferansı’ndan oluşmuştur. 1952’de Lüksemburg’ta bir anlaşma imzalanmış ve üç türlü tamirat borcuna karar verilmiştir. En önemlisi kalan Musevilerle, soykırımına uğramış Musevilerin ailelerine verilecek olan tazminatlar olmuştur. Bu tamirat yasasına Avusturya da dahil edilmiştir. Böylece Musevilere 100 milyar mark ödenmesi gerekmiştir. Bu da kişi başına, günümüzde aylık olarak, 1500 avroya gelmektedir. Her sene bu hususta yeni anlaşmalar imzalanmıştır. İlk ödemeler 1952’den başlayarak on bir sene içinde 3 milyar dolar olarak başlamıştır. Almanya savaş borçları çerçevesinde İsrail’e Alman yapımı iki denizaltı vermiş ve diğer üç denizaltının yarı masraflarını üstlenmiştir. 2012’de nükleer bomba atabilen bir denizaltı için anlaşma imzalanmıştır. Almanya bu denizaltının üçte bir masraflarını üstlenmiştir. Konrad Adenauer, Musevi topluğuna karşı savaş öncesi borçları da ödemeyi kabul etmiş ve 1953’de Londra’da yapılan bir anlaşma ile 30 yıllık bir zaman süresinde bu paranın ödenmesine karar verilmiştir. 1983’de Almanya borçlarını ifa etmiştir. Almanya’nın diğer ülkelere olan borçları silinmişken Yunanistan’ın borç krizine girmesiyle birlikte aç kalan Yunanistan, Avrupa’nın kemer sıkma politikalarına dayanamayarak Almanya’dan savaş tazminatı borçlarını talep etmiştir. Yunan hükümetinin hazırladığı 80 sayfalık bir belge Yunan Anayasa Mahkemesi’ne sunulmuştur. Yunanistan II. Dünya Savaşı’nda yaşadığı yıkım için Almanya’dan 162 milyar avro talep etmiştir. Almanya, Yunanistan’a bu hususta bir kuruş bile ödemeyeceğini bildirmiştir.

C-Yeni Mucizenin Temeli: Dışsatım

            Alman ekonomik mucizesinin altında iş adamları ile sendikaların iş birliği yatmaktadır. Bundesrepublik’in gücü otuz sene üretim mekanizması, Merkez Bankası ve üst burjuvaziyi temsil eden Landers’ler arasında paylaşılmıştır. Sendikalar ve iş adamları sürekli işbirliği içinde olmuşlardır. İki büyük partiden CDU patronlara yakın olurken SDP sendikalara yakın olmuştur. Yeni Almanya’nın siyasi alanda uluslararası talepleri olmamıştır. Alman elitleri bir süre daha sessiz kalmaları gerektiğini anlamışlardır. Almanya’nın bütün enerjisi ekonomi, yeniden inşa ve uluslararası pazarların fethine yönelmiştir. Almanya’nın jeopolitik projesi büyük şirketlerin jeopolitiği olmuştur. Almanya’nın amacı Avrupa’da bir ortak pazar kurmaktır. Bu amaç Marshall planında öngörülen ekonomik yapıyla uyuşunca Avrupa, Ortak Pazar’ın doğuşuna şahit olmuştur. Birbirlerine güvenmeyen Konrad Adenauer ve Charles De Gaulle’ün yakınlaşmaları şaşırtıcı olmuştur. DE Gaulle’e göre Amerika ve Sovyetlere karşı bir Avrupa gücü oluşturulması gereklidir. Birlik’te Airbus, Arianespace, Unidata gibi projeler hayata geçmiştir. Almanya ile Fransa’nın birlikten bekledikleri farklı olmakla birlikte Avrupalılık hususunda birleşmişlerdir.

            Almanya, 1980’lerden itibaren Japonya ile birlikte dışsatımda bir numaraya yerleşmiştir. IG Farben, Hoechst, Bayer ve BASF ile dünyada kimyasal malların satımında birinci olmuştur. Makine sanayi hususunda dünyadaki madenlerin yarısında Alman makineleri hakim duruma gelmiştir. Baskı makinelerinde %40, kauçuk ve plastikte %38 demir ve çelikte %30, alet ve edevatta %30 Alman malları kullanılır hale gelmiştir. Dışsatımın gücü mark’ın değerinin artışı karşısında bile etkilenmemiştir. Alman endüstrisi alıcıya tam bir hizmet sunmuştur. Personel yetiştirmiş, satış sonrası bakımı sağlamış, ayrı parçalar üretmiş, finansmana katkı sağlamış ve Alman bankaları işletmeleri takip etmiştir. Mark 1980’lerin başında dünya rezervlerinin %15’ini oluşturmuştur.  

Bu yazı 5337 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı