Hoşgeldiniz; Bugün 22 Şubat 2017 Çarşamba
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|31 Mayıs 2013 Cuma

Muzaffer Özdağ

Muzaffer Özdağ tarafından yazıldı.

           Bu yazı Hızırbek Gayretullah tarafından Doğu Türkistan Göçmenler Derneği yayın organı “Doğu Türkistan” dergisinin 188’inci sayısında yayınlanmıştır.

  Çin işgalindeki Doğu Türkistan Türklüğü büyük savaşçılarından birini daha    kaybetti. Çin mezalimindeki bu Türk yurdunun özgürlük mücadelesindeki Doğu Türkistanlı olmamasına rağmen, bu ata yurdunda uygulanan Çin jenotisini, tehdit ve tehcirini ,vazıh kalemi ile dile getirenlerdir. Doğu Türkistan’ı tarih,coğrafya, ekonomik, jeopolotik ve sosyokültür olarak çok iyi biliyor ve yorumluyordu.Nerede ne zaman Doğu Türkistan ile ilgili seminer ,konferans gibi toplantı varsa ,rahmetli oradaydı.Doğu Türkistan ile ilgili yayımlanan dergi,kitap ve risalelerde onun imzası her zaman göze çarpardı.

                Kendileri kamuoyu 1960 ihtilalinde Milli Birlik Komitesi üyesi olarak tanıyordu. İhtilale katılan genç bir kurmay yüzbaşıydı. Ancak,her ihtilali yapanlar arasında çıkan anlaşmazlıklar da biri,diğer tarafı bertaraf ettiği gibi ,M.ÖZDAĞ 13 Kasım hareketiyle 14’ler arasında yer alacak ve Tokyo’ya sürgün edilecekti.Tokyo’da Rusya ve Çin’deki komünist rejimden iltica eden Orta Asya(Türkistan)kökenli Türkler yaşamaktaydı.Bilhassa Kazan’dan Japonya’ya giden Tatar Türkleri,milli benliklerini kaybetmemek için kültürel faliyetler gösteriyor ve özellikle Türkiye’de bulunan Türkistan’lılarla münasebette bulunuyorlardı.Bir gün Tokyo’dan bir mektup almıştım.Mektupta Türk Sefaretinde Muzaffer ÖZDAĞ adında bir zatın  yeni göreve başladığını ve kendilerine olağan üstü bir yakınlık gösterdiğini ;Tokyo’da yaşayan Türklerin kültürel yönden organize olma çabalarına katkıda bulunduğu böyle bir  Türkiyeli diplomatla hemdert olmasından memnun olduklarını ifade ediyorlardı.

                   M.ÖZDAĞ bey’i o sıralarda yayın hayatında olan haftalık “Milli Yol”  dergisi idare Müdürü iken, dergiye gelen heber ve yazılardan gıyaben tanırdım .

                    1965 yılıydı.O zamanki adıyla C.K.M.P İstanbul il teşkilatının  Cağaloğlu Klodfarer caddesindeki binasında sekreter olarak görev yapıyordum.Biraz evvel Ankara’dan Genel Başkan Sayın Alparslan Türkeş bey gelmiş,dinlendikten sonra İl başkanı ile birlikte dışarıya çıkmıştı.Kapı çalındı,koridorda üç kişi ilerliyordu.Biri uzun boylu,kumral,atletik yapılı,biri esmer,hafifçe şişman,kısa boylu diğeri ise kumral,orta boylu,güleç yüzlü,çevik adımlarla yürüyordu.Hemen odamdan çıkarak gelen zevatı buyur ettim.Kendilerini tanıttılar.Yarbay Mustafa KAPLAN,Yüzbaşı Ahmet ER ve Muzaffer ÖZDAĞ.Her üçüde 1960 27 mayıs ihtilalini yapan ihtilalcilerdi ve 14’ler grubunu oluşturuyorlardı.Grubun liderliğini de rahmetli Alparslan TÜRKEŞ üstlendiği için,şimdi Başbuğun aktif politikaya atıldığı partide onun yanında yer alıyorlardı.

                    Bende kendimi tanıtarak, Başkanlık odasına buyur ettim. Zevattan Muzaffer ÖZDAĞ;

                    “Sen Türkistanlı mısın, batıdan mı,doğudan mı?”diye sordu. Çünkü;Türkistan dediğimiz diyarın,o günlerde Rus işgalinde olan kısmına Batı Türkistan(SOVYET TÜRKİSTANI)Çin işgalindeki olan kısmına da Doğu Türkistan (ÇİN TÜRKİSTANI) DENİLİYORDU.Şimdi Batı Türkistan’da  üç Türk Cumhuriyeti doğdu.Doğu Türkistan’da Çin işgali devam etmektedir.”Doğu Türkistanalıyım” dedim.

                     “Sahi, unuttum. Sen bu konularda yazılar yazıyorsun, okuyorum.Kalemin kıvrak,ifadelerin düzgün,Çin’le uğraşmak zorlu iş,kendini iyi yetiştir.Bu konuda ata yurdun senin gibi azimli gençlere ihtiyacı var” diyerek iltifatta bulundu.İşte, o günden sonra M.ÖZDAĞ Beyle daha yakından ilgilenmeye başladım.Ankara’da Ulus Posta Caddesi’nde Hanif Apartmanındaki avukatlık ofisine her Ankara’ya gidişimde uğrar,Türk dünyası ve özellikle Doğu Türkistan konusundaki,engin bilgisinden istifade etmeye çalışırdım.

                     1978 yılında Sovyetler Birliği’ni ziyaret etmek üzere resmi bir davet almıştım.O dönemde bir demir perde ülkesine seyahat etmek pek kolay değildi.Bir defa ,yıllarca komünizm aleyhine makaleler,kitaplar yayınlamış,konferans,seminerler vermiş,anti-komünist teşkilatlarda bilfiil görev almış benim gibi bir kimsenin,böyle bir davete evet demesi,riskliydi,Düşündüm,taşındım konuyu Bağbuğ Türkeş’e arz etmek üzere Ankara yoluna koyuldum.Başbuğ Türkeş,bu seyahati yapmamı salık verdi.Gerçi,bazı Türkistan ve Azerbaycan kökenli antikomünist yazar arkadaşlarımız bu tip davetle demir perdeye gitmişler fakat dönmemişlerdi.Başbuğ, benim için böyle bir tehlike ihtimali olmadığını, zira arkamda güçlü bir kitlenin olduğunu ,bu faktörleri komünist yöneticilerin dikkate alacaklarını söyledi ve ilave etti;

                       “Ankara’daki ilgili yerlerden gereken belgeler için, seni ÖZDAĞ’A yolluyorum. Gerekeni yapacaktır” dedi.Bir saat sonra M. ÖZDAĞ’ın ofisinde idim.Durumu bir kere daha arz ettim.Bana,döndü;

                       “Üstad, Başbuğ’un görüşüne bende iştirak ediyorum.Kanaatime göre,komünizmin bir kırılmaya,çökmeye ve gevşemeye doğru gittiğinin bir işaretidir,seni davet etmeleri,”dedi.Saatine baktı;”Hadi kalk,senin bürokratik işlemlerini halledelim” dedi.Ogün öğleden sonra 3-5 saat bana zaman ayırdı,gerekli belgelerimi temin etmeme müzahir olmuştu.

                        Muzaffer ÖZDAĞ Bey’e göre Türk dünyası “540, 1299, 1919 ,”da değil ,  21. Yüzyıldaydı.”Tehdit,tehcir,jenosit ve işgal altında olmamalıydı.Bunun için de şuurlu bir milliyet anlayışına,özlü bir coğrafya ve muhtevalı bir tarih bilgisine sahip olunmalı,”derdi.

                     Türk dünyası yeri doldurulamaz bir düşünce evladını, yiğit ülkü adamın kaybetmiştir. Mekanı cennet olsun,Allah rahmetini esirgemesin.

       

Bu yazı 5742 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı