Hoşgeldiniz; Bugün 22 Şubat 2017 Çarşamba

IV. Türk Strateji Günü: Kıbrıs Sorunu ve AB-Türkiye İlişkileri Çerçevesinde KKTC İle İlgili Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi

Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|10 Şubat 2006 Cuma

Panel başkanı: Prof. Dr. Ümit Özdağ

Konuşmacılar:

Rauf Denktaş, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı

Namık Kemal Zeybek, (E. Kültür Bakanı)

E. Org. Hurşit Tolon, (E. Birinci Ordu Komutanı)

 

Yer: Park Büyükhanlı Otel

Tarih:10 Şubat 2006

Saat:14.00

MUZAFFER ÖZDAĞ ANISINA DÜZENLENEN “TÜRK STRATEJİ GÜNÜNDE” AKP’YE UYARI

Şehitlerin kemiklerini sızlatmayın

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AKP Hükümetine ve TBMM’ye çağrı yaptı: Ek Protokol’ü reddedin

Bir araya getirdi

Başkanlığını Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın yaptığı 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından, Muzaffer Özdağ anısına düzenlenen “Dördüncü Türk Strateji Günü” Türk siyasetinin duayenlerini bir araya getirdi. KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek, Prof. Dr. Ümit Özdağ ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un birer konuşma yaptığı toplantıya, İsmet Sezgin, Kamran İnan, Enis Öksüz ve emekli orgeneral Tuncer Kılınç da izleyici olarak katıldı.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından düzenlenen Dördüncü Türk Strateji Günü, Kıbrıs konusunda Türk milletinin kararlılığını yansıttığı bir toplantıya dönüştü. KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TBMM eski Başkanı İsmet Sezgin, Dışişleri eski Bakanı Kamran İnan, Ulaştırma eski Bakanı Enis Öksüz, emekli generaller Hurşit Tolon ve Tuncer Kılınç ve çok sayıda seçkin konuğun katıldığı toplantıda konuşan KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis’e Ek protokol çağrısını yeniledi. Kıbrıs Türklerinin yıllarca katliama uğradığını hatırlatan Denktaş bu süreci geri getirebilecek Ek Protokolün reddini istedi. Denktaş “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ek protokolü reddetsin, şehitlerimizin kemiklerini sızlatmasın” diye konuştu.

 

Rumlar uzlaşmadan kaçıyor

Yıllardır kendisinin “Kıbrıs’ta çözümün önündeki engel” olarak gösterildiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, bunun büyük bir yalan olduğunun altını çizdi. Rumların artık askeri değil, içten sivil toplum örgütü adı verilen kurumları kullanarak hareket ettiğini, AB’nin           de Rumların oyunlarına destek olduğunu hatırlatan Denktaş şöyle konuştu: “Biz iyi niyetle en son fedakârlığı yaptık. Ama eli kanlı teröristi alkışlayarak getirdiler. Biz o insanlara halkımızı teslim etmeyeceğiz. Kendi stratejik çıkarlarımızı da koruyacağız. AB’ye girme meselesi bizim için ayrı bir kulvardır, Kıbrıs meselesinin halli ayrı bir kulvardır. Mademki bize ucu açık bir yol veriyorsunuz, nereye gideceğimiz, ne zaman gireceğimiz, tam üye olup olmayacağımız tam olarak belli değildir, Kıbrıs meselesi AB’ye giriş sürecinden ayrı olarak ucu açık olarak bekleyecektir. Bu konuda hiçbir karar alamazsınız.”

 

AKP’ye sert eleştiri

Annan Planı açıklanmadan önce kendisine böyle bir plan ulaştırılmadığını açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, planın, Türkiye’de seçimlerin hemen ardından kendi hastalığı fırsat bilinerek, önüne getirildiğini belirtti. AKP Hükümeti’nin attığı adımları da eleştiren Cumhurbaşkanı Denktaş, “Türkiye, sanki Rum İdaresi Kıbrıs’ın meşru hükümetiymiş gibi bir davranış içerisine giriyor” dedi. Rauf Denktaş, adımların sonucunda “KKTC’nin gittikçe unutulacağı, Rumların da meşru Kıbrıs Hükümeti adı altında gittikçe sesinin yükseleceği” uyarısında bulundu.

 

Daha geriye götürecekler

AB’nin Papadopulos’u Annan Planı üzerinden görüşme sürecine çekmek için oynadığı oyunun arkasındaki planın sinsiliğine vurgu yapan Denktaş şunları kaydetti: “Şimdi Papadopulos’e  “aman gel” diye çağrı yapıyorlar. Neyi konuşacaklar. Annan Planı’nı adam Türk’e fazla hak verdiler diye reddetti. Şimdi bütün dünya Annan Planı’nı “Rum”u da nasıl memnun ederiz şekline sokmak istemektedirler. Yani sen Annan Planı’nda kabul ettiğin, yani bizim için egemenliğini, bağımsızlığını korumayan Annan Planı’ndan daha da geriye gideceksin.”

 

Bizi sindirmeye çalışıyorlar

Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek ise, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durumun İstiklal Marşı dizelerinde Mehmet Akif tarafından anlatıldığını kaydetti. İstiklal Marşımızın “Korkma” diye başladığını hatırlatan Zeybek “Akif o zamandan bu gerçeği görmüş. Çünkü bizi korkutarak sindirmeye çalışıyorlar. Akif bize “Korkma” diye sesleniyor. İran korkmuyor, meydan okuyor ama biz sessiz kalıyoruz” diye konuştu.

 

Kritik bir dönem

Konuşmasında anılarına da yer veren Zeybek, Muzaffer Özdağ’ın Türk Milliyetçileri için çok önemli bir şahsiyet olduğunu kaydetti. Zeybek, “1990’lı yıllarda Türk Dünyası’nda bir kıpırdanma yaşandığı sırada Kütür Bakanlığı görevini yürütüyordum. Türk Cumhuriyetleri’yle işbirliği konularında Muzaffer Özdağ’ın belirlediği stratejilerin çok büyük faydalarını gördüm” diye konuştu. Türkiye’nin içinde bulunduğu kritik dönemde Türk dünyasının daha da büyük önem kazandığının altını çizen Namık Kemal Zeybek, Atatürk’ün de Türk dünyasına verdiği önemi vurguladı. Zeybek, geldiğimiz noktada Türk Cumhuriyetleriyle sağlıklı ilişki kurulamadığını ve KKTC’nin de Rum’lara teslim edilmek üzere olduğunu belirtti.

 

Bağımsızlık istemek suç oldu

Kıbrıs’ta çözümün temelinde Türk-Yunan dengelerini gözetmenin esas olduğunu kaydeden KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in 2 Ağustos 2005 tarihinde çözüm için gerekli şartları ortaya koyduğunu belirtti. “Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlaması için yapılması gereken bir şey vardır. Türk Hükümeti’nin ve Kıbrıs Türk’ünün müşterek milli hedefini dünyaya duyurmak lazımdır. Bunu sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı kabul ettiğinde dünyaya duyurmuştur. Kıbrıs’ta eşit, dili, dini iki ayrı halk vardır, cemaat değil halk. Kendi kaderini tayin hakkı olan iki halk vardır. Bunların iki ayrı devleti vardır ve Kıbrıs üzerinde dengeler vardır. Yani Türk-Yunan dengesi vardır. Bunları kaalealmayan bir anlaşma yapılamaz. Hedef Annan Planı’ndan önce de bu idi. Ama egemenlik istemek, bağımsızlıkta ısrar etmek suçmuş, yanlışmış, hataymış gibi gösteriyorlar.”

 

Kıbrıs’ın satılması tam bir ihanet

Toplantının açış konuşmasını yapan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ da Kıbrıs’ın 21. Yüzyıl siyasetinde çok önemli bir yer tutacağını vurguladı. Dördüncü Türk Strateji günü çerçevesinde her yıl 1969 yılında 36 yılında siyasetten ayrıldıktan sonra hayatını Türk dünyasına ve Türk dünyasının jeopolitik meselelerine adayan Muzaffer Özdağ’ın ve fikirlerinin anılmasına ayrıldığını belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, “ Muzaffer Özdağ Türk dünyasının jeopolitiğini hamasetten uzak jeopolitiğin konum yerlerine çekmek için çalıştı. Bu çerçevede Kıbrıs çerçevesinde oldukça fazla kafa yordu ve çalıştı. Kıbrıs meselesini sıradan bir mesele olarak değil, milli ve şahsi bir mesele olarak idrak etmiş ve çalışmalarını bu zihniyet üzerinden yapmış ve çalışmalarına yine bu anlayışla yoğunlaşmıştır. Kıbrıs konusunda çalışmalar yaparken aynı zamanda bir noktanın üzerinde durmadan geçmemek gerekiyor. Subay olan ablasının oğlunu 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtında şehit veren Muzaffer Özdağ, her zaman yavru vatana sahip çıkmış ve yavru vatanı asla mili düşüncenin ve anlayışın dışında olarak görmemiştir” dedi.

 

Hesap verecekler

Yavru vatanın satılmasının Türk Milletine ihanet etmenin eş anlama geleceğini her zaman Muzaffer Özdağ tarafından vurgulandığını dile getiren Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Yavru Vatan Kıbrıs’ta bugün kuzu kuzu çekilen bir zihniyet bulunmaktadır. Bu Türk milleti tarafından asla kabul edilemeyecek bir davranıştır, anlayıştır. Türk Milleti, topraklarının bir milimetresini bile teslimiyetçi bir anlayışla bırakmaz, bırakamaz. Bu ihanet anlamına gelebilecek bir davranıştır. Kıbrıs’tan kuzu kuzu çekilmeyi planlayanlar Türk Milleti demokratik seçimlerde elbette ki hesaplaşacaktır. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti, soylu ve asil Türk milleti” diye konuştu.

 

Pazarlama tutkusu yüksek

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon da, Rumların kurmayı istediği düzeni, Türkiye’nin başlangıçta son derece iyi niyetle yaklaştığı AB sürecini kullanarak hayata geçirmeye çalıştığını vurguladı. Tolon şunları söyledi: “Kıbrıs’ın kaderiyle ilgili olarak pazarlama ve satma tutkusu yüksek olanlar, “ver kurtul”cular, KKTC’nin egemenliğine son verilmesinden hiçbir endişe duymamaktadırlar. Ama biz öyle düşünmüyoruz.”

 

KKTC’den vazgeçilemez

Ulusal Uzmanlar Grubu, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit başkanlığında toplandı. Ecevit’in Oran’daki evinde yapılan toplantıda konuşan 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili eylem planını değerlendirdi. Her dönemde hükümetlerin bu tür açılımlar yaptığını söyleyen Denktaş, “Milli hedeften geri adım atmaksızın bu tür açılımlar olabilir. Türk halkının milli hedefi, Türk Cumhuriyeti’nin milli hedefi, sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından açıklanmıştır. Dini, dili ayrı halk vardır. Kıbrıs üzerinde Türk, Yunan dengesi vardır. Bunlar dikkate alınmaksızın kalıcı bir anlaşma yapmak mümkün değildir. Temennimiz ve çağrımız, Türk Hükümeti’nin ve TBMM’nin bu milli hedefi yeniden canlandırması…” dedi.  “AB’nin Kıbrıs’ı teslim almak istediğine” dikkat çeken Denktaş, “Temennimiz, KKTC’nin varlığından, egemenliğinden, temelinden hiçbir şekilde taviz verilemeyeceğinin bütün ilgililer tarafından bilinmesidir” diye konuştu. Bülent Ecevit da yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun tüm dünya için önem arz ettiğini söyledi. Sorunun çözümünde Türkiye’nin yanısıra Yunanistan ve İngiltere’nin sorumluluk sahibi olduğunu belirterek, Ada’nın da tarih boyunca hiçbir zaman bazı kesimlerin iddia ettiği gibi Rumların olmadığını belirtti.  Ceyhun Bozkurt,

Yeniçağ.06.Şubat.2006

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı