Hoşgeldiniz; Bugün 28 Şubat 2017 Salı

Basın


Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/ogsaowfr/public_html/application/view/default/press/index.php on line 21

Gözde Kılıç Yaşın TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda

Türkiye`nin Sesi Radyosu

10.07.2015

Gözde Kılıç Yaşın,  14:30'dan itibaren  TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda Srebrenitsa Soykırımı'nın 20.yılını ve BM'ye İngiltere tarafından sunulan  deklarasyonun perde arkasını değerlendirecektir. 

Gözde Kılıç Yaşın TRT AVAZ'da

TRT Avaz

10.07.2015

Gözde Kılıç Yaşın, TRT AVAZ'da Gökçen Oğan'ın sunumundaki Dünya Bülteni programında Srebrenitsa Soykırımı'nın 20.yılını ve BM'ye İngiltere tarafından sunulan deklarasyonun perde arkasını değerlendriecektir. 

Gözde Kılıç Yaşın TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda

Türkiye`nin Sesi Radyosu

17.04.2015

Gözde Kılıç Yaşın, TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda 10:30'dan itibaren Avrupa Parlamentosu'nun "soykırımı tanıma" çağrısını içeren kararını değerlendirmiştir. 

Gözde Kılıç Yaşın, TRT Ankara Radyosu'nda

TRT Ankara Radyosu

14.04.2015

Gözde Kılıç Yaşın, TRT Ankara Radyosu (Radyo 1) Gündem programında Papa'nın 100. yıl için düzenlediği ayinde 1912 Tehcir Kararı'nı değerlendiren yorumlarını analiz etmiştir. 

Gözde Kılıç Yaşın TRT Avaz'da

TRT Avaz

06.04.2015

Gözde Kılıç Yaşın TRT AVAZ'da saat 12:00-13:00 arasında yayınlanan Dünya Gündemi isimli programda Yunanistan'ın Euro Bölgesi'ndeki durumunu ve reform paketini değerlendirecektir. 

Prof.Dr.Ümit Özdağ'ın, Sputnik Türkiye'ye IŞİD'in Kimyasal Silahları İle İlgili Açıklamaları

Rusyanın Sesi

14.03.2015

Basında Enstitü ve Ümit Özdağ- Sadi Somuncuoğlu “Sahipsiz memleketin batması haktır...” adlı yazısı

Yeniçağ

22.02.2015

Türk Milleti olarak garip bir huyumuz var. Saldırıya uğruyoruz, mağdur durumdayız, ama aldırmıyoruz. Aşırı güvenden mi, yoksa madem haklıyız, saldırılar kendiliğinden biter mi diyoruz. Bitmezse ne olacak? Aklımıza bile gelmiyor. Haklıyız ya, yetmez mi? Telaşa ne gerek var diyoruz. Ateş kıvılcım halindeyken kolayca ve az maliyetle söndürülürmüş, bunu düşünemiyoruz. Mentalite böyle olunca da, haklılığımızı anlatmak, savunma yapmak bir yana, zaman içinde kendimiz de unutup gidiyoruz. Atalarımız  “su uyur düşman uyumaz”  demişler, ama nafile, aldırmıyoruz. Gün gelip ateş bacayı sarınca, işlerin nasıl çıkmaza girdiğini hep görmüşüz, ders almamışız. Saldırılar azgınlaşıp, dünya başımıza toplandığında da, hak yerini bulsun diye, ödemedik bedel bırakmamışız.
Uzaklara gitmeden, günümüzde şöyle bir gezinti yapalım da neler olmuş? Görelim. 
* Tarihte hiç devlet kurmamış olan Rum’un Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de, 
* Yunan’ın Batı Trakya ve Ege’de, Lozan’da sadece kilise iken şimdi   “Ekümenik”  ve  “Patrikhane” ye dönüştürülen İstanbul’da ve ülkemizi bölmeye yönelik Pontus sevdasında, 
* Bulgaristan’da, Suriye’de, Irak’ta, başımıza gelenlerde, 
* Emperyalistlerin,  “size devlet kurduracağız”  diyerek aldattığı isyancı Ermenilerin 1. Dünya Savaşı’nda ihanet ettiğinde; 1,5 milyon masum sivil Türk’ü katlettiğinde; ordularımızı arkadan vurduğunda; 1920 yılında Gümrü ve Moskova, 1921’de Kars Antlaşmaları’yla sınırlar belirlenip barış yapıldığı halde, 1974-85 yıllarında masum diplomatlarımız hayasızca katlettiğinde; 1992 yılında durup dururken Karabağ’ı işgal edip katliam, Hocalı’da hunharca  “soykırım”  yaptığında; hain, katliamcı ve soykırımcı kendileri değilmiş gibi utanmadan Türkiye’den  “Tanıma”,  “Toprak”  ve “Tazminat”  talebinde bulunduğunda,
* Türk Milletinin asırlardır egemen olduğu Anadolu’muzda; aziz vatanımızı, milletimizi ve devletimizi bölmek için Haçlıların güdümünde saldırıya geçen, 40 binden fazla insanımızın hayatına mal olan, kamu düzenini alt üst eden ırkçı terör örgütü PKK/KCK ihanetinin, Devletimizin meşru güçleriyle kolayca yok edilmesi mümkün iken, hainlerle pazarlık masasına oturup, Milletimize meydan okuyacak konuma getirildiğine yaşayıp şahit olmadık mı? 
Özetlemeye çalıştığımız, varlığımızı hedef alan bu saldırıların mağduru olduğumuzu kabul edenlerimiz ne kadardır? Kabul edenlerin ne kadarı, haklı davamızı savunmak üzere görev başındadır? Kabul etmeyenlerin gerekçeleri nelerdir? Neden sayılan tehdit ve tehlikeler nereden başlayıp, nerelere geldi diye düşünmüyorlar? Seyredilirse, tehlike daha nerelere varacak, demiyorlar?Acaba neyi bekliyorlar? 
Bu soruları çoğaltabiliriz, ancak şu gerçeği iyi bilmeliyiz ki; bu dünyada var olmak için, nemelazımcılığı bırakıp, milli birlik içinde haklarımız uğrunda  “savaşmalıyız.”  Hukuk bizimledir, tamam, ama milletin, bilgiyle ve inançla desteği olmadan başarıya ulaşmak çok zordur, hatta bazen mümkün değildir.  Egemenliğimizi, vatanın ve milletimizin bütünlük ve birliğini pekiştirmeden, haysiyet ve şerefimizi, insanlığa karşı görev ve iddialarımızı zafere ulaştırmamız mümkün olamaz.

Türk-Bir 
Yukarıda sıralanan milli davalarda birlikte hareket etmek üzere 27 sivil toplum kuruluşuyla, geçen sene  “Türkiye Sivil Toplum Birliği”  platformunu oluşturduk. Kısa adı Türk-Bir olan bu oluşum bir yıldır, konferanslar, platformlar düzenleyerek kamuoyunu aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu sene emperyal güçlerin kullanmaya devam ettiği Ermeni Diasporası ve Ermenistan’ın yaygın saldırılarına maruz kalacağımız malumdur. Buna karşı gerçekleri, hak ve haysiyet duygusuna sahip bütün insanlara duyurmak üzere bir program yapılmıştır. Buna göre bu yıl, 5 kitap yayınlanacaktır. Buna göre yerel STK’larla 16 ilimizde panel düzenlenecektir. İkisi roman, üçü inceleme olmak üzere beş kitap yayınlanacaktır. İlk kitabımız, Türk-Bir mensubu Gürbüz Mızrak tarafından yazılan “Aldatılan Kimlik -1914-2014- Yüz Yılın Hikâyesi” kitapçılara dağıtılmıştır. İkinci kitabımız, Milli Düşünce Merkezi Yöneticisi Ömer Sağlam tarafından yazılan  “Türk-Ermeni İlişkilerinde Bin Yıllık Uzun Yürüyüş (Hayır, onlar buharlaşmadılar)” baskıya verildi. Üçüncüsü, genç romancımız Emrullah Özdemir tarafından yazılan  “Ruhum Kıyama Kalktı”, baskıya verilmek üzeredir, dördüncü romanımız  “Hocalı Soykırımı”  üzerine olacaktır. Beşinci kitabımız ise Azerbaycan Kültür Derneği’nden, Türk-Bir mensubu Selçuk Önal tarafından hazırlanmakta olan Kafkaslardaki Ermeni mezalimini ele alan çalışmadır.
İlk panelimizi, Türkiye Barolar Birliği salonunda, 27 Şubat 2015, saat 19.00’da yapacağız. Konusu, Emperyalizm ve Aldatılan Kimlik: Ermeniler” hakkında olacaktır. Tarafımca yönetilecek olan panelde; açış konuşmasını Prof. Dr. Metin Feyzioğlu yapacaktır. Konuşmacılar: Prof. Dr. Ümit Özdağ (Ermeni Psikolojik Mücadelesi), Prof. Dr. Nurullah Çetin (Türk Edebiyatında Ermeniler), TBMM Bşk. Vekili Uluç Gürkan (Yargıda Bozulan Emperyalist Oyun), Talat Paşa Komitesi Başkanı E. Korg. İsmail Hakkı Pekin (Strazburg Değerlendirmesi) konusunda olacaktır. 
Buyurun Büyük Akif’e kulak verelim: “Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” 

Basında Enstitü ve Ümit Özdağ- Hanefi Bostan "İhanet süreci halkın uyanışıyla durdurulacak" adlı yazısı

Yeniçağ

22.02.2015

Dördüncü Kuvvet mi? AKP iktidarının ihanetini perdeleme, üstünü örtme, karartma kuvveti mi? Siz karar verin.
Tarih 15 Şubat 2015. Bizim vatana ihanet olarak gördüğümüz süreçle ilgili olarak, bundan sonra neler olabileceği tartışılıyor.
Oturumun görüntüsü oldukça etkileyici, hatta büyüleyiciydi. Zira toplantıda Dördüncü Kuvvet görüntü olarak eksiksiz temsil ediliyor. Programa altı meşhur gazeteci, beş akademisyen, terör uzmanı, aydın ve emekli asker katılıyor.
Ümit ÖZDAĞ sözlerini bomba etkisi yaratacak “Ordunun şu anda Büyük isyanı bastırma planını konuşmaya başladığını, bölgeye 15.000 komando gönderdiğini, askeri yetkililerin bu faaliyetlerini tam olarak açıklamamakla beraber, yumuşatarak (vatandaşın anlayamayacağı şekle dönüştürerek) kamuoyuyla paylaştı” cümlesiyle bitirdi.
Diğer sarsıcı açıklama, emekli General İsmail Hakkı PEKİN’in “Süreç başlarken ordu sürece karşı idi ” cümlesi oldu.
Bu iki cümlenin analizi süreçte olayların nasıl geliştiğini açıklamak için yeterlidir. Süreç başladığında Türk ordusu karşı çıkmıştır. Çünkü PKK ile yapılan anlaşmanın gereği olarak, teröristlerin sınırlarımızın dışına çıkması karşılığında Türk Ordusu önce bölgede araziden çekilmiş, sonra AKP hükümeti tarafından operasyon yetkisi elinden alınmış; sonra vatanın bölünmesi konusunda asla taviz vermeyecek, ihanete canı pahasına karşı çıkacak ordunun komuta kademesine kumpas kurularak devre dışı bırakılması sağlanmıştır. Sürece ilişkin delillerin yetersizliği ve operasyonların yurt dışına kaydırılmasının nedeni budur. Özetle AKP, PKK ile yaptığı anlaşmanın tüm şartlarını yerine getirmiş, ancak PKK, AKP’nin oluşturduğu otorite boşluğunu önce kırsalda, sonra belde ve ilçelerde, son olarak da illerde hâkimiyet alanları oluşturarak doldurmuştur. PKK ihanet süreciyle birlikte gücünü; bölgeye hâkimiyet, militan ve silah açısından en üst düzeye çıkarmıştır. Gaziantep ilimizin dışarıyla irtibatının 26 gün boyunca PKK tarafından kesilmesi ve 6 -7 Ekim tarihlerindeki isyan provası ve en önemlisi de olayların sona erdiriliş şekli, sürecin geldiği aşamanın en somut delilleridir.
Aslında Hakan Fidan’ın istifası ve Cumhurbaşkanının konuşmalarının neden bu kadar tartıştırıldığının cevabını da veriyor. Bu gelişmelerin tamamı ülkenin gerçek gündemini gizlemeye, karartmaya yönelik Bizans entrikalarını andıran algı yaratmaya yönelik operasyonlardır.
Bu iki cümle bölgede gelecekte olabileceklerin ipuçlarını vermektedir. Buna göre bölgede isyan çıkma ihtimali yüksektir. Bu tespit Türk ordusu tarafından yapılmış ve yumuşatılarak da olsa, kamuoyuyla paylaşılmıştır. Sürecin bundan sora nasıl devam edeceği oluşturulmaya çalışılan algıdan da anlaşılmaktadır.
Bebek katilinin, Diyarbakır’a nakledileceği fikrine kamuoyu alıştırılmak isteniyor. Ancak böyle bir durumda AKP iktidarına karşı oluşacak tepkinin büyüklüğü görülüyor. Bölgede isyan çıkacak, ancak bu defa isyanı durdurma şekli farklı olacak. Bebek katili Diyarbakır’a götürülecek ve sözüm ona isyanı orada durduracak. Böylece ihanet süreci çok önemli bir aşamayı da aşmış olacak.
Bu fiili durum karşısında özellikle AKP’nin bölünmeyeceğiz, Osmanlı olacağız yalanlarına inanarak AKP’yi destekleyen ve ülkenin bölünmez bütünlüğünden asla taviz vermeyecek geniş kitlelerin aldatılmışlık duygusuyla gösterecekleri infial muhalefetin tepkisiyle birleşecek. İşte bu kaçınılmaz son, İç Güvenlik Yasasının hangi ihtiyaçtan (?) doğduğunu gösteriyor.
Peki, bu iki cümle Dördüncü Kuvvet olmaya soyunan kesim üzerinde hangi etkiyi yaptı? Yarısı kızardı, yarısı ise sarardı. PEKİN’den sonra söz alan tecrübeli(!) gazeteci sararanlar arasındaydı. Sıkıntılı bir yüz ifadesiyle, Pekin’den “Asker, sürece karşı idi” cümlesinin teyidini istedi. Ama engin tecrübe kısa sürede devreye girdi.
Hiçbirisi ne ordunun güneydoğuda isyan bastırma planını, ne de ordu surece karşı idi tespitini konuşmaya, tartışmaya değer bulmamıştı.
İsyan edilecek tespitinden sonra hiçbir değer ifade etmeyen
Takvime dair açıklama ne zaman yapılacak?
Silahı bırakma çağrısı Nevruzda mı?
Silahsızlanma Kongresi toplanacak mı? gibi konularında saatlerce algı operasyonunu devam ettirdiler.
Oluşturmak istedikleri “İsyan değil barış olacak” algısıdır.

Gözde Kılıç Yaşın TRT Avaz'da

TRT Avaz

10.02.2015

Gözde Kılıç Yaşın TRT Avaz'da yayınlanan Dünya Bülteni programında Yunanistan'ın yeni hükümetini ve AB içindeki yerini değerlendirecektir. 

Gözde Kılıç Yaşın TRT TSR'de Merhaba Dünya'da

Türkiye`nin Sesi Radyosu

29.01.2015

Gözde Kılıç Yaşın, TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda yayınlanan Merhaba Dünya programı için 29 Ocak Milli Direniş Günü ve Batı Trakya Türkleri için bu günün önemini değerlendirmiştir.

Gözde Kılıç Yaşın, TRT TÜrkiye'nin Sesi Radyosu'nda

Türkiye`nin Sesi Radyosu

28.01.2015

Gözde Kılıç Yaşın, TRT Türkiye'Nin Sesi Radyosu'nda yayınlanan YENİGÜN programında Yunanistan seçimlerini ve sonuçlarını değerlendirecektir. 

Gözde Kılıç Yaşın Ulusal Kanal'da

ulusal kanal

27.01.2015

Gözde Kılıç Yaşın, Ulusal Kanal'da Yunanistan seçimlerinde SYRİZA'nın başarısını ve Yunanistan'ın AB ile yeni dönem ilişkilerini değerlendirecektir.

Gözde Kılıç Yaşın TRT Ankara Radyosu Gündem'de

TRT Ankara Radyosu

27.01.2015

Gözde Kılıç Yaşın, TRT Radyo 1 Gündem programının 7 Ocak 1973'te  ASALA terör örgütünün ilk şehitleri olan Mehmet Baydar ve Bahadır Demir'in anısına hazırlanan bölümünde ASALA terör örgütünü ve Doğu Perinçek'in AİHM'deki davasındaki yeni aşamayı değerlendirecektir.

Gözde Kılıç Yaşın, TV Net'te

TV Net

26.01.2015

Gözde Kılıç Yaşın TV Net'te Yunanistan erken genel seçimlerini değerlendirmiştir. 

Gözde Kılıç Yaşın Rumeli Tv'de

Rumeli TV

12.01.2015

Gözde Kılıç Yaşın, Rumeli TV'de yayınlanan Balkan Gündemi'nde Yunanistan'da yapılacak erken genel seçimleri değerlendirecektir. 

1 234567
google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı